1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. “FARZI MAHAL” Mİ, FARZ- I MUHAL Mİ?
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

“FARZI MAHAL” Mİ, FARZ- I MUHAL Mİ?

A+A-

            İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bir TV’de katıldığı canlı yayında; “Kılıçdaroğlu’nun adaylığı masaya gelirse ne dersiniz?” sorusuna net cevap vermekten kaçınarak şöyle dedi:

            “Farzı mahal denir buna. Gelsin konuşalım…”

            Ben işin siyasi görüntüsünün peşinde değilim. Eninde sonunda bir başkan adayı bulurlar, halkın önüne çıkarırlar. Halk onu beğenirse başa geçirir; beğenmezse de bir beğendiğini kendi başına taç eder. Olur biter.

            Beni düşündüren, bu yazıyı yazmama sebep olan şey, yaşı epeyce ileride ve tarihçi olmasına rağmen, bir Genel Başkan’ın “farz-ı muhal” tabirini “farzı mahal” diye yanlış kullanması!

            Dil sürçmesi dersiniz, fakat ikinci kez de üstüne basarak söyleyişinde de aynı hatayı yaptı ve “farzı mahal” dedi.

            Bu ifadeyi kullanırken de bir tereddüt geçirir gibi oldu; anlaşıldığı kadarıyla kendisi de bu ifadeyi iyi bilmediğinin farkında. Eh ne diyelim, dil meselesi, vatan meselesi…

            “Mahal; yer, mekân, mevki” demektir. Mahalle de oradan gelmektedir.

            “Muhal ise; olması, gerçekleşmesi mümkün olmayan, imkânsız..” anlamına gelmektedir.

            “Farz-ı muhal; varsayma, olması imkânsız, ama farzedelim ki… tutalım ki.” anlamlarını vermektedir. Sayın Genel Başkan’’ın kastettiği de budur; çünkü “farzı mahal”in bir anlamı yoktur.

            Buradan ne çıkar? Hiçbir şey çıkmaz belki, ama bir genel başkanın (üstelik milliyetçi- muhafazakâr), halkımızın kullandığı ve asırlarca kullandığımız bu kadim ifadeyi yanlış kullanmasını yadırgadığımı ve üzüldüğümü söyleyebilirim. Vatan sadece silahlarla, hudutları tahkim etmekle korunmaz; vatan dil ile, din ile korunur ama!..

            Dilciler; “Dil canlı bir organizmadır; doğar, yaşar ve ölür.” derler. Elbette gelişen dünyada yeni kelime ve kavramlar da hayatımıza girecek ve onları kullanacağız. Ne var ki, bir “dil emperyalizmi”ne karşı durmak da her vatan evladının görevi olmalıdır.

            Yurt dışında (Fransa) görev yaparken, ilkokula giden çocuğuma, öğretmeni, kendi dilimizde Fransızca kelime olup olmadığını, varsa yazmalarını istemiş. Ben de otuz – kırk civarında Fransızca kelimeleri Türkçe’de kullandığımızı yazarak çocuğa verdim. Öğretmeni şaşırmış, “Siz Fransız mısınız?” demiş oğluma! Ya kullandığımız yüzlerce (belki de binlerce) kelimenin Fransızca olduğunu bilse!..

            Haydi deneyelim Türkçe’yi işgal eden yabancı kelimelerin içimizdeki sancısını:

            “ÜNİVERSİTE, REKTÖR, PROFESÖR ve ASİSTANlarına her gün rastladığımız BULVARın üzerinde FAKÜLTE, ENSTİTÜ, AKADEMİ, SİNEMA, PASAJ, BUTİK, ŞARKÜTERİ, PARFÜMERİ, BÜRO ve KONFEKSİYON mağazaları var. KALORİFERLİ ve ASANSÖRLÜ BETONARME APARTMANLARIN TERAS ve BALKONLARINDA SİLO, BARAJ, BOTANİK PARKI ve TOPTANCI HALİ görülüyor. PANORAMA fevkalâde! MOTOSİKLETLİ TRAFİK POLİSİ EKİPleri başlarında KOMİSERleri olduğu halde KAMYONlarla KAMYONETleri KONTROL ediyorlar. Civardaki KOOPERATİF evleri oldukça KONFORlu. İyi DEKORE edilmiş bu evlerin ANTREsindeki PORTMANTOya MANTOnuzu asıp KORİDORdan geçerek PARKE döşeli SALONa girersiniz. Burada TÜL perdeler, MAROKEN koltuklar, TABUREler, ŞEZLONG, TABLO, BİBLO, KRİSTAL ABAJUR, AMPUL, BÜFE, ETAJER, ŞÖMİNE, TELEVİZYON, TELEFON, PORTATİF RADYO, VANTİLATÖR VE RADYATÖRler var…” (Prof. Dr. Beynun Akyavaş, Yaşayan Türkçemiz.) Bu yazı uzayıp gidiyor. Bu kelimeleri bilmeyen mi var?

            “İkinci Adam” ne diyor, ona bakalım:

            “Harf inkılabı oldu. Herkes bilir ki, ondan sonra ben eski yazıyı kullanmış değilim. Harf inkılabı bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz. Harf inkılabının bizde tesiri ve büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. İster istemez Arap kültüründen koptuk. (Siyasi bir dildir bu, İslam kültürü demiyor, Arap kültürü diyor.) Arap kültürünün ve Arap dilinin tesiri hakkında, yeni nesiller bizim kadar fikir edinemezler…” (İsmet İnönü, Hatıralar, 485. Sayfa, 6. Basım, Bilgi Yay.)

            Mesele, bizi İslam kültürüne bağlayan kelimeleri atmak, onun yerine “çağdaş uygar” devletlerin sözcüklerini neslimizin zihnine yerleştirmek ve böylece “uygar” olmak! Bu milleti bin yıl ayakta tutan Din’i de bir hizmetçi kılığında kapıda bekletmek!

            Evet, “Arap kültüründen koptuk”; ama “çağdaş uygarlığın” da kölesi durumuna düştük!

            Fazla söze gerek yok, işte halimiz!

NOT: Ben Sayın Akşener’e bunu yakıştıramadığım için bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.

   D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yeni dezenformasyon yasası ve kişisel verilerin korunması kanununa göre; kişilik haklarına yönelik her türlü yayın suç teşkil ettiğinden, kurallara aykırı yorumlar onaylanmamaktadır. Lütfen bir aşağıdaki facebook yorumları bölümünü kullanınız
1 Yorum