• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Samsun 16 °C

Yazar ve okuyucu etiği üzerine notlar

Osman KAYA

Yazı yazmak, büyük sorumluluk ister. Hele yazarın yazdıklarını, diğer insanlarla paylaşması çok daha büyük sorumluluğu beraberinde getirir.
Bu nedenle pek çok yazar, yazdıklarını kimseyle paylaşmak istememiştir. Mesela Franz Kafka, yazdıklarının öldükten sonra yakılmasını istemiştir.
Fakat pek çok yazar da yazının bir paylaşım olduğunda hem fikirdir.
Bu çerçevede yazarların çok büyük çoğunluğu yazılarını sadece ‘başkaları’ için yazarlar.
Bir kısım yazar için de yazı yazmak hem yazarın ‘kendi içine yaptığı bir yolculuktur’ hem de iç dünyada üretilenlerin ‘başkalarıyla paylaşımı’dır.
İşte bir yazarın (bana göre ) takınacağı en güzel tavır, bu tavırdır.
En güzel yazı etiği de kanımca bu tutumla beraber ortaya konulur.
Yazar, yazılarını paylaştığı andan itibaren, sorumluluk alanına girmiş olur.
Bu sorumluluk çerçevesine biz ’yazı etiği’ diyoruz. Yazı etiğinde yazar öncelikle ‘paylaşımcı’dır.
Yazar sahip olduğu düşünceleri paylaşır. Doğru bildiklerini ve en değerli hazinesi olan bilgisini paylaşır.
İşte bu paylaşım sürecinde yazar ‘samimi’ olmak durumundadır. Bedeli ne olursa olsun, doğruları yazmalıdır. Birilerinin hoşuna gitsin diye yazan yazar, fikir namussuzudur.
Birilerinin hoşuna gitmez diye yazan yazar da aynı konumdadır.
Samimiyetin göstergelerinden biri de tutarlılıktır. Tutarlılık ‘mantığa hâkimiyeti’ ve ‘derin felsefi zemin üzerine durmayı’ zorunlu kılar.
Yazar ‘öğretmendir’ Doğru bildiklerini aktarırken aynı zamanda bu bilgilerin öğrenciliğini de yapar.
Yazar ‘öğrencidir’ Yazdıklarının yaşamla sağlamasını yapar…
Okuyucudan aldığı dönütlerle kendine yeniden ve daha sağlıklı zeminler üzerine yön çizer.
Yazar ‘sanatçıdır’ doğruyu yazarken onu ‘en güzel söz’ ile ve ‘en güzel tarz’ ile aktarmaya çalışır.
Yazar yazarken mümkün olduğu kadar ’sloganlardan’ uzak durur. Sloganların (Cemil Meriç’in ifadesiyle) ‘idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri’ olduğunun bilinci ile hareket eder.
Ve yazdığı her yazının mutlaka arka planını verir.

Yazar bazen ‘bir ansiklopediyi bir cümlede hülasa eder’ bazen de ‘bir cümleyi bir ansiklopedi kadar tefsir eder.’ Yazarlık bir anlamda budur.
Her yazı bir sunumdur.
Her sunum bir emek ister. Her insan içi olduğu kadar, her yazar için de en kutsal değeri emeğidir.
‘Emeğine saygı duyulmasını ister’ Bunu isterken öncelikle kendi emeğine kendisi saygı duyar…
Edebiyat tarihine baktığımızda, bir yazarı diriltip yücelten, ya da arzın yedi kat dibine gönderen çoğu kere okuyucudur.
Bu diğer sanat dallarında da böyledir.
Nice yazarın, düşünürün sanatçının, şairin, yaşarken kıymeti bilinememiş, açlık ve sefalet içinde can verirken öldükten sonra adı üzerinden çok para kazananlar olmuştur.
Bazı yazarlar da yaşarken kral sofralarında ağırlanmış ama ölümleri ile birlikte adları sanları dahi anılmaz olmuştur.
Ahlak tek yönlü bir olgu değildir. Ahlak, işin içinde olan tüm tarafları içine alır.
Bir yazıda söz konusu olan iki taraf vardır. Bunlardan biri yazar, diğeri de okuyucudur. O zaman bu süreçten iki taraf da sorumludur.
Bir yazı ile ilgili olarak sadece yazarı sorumlu tutmak, ya da ‘etik’in tekil tarafı olarak değerlendirmek, doğru bir bakış değildir.
Okuyucu, en az yazar kadar ‘sorumludur’
Öncelikli olarak ele aldığı metni ‘bütünüyle ve çok yönlü’ okumadan değerlendirmemelidir.
Değerlendirme yaparken ‘samimi, içten’ olmalıdır.
Yazara ya da yazının konusuna karşı ‘önyargılı’ olmamalıdır.
Okuyucu yazıyı ‘olduğu gibi ve yazarın kastettiği gibi’ anlamalıdır. Kendi anlayışını ve değerlendirmesini ‘mutlak gerçeklik’ gibi görüp, değerlendirmemelidir.
Okuyucu, yazarın yazısının bir emek ürünü olduğunu dikkate almalı ve ‘emeğe saygı’ duymalıdır.

Okuyucu, yazarın o yazısını okumadan önce ya da sonra konuyla ilgili ‘başka okumalar’ yapmalı, altyapı geliştirmelidir.
Okuyucu eğer yazarın yazısı hakkında bir değerlendirme ya da yorum yapacaksa ‘yazının üzerine yeniden yazı yazmak’ gibi ağır bir sorumluluğun altına girdiğinin muhakkak farkına varmalıdır.
Yine okuyucu yazardan fikri namus beklerken kendisi de okuyucu namusuna sahip olmalıdır. Yazarın namusu hakkı her koşulda söylemek, okuyucunun namusu ise hakkı söyleyen yazara her ne pahasına olursa olsun elinden geldiğince sahip çıkmaktır.

Yazar da okuyucu da edebi ürüne bu etik pencereden bakarlarsa sonucun daha güzel olacağı kanaatindeyim..

  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40