1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. EDEBİYAT; NE BİR OYUN NE DE BİR EĞLENCEDİR
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

EDEBİYAT; NE BİR OYUN NE DE BİR EĞLENCEDİR

A+A-

 

 “Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç,

Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç.”

Yahya Kemal’in bu unutulmaz mısralarını dinlerken veya okurken, hangimizin iç dünyasının ufkunda kızıllıklar belirmez? Ömür güneşimizin batışını hüzünle ve ibretle seyrederiz.

Edebiyat bir eğlence veya oyun değildir. Edebiyat, hayatın her anına anlam katmaktır; çünkü anlam, kelimenin çocuğudur. İç dünyalarında kelimeleri tutuşmayanların ölü bir cesetten ne farkları vardır?

Bütün çabamız güzel yaşamak ve mutlu olmaktır. Bu uğurda canımızı dişimize takar yürürüz. Güzel düşünemeyenin güzel yaşama şansı var mıdır dersiniz?

Gönül örsünde dövülmüş, aşk ateşinde pişmiş ve hüzün bahçesinde boy atmış kelimeleriniz yoksa, edebiyat size ne söylesin?

Oysa insan sadece sözden ibarettir; gerisi et ve kemiktir.

Uğruna canınızı vereceğiniz sevgiliniz size kem sözler söylese, artık onu ne kadar sevebilirsiniz?

“Ete, kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.” derken Yunus, sözüne çok deruni anlamlar katıyordu, ama söylediği bir sözdü ve o söz bugün bizim dünyamızın ortasına oturuyor.

Okuduğumuz kitaplarda kendimizi ararız; kelimeler ışığımız olur, dünya ormanında yolumuzu bulur ve kaybolmaktan kurtuluruz.

Hayatımızın başında da söz vardır, sonunda da:

Doğar doğmaz ağlarız. Arkasından, kulağımıza ezan okunur. Ölürken de şehâdet getirir ve sözle çenemizi kapatırız. Son söz, bütün hayatımızın aynı zamanda bir özetidir de.

Birilerini dinlerken veya bir şeyler okurken içimizden söz ırmakları akar; sonra bunları biriktirir, söz denizi haline getiririz. Sözlerimizi içimize hapsederek, “hımm” gölleri oluştururuz zihin yaylalarımızda.

Birileri bize güzel söz söylerse gevşeyiverir ve yüzümüzün rengi mutluluğa bürünür.

Kem sözlere muhatap olunca da tansiyonumuz fırlar, nevrimiz döner, gözlerimiz alev saçar. Sözden daha çok dokunan, yeryüzünde hiçbir yiyecek bilmiyorum ve sözden daha tesirli vitamin de!

İnsanları tanımak istiyorsanız, onları biraz konuşturun; çünkü herkes sözünün altında gizlidir. Özellikle güzel sözler, toprağın altındaki tohumlar gibidir; bahar gelince mutlaka filiz verir. Bahar, muhatabın güler yüzü ve sözüdür. Kuyuların dibi bile güzel sözle cennet olabiliyor; Yusuf’lara olmadı mı?

Kulağımıza gelen en güzel söz “seni seviyorum.” sözüdür; çünkü bu cümle, sevda kervanının yüküdür. Mecnun, bu kervanın uykusuz bekçisidir.

Edebiyat en çok riyakârlıktan nefret eder. Gönülde pişmemiş sözlerle edebiyat yapılamaz; yapılmaya kalkışılırsa, ruh tufanları meydana gelir ve en çok da genç beyinleri vurur.

Edebiyat, gözyaşı vadilerinde boy atar; melâl denizlerinin balığıdır. Haşim diyor ya, “Melâli anlamayan nesle aşina değiliz.” diye. Patlamayan, toprakta yok olmayan çekirdeklerden ağaç olmaz; ağacın olmadığı yerde meyve de yetişmez.

Gönlünde kelimelere bahçe kurmayan, onları aşk suyuyla sulamayan insandan edebiyatçı mı olurmuş?

Bir de kelimelere burun kıvırıp, bütün hayatını “gırgır” erozyonuna teslim etmiş zavallı tipleri gördükçe, asaletli kelimelerden özür dileyesi geliyor insanın. Cümlelerin içinde onurlu sözcüklerle dostluk kuramayanların acaba gerçek yaşamda dostları var mıdır? Boş tenekelerin seslerine aldanmamalı, kulakları tırmalamaktan başka işlevleri yoktur onların. Medeniyet örsünde dövülmüş, pişmiş kelimelere bakın, içinizden sıra sıra tarih kervanları geçecek.

Kelimeler, zihnin kollarına zamansızlık saati takar; istediğiniz zaman, istediğiniz çağa gidebilir, istediğiniz kişilerle sohbet edebilirsiniz.
Edebiyat ciddi bir iştir, orada mizahın da ciddi bir yeri vardır. Ne var ki hayat mizahtan ibaret değildir. Mizah, düşüncenin anüsüdür; ağzı anüs yapmamak gerekir.

Heyhat! Birkaç yüz kelimeyle ömrünü heba edenlerin edebiyatı mı olur? Böylelerinin karşısında edebiyattan söz etmek kelimelere saygısızlıktır ve en büyük saygısızlık da budur.                       

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.