• BIST 90.182
  • Altın 147,016
  • Dolar 3,6547
  • Euro 3,9459
  • Rize 4 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 2 °C
  • Trabzon 8 °C
  • Samsun 10 °C

ZAMANIN DİLİNİ ÇÖZEN ADAM: TAYYİP ERDOĞAN

D. Ali TAŞÇI

 

                Her dönemin kendine özgü hassas tarafları vardır. Zamanın şartları neyi öne çıkarmışsa, o zamanda yaşayanların bunu göz ardı etmeleri düşünülemez. Aslında bunda bir tuhaflık yok, işler yolunda yürüyor demektir. Bazen zamanın şartları çok ağır olur, nefesleri kesebilir; bazen de yağdan kıl çeker gibi işler yolunda gider.

                1923’te Padişahlık gitti, Cumhuriyet geldi. 1950’de Cumhuriyet, cumhuriyet kavramının gerektirdiği anlama bürünür gibi oldu ve Menderes’i halk iktidara taşıdı. Zaman, gücünü, halkın beynini okuyarak yerine getirdi. 60’lar, 80’ler derken günümüze gelindi.

                Şimdi hepimiz için yepyeni bir zamandır ve zamanın hükmü sözünü söylemek üzere mikrofonu elinde tutmaktadır.

                Önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimi vardır. Her cumhurbaşkanlığı seçimi sancılı geçmiştir ülkemizde, ama bu sefer sancının ötesinde bir ameliyat gözükmektedir. Bu ameliyat aslında hayra da vesile olacaktır. Tarihi akış içerisindeki yürüyüşlerde aksamaların olduğu gerçeğini, on yılda bir yapılan darbeler dile getirmektedir. Bir türlü kendimize gelemedik; çünkü bize verilen kan, bünyemize uygun değildi.

                Şimdi sıra halkın seçeceği cumhurbaşkanında. Bu kadar vaveyla neden koparılıyor derseniz, bugüne kadar sıra halka gelmemişti de ondan! Ellerindeki kozların alınacağı ürküntüsüne kapılan elitler, zamanın, onlar için bir karabulut gibi çöktüğü gerçeği ile karşı karşıyalar. Elitlerin en büyük korkusu halktır. Halk, “göbeğini kaşıyan”dır, şudur, budur ve hiçbir zaman yol gösterici değildir. Büyük bir çoğunlukla iktidara getirdiği Menderes’e tahammül edilemeyişinin en büyük nedeni, halkın iradesidir.

                Oysa zamanın dili bambaşka türküler söylemektedir. Bu türküler özgürlük türküleridir; çünkü halkın üzerindeki karabulutlar dağılmış, güneş, yüzünü göstermiştir. Yüzü aydınlanan halktan daha güçlü bir beşeri güç yoktur. Halk şunu da anlamıştır; güçlü sanılan insanların elinden iktidar koltuğu alındığında ne kadar zayıf oldukları ortaya çıkar. Kaybetme korkusu vaveylaya döner ve karmaşayı son koz olarak kullanırlar. Siz Gezileri, Alevi- Sünni çatışması çıkarma entrikalarını, Paralel yapılanmaları… bu gözle okursanız, aslında hayırlı bir gidişin olduğunu da görürsünüz.

                “Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmasın da kim olursa olsun!” Bunu söyleyen kim veya kimler? Halk mıdır? 10 Ağustos’ta görürüz kimin söylediğini. Halk söylerse, eyvallah; ama halk baş tacı  ederse; işte o zaman “haydi ordan!” demenin zamanıdır.

                Tayyip Erdoğan’ın diğer cumhurbaşkanlarından farkı vardır ki bu kadar kıyamet kopmaktadır. Tarihi akış içerisinde yön değiştirmeyen, halkının değer yargılarına sadece saygı gösteren değil, onları bizzat yaşayan bir kişiliği vardır. Halkın onu bağrına basmasının temel sebebi, halkın bizzat kendisi oluşu ve buna dayalı olarak da başarısıdır. Hangi toplum, halkına rağmen başarı sergileyebilmiştir? Sovyetler Birliği mi, Mao’nun Çin’i mi, yoksa Enver Hoca’nın Arnavutluk’u mu?

                10 Ağustos, evet, bir milat olacaktır. Bu milat özgür düşüncenin, aldatılmamanın, siyasetin yalana endeksli olmadığının, kişiliğin ve sonsuzluğa açılan yolun miladı olacaktır. İnsan öyle bir varlıktır ki, bütün dünyayı, tüm şifrelerinin açılmış biçimiyle önüne koysanız, yine de arayış içinde debelenip durur; bir türlü tatmin olmaz. Tayyip Erdoğan, insanın tatmin olan tarafını keşfettiği için yol almakta ve hızla ilerlemektedir. Ama bunu, beş duyularıyla hareket edenlerin anlama şansları yoktur, maalesef!

                Ben size bir Tayyip Erdoğan şifresi vereyim: Fanilik! Faniliği kuşanmış bir insandan daha güçlüsü yoktur; çünkü onun kaybedecek bir şeyi bulunmamaktadır. En yüce koltuğu, Hakk’ın kulluk koltuğu olduğunu bilen bir insanın zihin haritasını anlamak herkesin işi değildir. Amaçla aracı karıştıranların da bunları anlamaları zordur.

                Bu seçim, bu millete tekrar fıtratını hatırlatacağı için milattır ve belki de son şanstır. Bu millet bunu başarırsa, sadece ülkemizdeki elitler değil, dünya müstekbirleri de kökünden sallanacaktır.

Zamanın dilini çözebilenlere zaman, bir sevgili gibi yaklaşır.

  • Yorumlar 20
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40