1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. İNANMIŞ İNSAN YAŞLANMAZ
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

İNANMIŞ İNSAN YAŞLANMAZ

A+A-

 

                Mevlâna, Mesnevi’sinde bir hikâye anlatır:

            “İhtiyarın biri bir hekime gelip derdini anlatır: “ Aklım dağınık, fikrim perişan.” Hekim: “ O dağınıklık, o perişanlık ihtiyarlıktandır.” diye cevap verir.

            İhtiyar dertlerini bir bir sıralar: “ Gözlerim kararıyor, iyi görmüyorum. Sırtım fena halde ağrıyor. Ne yersem yiyeyim, hazmedemiyorum. Nefes alırken sıkıntı çekiyorum.”

            İhtiyar bütün hastalıklarını hekime anlattıkça, hekim hepsine birden “İhtiyarlıktandır” diye cevap verince, ihtiyar:

            “Ey ahmak! Lafın bu mu? Sen bir tek cevaba saplandın kaldın. Hekimlikte yalnız bu sözü mü öğrendin? Bilmiyor musun ki, her derdi veren Allah, o derdin dermanını da vermiştir.” İhtiyar, hekime daha birçok serzenişte bulundukça, hekim: “ Ey ihtiyar, bu öfken ve hiddetin de ihtiyarlıktandır.” der ve sözüne devam eder:

            “Ancak ilahi aşkla mest olan ihtiyar başka türlü bir ihtiyardır. Onun içinde tertemiz bir manevi hayat vardır. Hakkın mesti olan ihtiyar, görünüşte ihtiyardır; fakat iç yüzü bir çocuk gibidir.”

            Yaşadığımız süre içerisinde nice insanlarla karşılaşırız; yaşlısı, genci hayatta vitrine çıkar. Birçok yaşlılar görürüz, yukarıdaki ihtiyarın şikâyetlerinin hemen hepsini dile getirirler. Bu durum aslında çok doğaldır ve yaşlılığın getirdiği bir durumdur.

            Fakat zaman zaman da çok nadir olarak rastladığımız bazı ihtiyar görünümlüler ise, zihnen ve fikren çok dinç, vücut ihtiyarlamış gözükse de sağlıkları gayet yerinde bulunur. Yüzlerinde adeta nur fışkırır, fikirlerindeki isabet sizi şaşırtır. Yaşları ne kadar geçerse geçsin, asla bunalmazlar. Ağızlarından inci taneleri gibi sözler dökülür. Hayatın işleyiş kuralını inanarak ve bilerek yaşadıklarından, her yaşta sabah rüzgârı gibi diriltici nefes taşırlar. Eskimez ve pörsümezler.

            Bu tarz insanların ruhları ihtiyarlamaz. Bu insanların gönülleri cennet bahçelerine benzer; elinizi nereye atarsanız, farklı ve leziz meyvelerle buluşursunuz. Bir kudsi hadiste; “ Beni yerler ve göler içine almadı, fakat mümin ve müttaki kulumun kalbi beni içine aldı.” buyuruyor; Rabbimiz. Böyle bir gönül sahibi bir insana “yaşlı” denebilir mi? Onun duyguları, fikirleri taptazedir ve bu tazelik vücuduna ve sözlerine de etki yapmıştır.

            Fakat Allah’ın güneşinin nuru ile aydınlanmayan, karanlıklara dalmış gönül evleri de vardır. O gönül evleri, sevgi bağışlayan Allah’ın zevkinden, manevi lûtfundan mahrumdur. Mezara benzeyen böyle gönül taşıyanlar, hangi yaşlarda olurlarsa olsunlar, daima çok yaşlı duygulara sahip olurlar. Dünyayı kutsayanlar bu tiplerdir. Beden kuyusundan Yusuf gibi çıkanlar ise, her yaşta yüzlerinden nur saçarlar.

            Zaman zaman medyaya yansır; “Dünyanın en büyük zengini filanca, yaşı altmışa dayandığından, bütün servetini ölümsüzlüğe çare bulmak için harcayacak!” Ölümsüzlüğün çaresi imandır, a gönlüm!

            Merhum Erdem Beyazıt ne güzel söyler: “ Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm!”

            İnanan insanın gönül dünyasını anlamak için, aynı inançları paylaşmak ve yaşamak gerekir; yoksa dünyayı da kucaklasanız, ihtiyarlık ve ölüm boynunuzu bükecek, sizi musalla taşına uzatacaktır. Oysa imanı kemal derecesine ermiş bir mümin için ölüm, sevgiliye kavuşma anıdır. Bu duygular insanı yaşlandırmaz, bilakis genç ve diri kılar.

            Ruhunuzu Yunus gibi yapabilirseniz, balık karnı gibi olan bedeninizden çıkabilir ve sahile ulaşabilirsiniz. Cennette yaşlılık yoktur; orada hep genç ve dinç kalınacaktır. Dünyada cenneti ruhunda yaşayanlar için yaşlılık, dünyada da söz konusu değildir.

            Dünya denizinde beden balığı dolanıp durur; ruh, ilahi nuru gören Yunus gibi hareket ederse, yani Allah’ı her davranışında zikrederse; dünya denizinden kurtulur, dünyada da genç duygularla yaşar, cennette de ebediyyen genç kalır. İnanmış insan yaşlanmaz; çünkü o, ebedi gençliğin mekânı olan cennete doğru yürümektedir.

            “Ebedi gençlik ölüm, desem kimse inanmaz/ Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.” (Necip FAZIL)

NOT: Değerli meslektaşım, emekli ilköğretim müfettişi Hüseyin Bayar, ömrünü tamamladı ve ebedi âleme göçtü. Ona Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.

    D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.