• BIST 89.843
  • Altın 145,566
  • Dolar 3,5962
  • Euro 3,9115
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 8 °C

YAZAR ARKADAŞLARIN DİKKATİNE!

Ali GÜNAY

Aydın ve bilge kişiler yaşadıkları dönemlerde pek değer almazlar.  Tarih bunların örnekleri ile doludur. İnsanlık tarihi boyunca bilge ve aydın kişiliklerin yaşadıkları dönemden çok daha sonraları değerlerinin anlaşılması Galile’den, Yunus’tan, Pir Sultan Abdal’dan, Namık Kemal’den, Nazım Hikmet’ten ve N. Fazıl Kısakürek’ten örnekler vererek izah edebiliriz. Bilim adamları, düşünürler yaşadıkları dönemlerde kendilerini kabul ettirmekte çok zorlandılar, sıkıntı çektiler ve bedel ödediler. Bu bize o kişiliklerin yaşadığı dönemden çok daha ileride yaşadıklarını,ileri görüşlü olduklarını,asırlar sonrasını düşünebildiklerini göstermektedir.Bu özelliklerinden dolayı çağdaşları tarafından kabul edilmemiş,horlanmışlardır.Buna rağmen hedeflerinden,insanlığı aydınlatma sorumluluklarından caymamışlar…

Aydın, çağının tanığıdır. Gazeteci bir aydındır. Tanıklığının yanında içinde bulunduğu topluma borcu olandır. Onun aydınlatma gibi kutsal bir görevi vardır. Bunu yaparken zaman zaman bazı bedeller ödemiş, sıkıntılara düşmüştür. Ama bilgilendirmekten de vazgeçmemiştir. Onun için o her zaman muhaliftir. Hiç bir kategoriye, guruba ve görüşe sığmaz. Bunların üstünde olup her zaman doğruları yılmadan aktarmıştır.

Gazeteci veya aydın korkmaz.”Odun kırıcısını hah deyicisi” gibi egemen olanların her yaptığına, tüm söylediğine destek olmaz. İyileri takdir ederken eksik ve aksaklıklarla ilgili eleştirilerini çekinmeden yapar. Asla”Kraldan çok kralcı” olmaz. Yazdıkları ile topluma bir şeyler katmaya çalışır.

 Yazar arkadaşlar, hepimiz bir ailenin üyeleri gibiyiz. Her birimizin tarzı ve bir dünya görüşü olsa da hedeflerimiz, yaşadığımız vatan, bayrak ve diğer anımsayamadığım kutsal değerlerimiz birdir, ortaktır. Aramızda sadece nüans farkı ve hedefe varış sürelerinde farklılıklar vardır. Hepimiz “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” şiarını kabul eden iyi niyetli, vatanını ve milletini seven kişileriz. Aynı geminin yolcularıyız. Hiç birimiz geminin su almasını istemeyiz. Çünkü bu durumda hepimizin akıbeti aynı olacağını biliriz.

Evet!

Site ailesinin çok değerli yazar üyeleri!

Size birkaç soru ile seslenmek istiyorum:

  1. Köşe yazıları okumak şöyle dursun birbirimizi tanıyor muyuz?
  2. Bir arkadaşımızın yazısı ile ortaya koyduğu toplumsal bir soruna “ her birimizin kilimin birer ucundan tutmak” anlayışı ile yaklaşıp katkı sunabiliyor muyuz?
  3. Sorunları neden ve sonuçları ile ortaya koyup çözüm önerebiliyor muyuz?
  4. Okuyucu kitlesini yazı yazarken düşünüp onların anlayabileceği sadelik ve seviyede aktarabiliyor muyuz?
  5. Daha çok insanın okumasını mı yoksa yazdıklarımızdan okuyucunun bir şeyler öğrenmesini hedefliyoruz? Bu konuda onlar adına empati koyabiliyor muyuz?
  6. Birbirimizle ilgili önyargılarımızı yıkabiliyor muyuz?
  7. Yazılarımızı hep aynı rumuz ve isimlerden oluşan okuyucu kitlesinin yorumladıklarını, çok az kişinin kendi orijinal adını kullanabildiğinin sebebini anlayabiliyor muyuz?
  8. Birbirimizin yazılarını yazar olarak biz okumadığımız halde bu davranışı okurlarımızdan beklemek dürüstlük olup olmadığını hiç düşünebiliyor muyuz?
  9. Yazdığımızdan korkmadığımız metinlerden okuyucunun korkmasını sağlayan nedenlerin neler olduğu, onlara bu güveni veremeyişimizin kökeninde ne yattığı hakkında inceleme yapabiliyor muyuz?

Değerli arkadaşlar!

Biz önce çuvaldızı kendimize batırmak, eğri oturup doğru konuşmak zorundayız. İçinde yaşadığımız topluma olan borcumuzun gereği olarak önemli sorunları belirleyip zaman zaman masaya yatırmak, başta ışığımızla kendi ve birbirimizi tutuşturmak zorundayız. Bir mumun ışığını bir diğerine tutuşturması ile ışığında hiçbir eksilme olmaz ama karanlık biraz daha aydınlanır.

Sosyal hayatta yapılanlar, söylenenler ne % 100 tam doğru, ne de % 100 tam yanlıştır. Bizden istenen eksikler ve hataların net bir şekilde çözümleri ile birlikte ortaya koymak.

Önemli ve yaşamsal değeri olan toplumsal bir sorunu gelin hep birlikte tartışalım. Bunu görsel medya kanalı ile yapabileceğimiz gibi köşe yazıları aracılığı ile de gerçekleştirebiliriz. Ya da sizlerin daha güzel ve ilginç önerileri olabilir.

İlk birkaç öneri benden;

  1. Sünni-Alevi ayrımcılığının İslam da yeri olup olmadığını,
  2. Müslümanlığın ABD ve AB ye körü körüne uymak anlamına gelip gelmediği, Batı bloğunun vazgeçilmez olup olmadığını,
  3. HES’leri,
  4. Çaykur ve sorunlarını, özelleştirilmesini tartışalım.

Arkadaşlarımız arasından güzel örneklerle katkı yapanlar yok değil.

Örneğin Abdullah Uzun Pazar’ın sorunları, Bilge Fırat milletimizi kemiren terörü ve Osman Kaya arkadaşımız da İhsan Eliaçık üstadı İlçeye davet ederek kayda değer çalışmalara imza attılar. Onları kutlar teşekkürlerimi sunarım.

  • Yorumlar 14
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40