1. HABERLER

  2. YÖREDEN HABER

  3. RİZE

  4. Devlet Bakanı Faruk Çelik Rize'de
Devlet Bakanı Faruk Çelik Rize'de

Devlet Bakanı Faruk Çelik Rize'de

Rize’ye gelen Devlet Bakanı Faruk Çelik, çeşitli inceleme ve ziyaretlerde bulundu.

A+A-

GÖKTÜRK FIRAT
AK Parti Rize İl Teşkilatı’nın Genişletilmiş Divan Toplantısı’na katılmak üzere Rize’ye gelen Devlet Bakanı Faruk Çelik, Alevi vatandaşların sorunlarının yüzyıllar sonra ilk kez devlet ile buluştuğunu söyledi.

Sabah saatlerinde Rize’ye gelen Bakan Faruk Çelik ilk olarak Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret etti. Vali Salihoğlu burada Bakan Çelik’e Ovit Tüneli projesinden bahsederek Rize’nin olmazsa olmazı olarak nitelendirdiği projenin hayata geçirilmesi için destek istedi.

Burada basın mensuplarının domuz gribi aşısıyla ilgili sorularını cevaplayan Çelik, domuz girişi aşısı olmayı düşünmediğini belirterek, “Domuz gribi aşısı noktasında yaşanan yoğun tartışmalara Başbakanımız bir yorum getirmiştir. O yoruma ben de katılıyorum. Ben de aşı olmadım. Aşı olmayı da düşünmüyorum. Uzmanlarımız aşı olmamız gerektiğini söylüyorsa biz de oluruz herkes de aşı olmayı tercih eder. Mecburiyet varmış gibi bir atmosfer oluşturmak son derece yanlıştır” dedi.

Bakan ve beraberindekiler açıklamanın ardından Valilik makamında Rize simidi, kaşar peyniri ve çay ile kahvaltı yaptılar.
25065
Bakan Çelik daha sonra Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’yı makamında ziyaret etti. Burada da basın mensuplarının Alevi açılımı ve tele kulak tartışmalarıyla ilgili sorularını yanıtlayan Bakan Çelik, Alevi çalıştayları ile Alevi vatandaşların sorunlarının yüzyıllar sonra ilk kez devlet ile buluştuğunu belirtti.

Çelik konuyla ilgili soruya, “Bu demokratik açılım şemsiyesi altındaki konulardan biri de Alevi vatandaşlarımızın taleplerini içeren ve bu talepleri cevap teşkil edecek çalıştaylardır. Bu çalıştayların 5.’sini İstanbul’da gerçekleştirdik. Daha önce genel akademisyenler, İlahiyat Fakültesi öğretim görevlileri ve bütün Alevi, Bektaşi kanaat önderleri ile sivil toplum örgütleri ile çalıştaylar gerçekleştirmiştik. Bugüne kadar elde ettiğimiz neticelerin en güzeli ve iyisi toplumda kesimler arası mesafeyi daraltan, ortadaki açıyı kaldıran, birbirleri ile bir masa etrafında bir araya gelebilen, birbirleri ile diyalog kurabilen ve bu çerçevede meselelerine çözüm arayana bir çalıştaylar bütününün neticesinde elde edilmiş olan bir fayda var. Bunu çok önemsiyoruz. Alevi ve Bektaşi vatandaşların taleplerinin netleşmesi ve bir yol haritasıyla bunun sonuçlanması için nihai çalıştayları önümüzdeki Aralık ve Ocak ayında gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

“Ben çalıştayların çok verimli ve yararlı geçtiği inancındayım” diyen Çelik “Bugüne kadar bir araya gelmeyen en azından Alevileri bir araya getirmesi açısından, yine bugüne kadar bir araya gelmeyen Sünni ve Alevi kesimler arasındaki diyalogsuzluğu ortadan kaldırması açısından son derece önemlidir. Taleplerin devletle buluşması açısından son derece önemlidir. Alevi vatandaşlarımızın talepleri yüzyıllar sonra ilk kez devletle buluşmuştur. Devlet saatlerce bunları dinliyor ve bunlara çözüm üretme gayreti ve çabası içinde oluyor. Bunlar bünyemizde sorunlar minimize edilsin diye yapılıyor. Kendi içinde sorunları olan ülkelerin dış sorunlara odaklanmasının mümkün değildir veya yeteri kadar odaklanması mümkün değildir. Bu çalıştayların ve demokratik açılımın ana hedefi budur. İstikametin doğru olduğu inancındayız. Kimse ucuz kahramanlığa soyunmamalıdır. Vatana ihanet gibi ağır ithamlardan herkesin kaçınması gerekir. Biz hiç kimseyi bu memlekette vatana ihanetle suçlamıyoruz, suçlayamayız herkeste ifadesine dikkat etmeli ve bu sorunları çözmemiz gerekiyor. Buna endekslenmiş çalıştaylardır. İnanıyorum ki önümüzdeki yılla birlikte alevi vatandaşların taleplerine ağırlıklarına göre Türkiye’deki mevzuat durumları dikkate alınarak çözümler gelmeye başlayacak. Bu kaynaşma daha bir güzel bir noktaya taşınacaktır” şeklinde konuştu.

“RASTGELE KONUŞMAYALIM”
Çelik, Alevi vatandaşların Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması yönünde talepleri olduğu iddialarına da açıklık getirerek şunları söyledi:
“Cadde, sokak ve meydanlarda bu kadar ciddi ve bin 400 yıllık itilaf konularını konuşmak doğru değildir. Diyanet İşleri Başkanlığını kaldırın demek şu anlama gelir. Cumhuriyetle yaşıt olan bir kurumu kaldırın demek. Cumhuriyeti kuran Atatürk’ün ilk kurduğu kurumu kaldırın demek olur ki bu ne anlama gelir, bir siyasi parti yetkilisi söylerse partisinin başına ne gibi işler açar, hukuki ve sosyal boyutu ile tarihsel gelişimi düşünülmeden rastgele konuşulacak konular değildir. Türkiye’nin bir zaafı ve eksikliği de budur. Bilen de bilmeyen de konuya vakıf olan da olmayan da konuşmayı bir meziyet kabul ediyor. Alevi ve diğer konularla ilgili yaptığımız bu çalıştayların amacı işin uzmanları ile konuları çözüme kavuşturmak ve bir yol haritası çıkartmaktır. Buna hepimizin saygı duyması gerekiyor. Diyanet’i kurarken Mustafa Kemal Atatürk, din işlerini bir zümreye, bir şahsa bırakılamayacak kadar önemli olduğunu, yeni bir kargaşa çıkmaması adına diyanet teşkilatını kurmuştur. Bugün Türkiye’nin en ücra noktalara kadar yaygın devletin tek kurumu diyebileceğimiz kurum diyanet teşkilatıdır. Bu kurum lav edilsin dediğiniz zaman karşınıza yüzlerce soru çıkar. Bu soruları cevabını da dolduracaksınız ki bunu konuşabilesiniz. Ben bunları söyleyenlerin bunların altını doldurdukları inancında değilim. Biz şunu söylerlerse buna katılırız. Türkiye’de insan hakları çerçevesinde herkesin inanç özgürlüğü konusunda ne yapıyorsunuz?, ne yapmalıyız ? saygı değer sorulardır. Bir başkasının hakkını gasp ederek kendine hak ihtas etmek buda çok ucuz yaklaşımdır. Yani benim hakkımı verin ama başkasının hakkını alarak verin. Alevi vatandaşlarımızın sorunları var mı? var, onların talepleri var mı? var, onlar bir şeyler verelim ama bir başka kesimin hakkını alarak verelim diye bir şey böyle bir talep olamaz. Herkes kendisi neyi talep ediyorsa onu söylemesi gerekiyor. Yönetim de o taleplere hukuk çerçevesinde cevap vermesi gerekiyor. Bu talep Alevilerin talebi olamaz. Alevilerin böyle bir talebi olmamalıdır. Çünkü kendilerinin talep ve ihtiyaçları başka bir şeydir. Diyanet ise bir hizmet alanı vardır, oda hizmet görüyordur.”

TELEKULAK TARTIŞMALARI
Son günlerde yeniden başlayan telekulak tartışmalarını demokrasi içerisinde normal tartışmalar olarak değerlendiren Bakan Çelik konuyla ilgili olarak “Teknolojinin getirdiği avantaj ve dezavantajlar var. Avantajlarını hep beraber yaşıyoruz. Dezavantajları belki önümüzdeki yıllarda sağlık sorunları olarak karşımıza çıkacak veya sosyal problemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yetkililer ‘böyle bir dinleme yapılmadı’ diyor. Tartışılan bir konuda inanıyorum ki yine yargı sürece noktayı koyacaktır. Hukuk devletinde tartışmaların ve ithamların olması doğaldır. Gizli ve şeffaf olmayan noktaların kalması doğru değildir. İletişim çağında her şeyin şeffaf olması gerekiyor. Yanlışı kim yapıyorsa onun yakasına yargının yapışması gerekiyor ki çağdaş devlet olalım. Bu tortulardan kurtulalım. Türkiye sancılı bir dönemi yaşıyor. Tam demokrasiye geçiş ve millet iradesinin her yere hakim olduğu bir anlayışın kökleştiği bir süreci yaşıyor. Eski anlayışlarla yeni çağdaş anlayışların karşı karşıya geldiği alanlar olacaktır. Bunları bu perspektifte değerlendirmek gerekiyor. Mutlak suretle yanlış yapan kim nereden olursa nasıl olursa olsun, ayıklanacağı bir sürecin çalıştığını da bilmemiz gerekiyor. Yanlış nerdeyse bu ortaya çıkmalıdır. Bu demokrasiye müdahale belgeleri de bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Artık gizli kapaklı bir şey olmamalıdır. Milletine güvenen bir yönetim, devlet ve idare anlayışının kökleştiği bir Türkiye hepimizin özlemidir. Oraya doğru gidiştir. Sancıları da saygıyla karşılamak lazım” dedi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.