• BIST 82.293
  • Altın 147,597
  • Dolar 3,8212
  • Euro 4,0743
  • Rize 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 0 °C
  • Trabzon 8 °C
  • Samsun 6 °C

Uzun adam, milletine kimliğini hatırlattı

D. Ali TAŞÇI

 

                Roger Garaudy’yi Türkiye’deki Müslümanların birçoğu tanır. 2 Temmuz 1982’de Cenevre’de Müslüman olan bu ünlü düşünür, aslen bir Fransız. Türkçeye de tercüme edilen birçok kitaplarının yanında Hece Yayınları tarafından tercüme edilip 2004’te Türk okuyucusuna sunulan “ Hatıralar” adlı kitabı bir şaheser niteliğinde. 20 Yüzyıl’a tanık olmak isteyenler bu kitabı okumalıdır.

                Kitabı özetleyecek değilim; ancak Fransa’ya göçe zorlanan bir Cezayirli işçinin Garudi’ye anlattıkları, aslında hepimizin son yüzyıldaki ortak hikâyesi. Cezayirli işçiyi dinleyelim:

                “ Fransa’da işe başladım. Büyük oğlum okula gitti. Kötüleştiğini gördük. Dövdük. Öncelikle okul bir felaket: Evde Arapça konuşuluyor, bu durumda o, sınıfta engelleniyordu. Ona öğretilenlerin hepsi, ne kadar az da öğrense, onu bizden koparıyordu. Ona tarih derslerini ezberletirlerken karnıma sancılar giriyordu. Bizden orda nasıl söz edildiğini bir bilsen! Oğlum, evde bize ters bakıyordu. Sözcüklerle bir dünyayı herkese yutturdular, ama o sözcüklerin içindeki dünya bize ait değildi.”

                Sömürgecilerin kendi çıkarları için bütün dünyayı ateşe verebileceklerini geçtiğimiz asırlarda gördük ve halen daha derin olarak da görmekteyiz. Girdikleri yerlerde kaba kuvvetle ve vahşice öldürdükleri masum insanlar bir yana, gençlerin beyinlerini “bilim” adına iğdiş etmeleri ve gençleri kendi kültür ve tarihlerine düşman olarak yetiştirmeleri daha büyük bir vahşet olarak karşımızda durmaktadır. Sözcükler öğrettiler, ama o sözcüklerin içindeki dünya bize ait değildi. Sinemamız, romanımız, müziğimiz … vardı, ama içinde biz yoktuk. Her türlü etkinlikleriyle, sinema, müzik, tiyatro, roman vb. gençlerimizin dimağları yıkanıyor ve onlar kendi medeniyet ve kültürlerine  karşı adeta düşman kesiliyorlar.

                Sözü “ Uzun Adam”a getirmek istiyorum:

                Kendi medeniyetinden kopmamış, halkının dertlerini dert edinmiş, hizmeti aşk bellemiş ve bu uğurda candan da geçmiş, gecesini gündüzüne katarak bir yeniden doğuş ve varoluş destanı yazan “Uzun Adam”ı sömürgeciler ve onların salyasından beslenenler niçin sevsinlerdi?

                Tarih lideri yetiştirir, sonra lider tarihi yapar. Zamanın ruhu çok önemli bir yerde durur;  vakti gelince de olması gereken olur. Olumlu veya olumsuz, son yüzyıldaki liderler ve zamanlarına baktığımızda bunu görürüz. Lenin, kokuşmuş bir Rusya’nın ardından doğan liderdi; onu tarih sahneye sürdü, ama kendisi sonradan tarihe damgasını vurdu. Hitler, Birinci Dünya Savaşı sonrası bölünmüş Almanya (Almanya- Avusturya) tarihinin meydana saldığı birisiydi ve sonunda olanlar olmuştu.

                Osmanlı sonrası bir devlet oluşturabildik; fakat bu yapılanma, tarih ve medeniyet köklerimizden koparak geliştiğinden, halkla devletin zirvesi arasında daima bir kopukluk yaşandı. Bunun örneği, her on yılda bir darbelerin gündeme gelmesiydi. “ Ey halk! Senin seçtiklerin bana uymuyor, öyleyse…” denildi ve darbelerle halk dizayn edilmeye çalışıldı.

                Sonunda zamanın ruhu ortaya çıkarak bu yanlış oluşum ve gidişlere  “Uzun Adam”la “dur” dedi ve bunda da başarılı oldu; çünkü vakti gelmişti. Vakitsiz öten horoz değildi.

                Hayattan, yaşamaktan umut kesilmedikçe yeni anlar doğmuyor. Böyle bir durumla baş başa bulunan İslam âlemi ve Türkiye, uyanışının bedelini ödemeliydi, emperyalistlerce.  Bu uyanışın liderliğini yapan kişi de yok edilmeliydi!

                “ Üç yıldır Uzun Adam’ın ölmesini bekliyorlar”mış! Geç kalmışlar aslında, daha erkene almalıydılar. Dışarıdakiler bizi üzmez, ama içimizde karıncalanma varsa işte bu acı dayanılmazdır.

                “Paralel yapı”nın ses kayıtlarına dayanarak Star Gazetesi’nin (15. 02. 14) yaptığı haber şöyle:

                “ Üç yıldır Uzun’un (Erdoğan) ölümü için dua ediliyor. Hâlâ ayakta. Demek ki halisane dua etmiyorsunuz. MOSSAD, CIA ve diğerleri Uzun’u götürmek istiyor. Bize de onun akılsız davranışları yüzünden “159 ülkedeki okullarınızı kapatırız ya da RTE’yi götürürsünüz.” diyorlar. Hizmetimizin selameti için bir kişi veya ülke gitse ne olur?”

                Uzun Adam ne yaptı da bütün bunları hak etmiş oldu?

                Birkaç asırdır uyuyan coğrafyayı uyandırdı. Halkından farklı olmadığını yaşayarak gösterdi. Yaşlılar onu evlat, yaşıtları kardeş, gençler ve çocuklar baba bildi.  Uzun Adam, aslında büyük bir suç işledi; işte bu affedilemezdi, halkını kimliğiyle buluşturdu. Kimliğini tanıyan bir toplum ölebilir, fakat medeniyetinden, kültüründen taviz vererek yaşamaz. Bu durum da müstevlilerin hiç hoşuna gitmez.

                Tarihi iyi okursanız şunu görürsünüz: Zaferler de yenilgiler de mevsim mevsim milletleri yoklar. İçinde bulunduğumuz mevsim, Müslümanların baharıdır; derin dondurucuları meydanlara salsanız da kışı getiremeyeceksiniz. Tarihin ortaya çıkardığı liderin adı da Recep Tayyip Erdoğan’dır, onu öldürseniz de ruhu, milletini aydınlatmaya devam edecektir.

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40