1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. “EVET İSYAN!”
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

“EVET İSYAN!”

A+A-

 

                Fıtrî terbiyeden geçmemiş insanlar sürekli isyan halindedir.

            Dünyanın güzelliklerini; parasını, zevkini, eğlencesini, şöhretini, baş olma duygusunu ele geçirememiş olan bir insan, bütün bunlara sahip olanlara karşı bir hınç, bir kin, bir düşmanlık beslemekte ve bu düşmanlığını isyanla taçlandırmaktadır. Çünkü fıtrî terbiye olmamış insan paylaşımcı değil, bencildir.

            İkinci şıkta olanlar daha farklıdır. Bunlar varlıklı insanlardır. Hayatın her kademesinde at oynatmışlar; zenginlikleri yüzünden eğlencenin her türünü tatmışlar, ülkeleri gezip görmüşler, karşı cinslerle akla hayale gelmemiş dalgalanmalar yaşamışlar; fakat asla doyuma ulaşamamışlardır. Nasıl doysunlar? Susayan insanın tuzlu deniz suyu içmesiyle susuzluğu gider mi? Bütün yolların sonuna varmışlardır; bundan sonrası ise isyandır! Bunun da felsefesi doğmuştur; egzistansiyalizm (varoluşçuluk), yani ben de varım ve isyan ediyorum! Sartre ve Camus’yü okuyanlar bilir.

            Ekonomik yönden geri kalmış toplumlarda isyanı kışkırtmak için yoksullara, toplumun alt tabakasına ulaşmak yeterlidir. “Onda var, sende niçin yok?” dediğiniz anda, kitleler ayağa kalkar; ama iktidara hâkim olanlar, kitleleri ayağa kaldıranlar olur; onlar keyfine devam eder, halk inlemekten kurtulamaz. (Komünizm gibi)

            İkinci gruptakiler, yani varlıklı insanlar ise kendi kendilerine karşı isyan halindedirler. Maddi yönden eğitilmiş olduklarından (terbiye değil), isyanlarını kitaplaştırırlar; notalara döker, fırça darbeleriyle renkleri dövüştürürler. Bu tipler, toplumu daha derinden etkiler.

            Bu tip insanlar sevgiden de mahrumdur. Bunlar, sadece cinselliklerini tatmin için hareket ederler; sevginin olduran duygusundan uzakta yaşamaktadırlar. Bunun adı “hiçlik”tir ve bu “hiçlik” oldurucu değil, öldürücüdür. Bunun felsefi adı nihilizm’dir.(Karşı cinse –erkek-  isyanın adı feminizm’dir. Kadının Adı Yok.)

            Bu varlıklılar, kendi içlerine doğru düşünmekten nefret ederler. Çünkü hayatta yaşlılık, hastalık ve ölüm vardır. Belli bir yaşa geldiklerinde hastalığı tadar, yaşlılığın dermansızlığını yaşar ve ölüm denen kaçınılmaz sonu hayal etmekten kaçar, ama ölüm duygusu sürekli içini kemiriri durur. Bu üç kaçınılmaz aynı zamanda ayrılığı da beraberinde getirmektedir. Yaşlılık, gençlikten; hastalık sağlıktan ve ölüm de hayattan koparmaktadır. Bütün bunları unutmak için habire içer. Zamanla içki de kesmez, daha derin maddelere doğru yol alır. O da tesir etmezse çıldırır veya intihar kaçınılmaz olur. Biri toplumun adaletsizliğine, diğeri ise kendi iç dünyasının anaforuna isyan eder. Batı’da intiharlar, doğuda kışkırtıcı darbelerin çok olması boşuna değildir.

            Batı’nın Doğu’yu sömürerek oradaki insanları aç, sefil bırakması, Doğu insanını fiziki bir isyana sürüklerken; Batı’nın sömürge ile zenginleşmesi, kendi iç dünyasının isyanına neden olmaktadır. Hiçbir acı, ruhun acısından, ızdırabından daha derin acı değildir.

            Mutlu, bahtiyar ve zengin toplum; liderlerinin, yöneticilerinin, sorumlularının fakir olduğu bir toplumdur. Çünkü halkın zihninde kıskançlık, haset, gıybet, düşmanlık gibi ateşten duygular yer etmez ve isyan bayrağı açılmaz.

            Fakir ve mutsuz toplum ise, kapitalist zengin liderleri, sorumluları, yöneticileri olan; fakat halkı fakir olan toplumlardır. Burada isyanlar eksik olmaz.

            Peygamberinin hayatından örnek almayıp, Batı’nın batıl dünyasına ulaşmak için can havliyle çırpınan liderler ve onların peşini bırakmayan kalabalıkların çekeceği daha çok acılar vardır. Rabbim, Ümmet-i Muhammed’e kendini tanıma şuuru versin.

      D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.