1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. BÜYÜK DOĞU ÜNİVERSİTESİ’NİN ÖĞRENCİLERİ
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

BÜYÜK DOĞU ÜNİVERSİTESİ’NİN ÖĞRENCİLERİ

A+A-

            Necip Fazıl Kısakürek’in yüzün üzerinde basılı eseri bulunuyor.  Üstad hem kitap konusunda hem de meydanlarda çok üretkendi. Bazı yazarlar iyi yazar, ama konuşmaları pek beğenilmez. Bazıları da iyi hatiptir, fakat yazıları pek okunmaz, yani iyi yazamazlar. Fakat Üstad her iki dalda da, yani hem yazıda hem de hitabette çok etkileyici ve başarılıydı. Bir neslin oluşmasında onun azminin, zekâsının, aksiyonunun, fikrinin, ilminin büyük katkısı vardır.

            Tarihe baktığımızda her yörenin, her devrin, toplumları değiştiren, arkasından sürükleyen bir öncüsü, lideri vardır. Bu insanların ortak özellikleri arasında, zeki olmaları, sabırlı, aksiyoner olmaları, fikrin ve ilmin gereklerini yerine getirdikleri göze çarpar.

            Ben bugün siz sevgili okuyucularımla Necip Fazıl Kısakürek’in “Bâbıâli” isimli kitabının son kısmından, “Bizimkiler; ah bizimkiler, vah bizimkiler!..” isimli bölümün bir kısmını paylaşacağım. Cumhuriyet dönemi fikir ve düşünce hayatımızı, bu hayata yön verenleri,  şahidinden öğrenmek isteyenlerin mutlaka bu kitabı okumalarını da ayrıca tavsiye ediyorum.

            Ondan önce şunu söylemek istiyorum:

            Bende, kitabın Nisan 1975’te basılan ilk baskısı var. Kitabı 18 Ağustos 1975’te almışım. Kitabı, basımından dört ay sonra almam, o dönem taşrada bulunmamdan dolayıdır, yoksa İstanbul’da olsaydık basılır basılmaz hemen alırdık; çünkü Üstad’ın kitapları bizim için su gibi, hava gibi idi.

            Neyse, kitabın sonraki basımlarında, nedense, “Büyük Doğu Yayınları”nın sahipleri, “Bizimkiler; ah bizimkiler; vah bizimkiler!..” başlığı altında işlenen bölümü çıkarmışlar. Ben bunu, hangi şart altında olursa olsun, Üstad’a saygısızlık olarak anlıyorum. Üstad ne diyor orda, görelim:

            “ Bizimkiler; ah bizimkiler, vah bizimkiler!.. Fikirde, sanatta, politikada ve aksiyonda onları kısa bir muayeneden geçirelim: Aralarında oluşlarını Büyük Doğu’ya bağlayabileceğimiz fikir ve sanatçılar, Sezai Karakoç, Mehmet Akif İnan, Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mustafa Yazgan, Mustafa Müftüoğlu… Bir grupman içinde bulunmaksızın kendi tecellisini önü kalabalık bir vitrin içinde gösterebilen Ergun Göze… Birer kürsü sahibi Şevket Eygi ve Kadir Mısıroğlu… Kendisinde hiç bir tecelli zemini aramayan bir tevekkül zarfına bürülü, sessiz ve sedasız, ortada görünenlere su taşıyıcı fikir sakası Fethi Gemuhluoğlu…

            Profesörlerden, başta Anadolu konferanslarımızın başlatıcısı sağlam ve emin, Dr. Süleyman Yalçın, ince ve derin Dr. Ayhan Songar, içli ve idrak sancılı Dr. Saffet Solak, dirayetli ve zevkli Nevzat Yalçıntaş, kendi âlemlerinde ve (forum)a sarkmaktan kaçınır bir ruh haleti içinde Sabahaddin Zaim ve Selçuk Özçelik…

            Dava ağacımızın en cevherli tomurcuklarından bir Zübeyir Yetik, bir Ali Haydar Öztürk…

            En vaitkârlarından bir Reşat Aksoy, bir Bahri Zengin.

            Dâvaya dışarıdan ve uzaktan destek, Allah’ın, iç gözü daha iyi görsün diye dış gözünü kapattığı, sahici münevver Cemil Meriç…” (Bâbıâli, S. 337)

            Üstad’ın “Büyük Doğu Üniversitesi”nde yetiştirdiği bazı “değerler”i yeni nesil görsün istedim. Bir insan yetiştirmenin ne denli zorlu bir süreç olduğunu bilenler biliyor. “Ciğerinden kalemine kan çekerek” yazdığı yazıların değerini ancak fikir sarrafı olanlar bilir.

            Ben âcizane öyle diyorum: Büyük Doğu Üniversitesi’ne bağlı Diriliş Fakültesi’nin Mavera şubesinden mezunuz. Bundan daha âlâ mektep mi olur?

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.