ALLAH RASÛLÜ’NDEN (as) HZ. ALİ’YE TAVSİYELER

D. Ali TAŞÇI

 

(İbn Arabî’nin Fütuhat-ı Mekkiye adlı eserinden naklen)

“Ey Ali, müminin üç alameti vardır: Namaz kılmak, oruç tutmak ve zekât vermek.”

Evet, mümin için bu üç farz hem çok kolay hem de heyecan verici; Allah’a kulluğun biricik nişaneleri. Fakat bir de diğer boyutu vardır ki, nefsinin ve şeytanın kulu olanlar için de dünyanın en ağır şeyleri. Tanıdığım bir insan vardı. Seksen yaşlarına gelmiş hala namaz kılmıyordu. Dayanamadım, sordum: “Neden namaz kılmıyorsun?” Verdiği cevap şaşırtıcıydı: “Devasa, köklü bir ağacı parmağınla kırabilir, sökebilir misin; bana o kadar zor geliyor, namaz kılmak!” Ya oruç tutmak, hele hele zekât vermek!.. Aslında Allah’ın Din’ine riayet edenler için değil de, bunun dışında kalanlar için ahirette, insanı çökerten, çok büyük sürprizler vardır!

“ Kıskançta üç alamet vardır: Yanında iken kişiye yaltaklanır, arkasından gıybetini yapar; başkası bir musibete uğrayınca sevinir.”

Zaman ne kadar geçerse geçsin, insanın hakikati değişmiyor. Bu tip insanlar ne kadar çoğalmış. Ruh kemiricidir bu tipler. Bunlardan uzak durmak gerekir.

“Riyakârların üç alâmeti vardır: İnsanların yanlarında iken işlerini seve seve koşturarak yapar. Yalnız kalınca her şeyde gevşeklik gösterip tembellik eder. Her işte övülmekten hoşlanır.”

Kişiliği gelişmemiş, ezik tiplerdir bunlar; başkalarının “aferin”lerine sığınarak yaşarlar. Pohpohlamaya yatkındırlar, bunları suça yönlendirmek kolaydır.

“Ey Ali! Abdestli bir şekilde İhlâs suresini okursan, kıyamet gününde sana şöyle nida edilir: “ Ey Allah Teâlâ’yı metheden kişi, kalk ve cennete gir.”

Beyinlerimizi nice boş şeylerle doldurduk da, Rabbimizin kelamına yer vermedikse, Sevgiliyi gücendirmekten korkmaz mıyız? Ebedi kurtuluş müjdesi alan bir insanın, buna nasıl sevineceğini dünya zihniyle idrak etmek mümkün değildir.

“Ey Ali! Bir ihtiyacını gidermek için evinden çıktığın zaman Ayet’el Kürsi’yi oku ki, inşallah ihtiyacın giderilmiş olur.”

Mümin her şart altında Allah’a ve onun ayetlerine sığınırsa kazananlardan olur. Allah’tan daha büyük bir sığınak mı var?

“Ey Ali! Ehline (eşine), hilalin doğduğu gece ve hicri ayın tam yarısındaki gece yakın olma! Zira doğacak çocuğun deli olmasından korkulur.” Hz. Ali: “Neden Ya Rasulallah?” “Çünkü cinler çoğunlukla bu gecede hanımlarıyla bir araya gelirler. Bilmez misin, deli olan kimseler bu gecelerde baygınlık geçirir.”

Çocuk sahibi olmak isteyenler, Rasulullah’ın bu öğüdüne kulak verirlerse kazançlı çıkarlar.

“Ey Ali! Yüzüğü şehadet ve orta parmağına takma; çünkü bu Lût kavminin adetlerindendir.”

Fesubhanallah!.. Bu âdet hâlâ geçerlidir.

“Ey Ali! Sarı ya da kırmızı elbise giyme; çünkü bu şeytan tarafından hazırlanmış bir elbisedir.”

Renklerin insan üzerindeki tesirlerini insanlar yeni yeni kavrıyorlar. Beş duyunun ötesinde insanın daha derin bir dünyası vardır.

“Ey Ali! Şakacı olma! Çünkü bu, kişinin değerini düşürdüğü gibi sevincini de giderir.”

İnsanlara kahkaha attıracağım diye onların ruhlarını acıtanların, iç dünyalarına karanlık çöker ve hayatta onlar gülemez. Bu karanlık enerjilerini mizah yaparak insanların üzerine aktarırlar. Dünyanın bir numaralı komedyeni olan Şarlo (Charlie Chaplin)’nun ölmeden önce söylediği çok dikkate değer bir sözü vardır: “Dünya insanlarını güldürdüm, ama hayatta bir kerecik olsun ben gülemedim!”

“Ey Ali! Bir Müslümanı şeriatın tasvip etmediği bir amel işlerken görürsen, müslümandan değil, yaptığı işten nefret et. Buğzun, müslümanın şahsına olmasın.”

Müslüman, doktor gibi olmalı; hastaya değil, mikroba düşman!

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci