Artvin’in pimi çekildi

Osman YAZICI

 

Sevgili Okurlarım; Artvin ve Artvinlileri çok severim.

İşte iki kelime. Artvin ve Artvinliler..

Yeşilin en güzelinin fışkırdığı bereketli topraklar üzerine; kayaların üzerinde kurulmuş bir il. Çalışkan, çalışkan olduğu kadar da fedakâr olan Artvinliler hemşerilerime; kendileriyle ne kadar övünseler azdır.

Kurtuluş Savaşı’nda Takalarıyla cephane taşıyan, düşmana karşı destan yazan Artvinliler, bugünde Atatürk Cumhuriyeti’nin yılmaz savunucuları ve bekçileridir. Doğayı korumak, peşkeş çektirmemek için, yeni bir Kurtuluş Savaşı’nı başlatabilirler. Devleti temsil edenler sağduyulu davranıp, yumuşak bir geçişle, vatandaşın gazını almalı.

 

Kayaları sert, insanları yumuşak huyludur.
Trabzon’da gazetecilik yaptığım 1980-1992’li yıllarında Artvin’e çok giderdim.
Nesli tükenmiş, dürüstlük ve insanlık abidesi Artvinlilere en içten sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.
O dönemde; Artvin’in tek caddesi vardı, adını ‘Mecburiyet caddesini’ koymuştuk.
Dönemin Belediye Başkanı Kadir Halvaşı döneminde ikinci bir cadde daha hizmete açılmıştı.. Buna da ‘veresiye caddesi’ demiştik.
Kadir Halvaşı’nın kulakları çınlasın.

Sevgili okurlarım; o ses öyle bir sestir ki,  duyduğunuz anda sizi alır, Kaçkar’ın tepesine, Ayder’in muhteşem manzarasına, Artvin’in Kafkasör yaylasına, Karadeniz’in eşsiz benzersiz güzelliklerinin içine götürür. Nerede, hangi durumda olursanız olun, o an aklınıza tek bir yer gelir.
 

O yer: Artvin’dir. Özlemdir.
Hele de Artvin’den uzak yaşıyorsanız tulumun sesini duyduğunuz anda içinizde bir sızı, burnunuzda memleket özlemi tüter.
Sizin için o sesin adı özlemdir, hasrettir, duygudur, umuttur, doğup büyüdüğünüz yerdir, memlekettir, ana kucağıdır, baba ocağıdır. İlk sevdanız, ilk bakışınızdır.
Hayallerinizi yüzdürdüğünüz göllerdir, ayrı kaldığınızda özlediğiniz yayladır, mezradır, siyah üzümdür, incirdir, karalâhanadır, mıhlamadır, billur gibi akan derelerdir. Kırmızı benekli alabalıktır, tarihtir, çınardır.
Aynı duyguları yaşar mıyız bilemem, ama tulum sesi benim içime işler, duyduğumda bana sen benim memleketimdensin der, ayrı bir aitlik ve kültür içinde olduğumu hissettirir.

Ağaçlar ormanın gülüdür yaylalar da tabiatın süsüdür. Onlarsız bir doğa susuz bir denize benzer. Yeşilin gözleri şenlendirdiği, oksijenin bedenleri sarhoş ettiği, kulakların kuşların şakımalarıyla bayram ettiği benzer doğal harikalar diyarıdır Artvin.
Mevsimler en güzel yaylalarda somutlaşır; kışın beyaz perdeleri, baharın mis kokan çiçekleri, yazın serin temiz havası, son baharın mahmurluğu Artvin’de daima bambaşka yaşanır.
Aynı gökyüzünün altında farklı iklimler barındırır güzel Artvin’imizde Göçmen kuşların eşsiz misafirhanesidir gökyüzünün altındaki yaylalar.
Nasılda kışkırtıcıdır bir ucu gökte bir ucu yerde davetkâr duruşuyla. Renk cümbüşüyle en beklemedik zamanlarda yeryüzüne gökyüzünden sesiz bir ihtişamla kurulduğu manzara ilaç gibi gelir ruhumuza

Artvin ayağa kalktı. Haykırıyor.
Kıymayın tabiatımıza. Kıymayın havamıza. Kıymayın hayatımıza. Öldürmeyin Artvin’imizi!
Bu insanlar, İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den kalkıp gelmiş “duyarlı çevreciler” değiller. Bunlar 3 bin- 4 bin Artvinli ve onları destekleyen tüm şehir 30 bin Artvinli. Şehir, ayağa kalkmış; kasabaları, köyleri, beldeleriyle haykırıyor. Polisten tekme, yumruk, biber gazı yiyorlar.

Artvin’i Murgul yapacaklar

Artvin dediğin dünya doğa harikası, eşi benzeri az bulunur bir yerleşim. Bir yamaç şehir. Düz yeri yoktur. Yokuş çıkarsın, yokuş inersin. Dağın yamacında kurulu. Değil dozerle saldırmak, kazma vurmaya kıyamazsın. Hemen şehrin en dibinde; Çoruh üzerine Deriner Barajı yapıldı. Artvin’in nem oranı arttı, ender bulunur bitki örtüsü, doğal hayatı, yabani hayvanı, börtüsü- böceği, arısı, yüz çeşit doğal orkidesi, mısırı nemden etkilendi.
Artvinli gördü, uyandı. Artvin elden çıkıyor! Yapacak bir şey yoktu. Baraj oraya dikilmişti.
Şimdi de şehrin kurulduğu yamacın tepesinde Kafkasör Yaylası’na (Cerattepe’ye) bir altın madeni açılıyor. Altın siyanür ve benzeri kimyasal maddeler kullanılarak çıkarılır. Ve bu kimyasallar tabiatı ve tüm hayatı bitirir. Artvinli bunu Murgul’dan biliyor. Murgul’da “bakır madeni ocağı” açıldı. “Altın ocağı açılması” da Artvin’i bitirecek. Artvin toprağında heyelan tetiklenecek. Yeraltı suları kirlenecek.
Alttan barajın nemi! Üstten altının siyanürü! Artvin’i Murgul yapacak. Murgul bitti. Artvin de bitecek.
Gerçi Artvinlilere, “biz Cerattepe’den altın cevherini çıkaracağız, fakat onu işlemeyi başka bir yerde yapacağız” diyorlar ama Artvinli buna inanmıyor.
Çünkü “Altın Ocağı Açma Ruhsatı“ nın pis bir kumpasla verildiğini biliyor.

Artvin’in pimimi çekilmiş.

Artvin Valisi Kemal Cirit’i Ankara’dan tanıyorum. İçişleri Bakanı Efkan Ala’in Başbakanlık Müsteşarlığı döneminde özel Kalem Müdürüydü. Ardından Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel müdürü oldu. Devamında Artvin’e vali. İlk kararnamede de Artvin’e veda edecek. Üstün niteliklere sahip genç bir yetenek. Bu önemli süreci  çok iyi yönetmeli.

Artvin’e ve Artvinlilere kötülük yapmadan, müteahhit para kazanacak diye, devletin gücüyle vatandaşı ezmeden birleştirici güç olmasında, devletin şevkatını vatandaşa yansıtmasında fayda var. Artvin’deki direniş, siyasi direniş değildir, Doğayı koruma uyanışıdır, geleceğe sahip çıkmaktır. Ateşi benzinle söndürmeye kalkmayın. Sonra o ateşte hepimiz yanarız. Ülkemiz ateş çemberinden geçtiğini unutmayalım. Gün, kavga günü değil, birlik günüdür.

Artvinli tekrar ayağa kalktı. Tüm sivil toplum “Artvin’in doğasını kurtarmak için” birleşti. Davasında haklı.Hem devleti yönetenleri, emde sevgili Artvinlileri sağduyuya davet ediyorum..

Ankara’dan sevgiler.