• BIST 107.791
  • Altın 151,401
  • Dolar 3,6652
  • Euro 4,3268
  • Rize 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • Trabzon 19 °C
  • Samsun 18 °C

Yeşil kuşak projesi ve şeytanların kuklaları

Seyfullah FIRAT

               

            Yeşil kuşak diye bilinen İslam coğrafyasın da son zamanlarda tuhaf şeyler oluyor. Ezilmişliğin, aşağılanmışlığın ortaya çıkarmış olduğu haklı tepkiler birilerini ürkütmüş olmalı ki, şimdi eski tüfekler çöpe atılarak toplumu susturmak ve yeniden uyutmak için yeni kurtarıcıların toplumun önüne sürülmesi tasarlanmış gözüküyor.

           Olup bitenleri herkes kendi penceresinden değerlendiriyor. Kimilerine göre asırlardan beri uyumakta olan Müslümanlar uyanıyor, kimilerine göre de bu olup bitenlerin arka planında da aynen bizde olduğu gibi bir takım şeytan değirmenleri döndürülüyor.

           Değirmeni döndürenler her zaman olduğu gibi yine perde arkasından kıs kıs gülerken, yıllardan beri bir kurtarıcının gelmesini beleyen bir takım ahmaklarda bu şeytan değirmenlerine Amerikan kovalarıyla su taşıyorlar gibime geliyor.

          Olaylar hakkında görüş belirten veya önsezide bulunan çevrelerin hangisinin düşüncelerinin isabet kaydedeceğini elbette zaman gösterecek. Ne yazık ki, sosyal hadiselerin veya uzun vadeli dış güdümlü siyasi stratejilerin neticelerinin tam olarak gün yüzüne çıkması uzun yıllar aldığı için bu konularda ahkam kesenler haklı veya haksız olup olmadıklarının zevkini veya mahcubiyetini yaşayamadan bu dünyadan göçmüş olacaklar.

          Tunus ta başlayıp ve diğer Arap ülkelerini sallayan halk hareketlerini uyanan halklarının tepkisi olarak anlamak belki de bölge insanları için öldürücü bir yanılgı olacak. Olup biten olaylara temkinli yaklaşmak ve olup bitenlerin görüntüye çıkan yanlarından daha çok gelecekte ki neticelerine bakmak bence en akıllıca yol olur.

          Birden çok Arap ülkesini yerinden sallayan, mevcut yönetimleri yerle bir edip Firavunun beş bin yıllık mumyasını tahrip etmeye kadar uzanan toplumsal deprem bana Fillerin avlanma hikayesini çağrıştırdı.
        
          Fillerin avlanması hikayesine kısaca değinerek bizim bakış açımıza açıklama getirmeye çalışalım. Filler hantal hayvanlardır. Guruplar halinde gezmeyi severler. Koyunlar kadar olmasa da saf hayvanlar kategorisinde yer alırlar. Kısaca söylenmek gerekirse, filler görüntüleri büyük olduğu kadar akıl ve idrak bakımından cüce hayvanlardır. Bu hantallıklarından dolayıdır ki, avcılarının kazdıkları kuyulara çok aptalca düşerler.

          Saf Filler avcıların kazdıkları kuyulara düştükten sonra fil avcıları siyah elbiselerini giyerek çukurların başına gelirler. İnsafsız avcılar çukurlara düşen ve bir kurtarıcı beklemeye mahkum olan fillere ellerinde ki sivri mızraklarla günlerce işkence ederler.

         Yapılan ağır işkenceler fillerin canlarına tak ettiği bir noktada, kurnaz fil avcıları siyah elbiselerini çıkarıp beyaz elbiselerini giyerek tekrar çukurun başına geldiklerinde bu defa ellerinde mızrak yerine kerpetenler bulunur.

            Siyah elbiseli acımasız işkencecilerden nefret eden filler, bu defa beyaz elbiseleriyle çukurun başında bekleşen avcıların aynı canavarlar olduğunu düşünemediklerinden, zalim avcıları kurtarıcı melek zannedip onlara teslim olurlar. İşin sonunda ne yazık ki fil avcıları fillerin dişerini sökerek amaçlarına varırlar. Filler yanıldıklarını anlasalar da ne yazık ki işi işten çoktandır geçmiştir.

         Bu hikaye yi anlatmamın sebebi, benzer bir oyunun burada da oynanmakta olduğu hakkında  kullandığın yöneticilere yaptırdığın zulümlere karşı halk katmanlarında biriken tepkileri nötralize etmek şarttır. Uyuyan veya uyutulan insanlar uyanmaya başladığında yeni bir uyuşturucu vermek gerekir. Bu insanların önüne yeni bir kurtarıcı koymayı beceremezsen asırlık yeşil kuşak projeni askıya almış olursun..

        Yakın çevremizde olup biten olaylara ben şahsen bu pencereden bakıyorum. Olayların geleceği ve neticeleri hakkında kaygı duyuyorum. Yıllardan beri sindirilmiş veya bir şekilde silikleştirilmiş halk yığınlarının bir anda güçlü bir örgüte dönüşmesi veya kitlesel eylemlerde ortak bir şuur ortaya koyması toplum psikolojisine ters düşen aldatıcı bir görüntüdür. İşin içinde oldukça iyi tasarlanmış, uzun vadeli düşünülmüş bir takım hesapların olduğu noktasında ciddi şüphelerim var.

           Tunus ta başlayıp diğer Arap ülkelerinde devam eden olayların Türkiye yi teğet geçtiğini söyleyenler bu milleti hiç tanımayan aklı kırık zevattan olsa gerek. Bizim coğrafyamızda yaşayan tecrübeli bir millet var. Türk milleti, Arap toplumları gibi bir insan molozu değildir. Türk tarihinde hiçbir zaman geniş çaplı halk hareketleri olmamıştır. Bizim toplumumuzdan benzer bir çıkış bekleyen salatalar ciddi bir yanılgı içerisindedirler.

           Bizim toplumumuz bu işleri demokrasinin kuralları içerisinde halledecek. Türk milleti beyaz elbise giydirilmiş sahte kurtarıcılara uzun süre kanacak bir saflık içerinde değildir. Türk milleti siyah giyeni de beyaz giyeni de tanımış ve şimdi yeni bir hamleye hazırlık yapmaktadır. Bu hamle sandıkta olacak ve birileri sandığa gömülerek siyası mevta ya dönüşecektir.

          Türkiye yi karıştırmak isteyenler avuçlarını yalasınlar. Türkiye ne Mısırdır nede Tunus. Türkiye devlet tecrübesi sonsuz olan ender milletlerdendir. Zihinsel olarak her ne kadar kuşatılmış olsak da, her ne kadar millet kimyamız bozulmuş olsa da biz yinede kaos zamanlarında belli ortak paydalarımız etrafında kucaklaşıp dünya ya karşı durmasını bilmiş bir milletiz.

 

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40