Savrulmaya görsün insan. Savrulursa ne çıkacağını, hangi olayları yaşayacağını kestirmek oldukça zordur. Kahin olsan ne çıkar? Çünkü hayat bin bir şekilde tecelli eder.
Rize İstanbul Ankara üçgeninde yaklaşık olarak bir buçuk senedir dolanıp duruyorum. 11 Eylülde İstanbul’a, bugün Ankara’dayım. Ankara Keçiören’de yeni kurulan modern bir şehir Ovacık’tayım.
Yıllar evvel bir dostum Ovacığı işaret ederek “buralardan bir şeyler almak lazım. Çok gelişecek” dediği zaman “Bu çölden ne olur” diye aklımdan geçmişti.
Şimdi hayretler içinde görüyorum ki, yepyeni, modern bir şehir var karşımda. Gökdelenler, bir biri ardına yükseliyor. “Modern” dedimse moda deyim oluğu için dedim. Bu şehirleşme mantığına tümden karşıyım. Her bina birbirine, kendi içinde bir mahpushane gibi geliyor bana. İlişkiler sıfır. Kimse kimseyi tanımıyor, tanımak da istemiyor. Olmaz olsun böyle modernlik!
Bu duygularla buradan Rize’ye bakmak istiyorum.
En çok takıldığım söz “Rize’de yaşayanları denizle buluşturma” gayretleri!
Kimse bunun nasıl olacağını kestirmeden konuştuğu kanaatindeyim. Menderes bulvarı bütün şehrin trafik yükünü deşarj eden bir arter. Alternatifi yok. Olamaz. Çünkü 10 kilometrelik denize paralel, fazla derinliği olmayan bir şehrimiz var. Evet üç noktada şehrin önüne bariyer gibi dikilmiş, görünürde insanların denizle buluşmasını engelleyen Transit trafiğin bütün yükünü taşıyan araç üstgeçişleri ve onların yarattığı alanlardan giriş çıkışları düzenleyen kavşaklar oluşturulmuş.
Diyelim ki bunlar kaldırıldı! Yayaların sahile ulaşması, denizle buluşması kolay mı olacak sanıyorsunuz!
Liman karşısında, Şehir merkezinde ve İslampaşa’da bulunan kavşaklar dışında kalan alanlarda nasıl bir düzenleme yapacaksınız ki, Rize’de yaşayanlar elini kolunu sallayarak rahat ve tehlikesiz bir şekilde denizle buluşacakla!
Bu sorunun cevabını aramada avamın konuştuğu önerileri geçtim, aklı başında insanlar, bu şehri yönetenler, siyasiler, millet vekilleri önerilerine bakıyorum çare ayni. Şehrin önüne bir “sur” gibi dikilen bariyerleri kaldırma sanki çözümmüş gibi gösteriliyor.
Valilik önünden yeni emniyet binasına kadar transit yolun tünele alınması girişimi çözüm mü Allah aşkına!
Rabbim “ hiç akletmez misiniz” kaç ayette demiş, hiç düşündünüz mü?
Şehrin ününe dikilen bu ucube görüntüden kurtulmanın gerçek yolu nedir?
Şimdi yeni bir yem attılar önümüze. 30 kilometrelik çevre yolu. Şehrin güneyinden tüneller ve viyadüklerle yeni bir güzergahla transit geçiş sağlanacak ve Rizeli güya denizle buluşacak! Devasa bir proje.
Transit trafik yükünü şehrin dışına taşımaktan başka bu şehrin trafiğine zerre miktar katkısı yok. O bariyerleri kaldırma, insanlarımızı denizle buluşturma adına bir katkı vereceğini sanmıyorum.
Ne olur?
Daha sık aralıklarla, mesela bir kilometre aralıklarla, 100.000 bine yaklaşan nüfusuyla Akçaabat örneğinde olduğu gibi ısıklı kavşaklarla hem yayaların, hem de araçların geçişini sağlarsınız olur biter.
Bu şehri yeniden yaratmanın, yeniden dizayn etmenin imkanı olmadığına göre yapacak pek de bir şey yok!
Kaldırın o bariyerleri de görelim!
O işin o kadar kolay olmadığını her biri 5 katlı bina maliyetinde olan her bir ayağı kaldırın da görelim.
Ankara’dan selam ve dua ile….