Azrail’le anlaştı; eşi ile öldü…

Osman YAZICI

Sevgili Okurlarım,
Mehmet Yazıcı, Maliye Bakanlığı’na bağlı önemli bir birimde çalışıyor.
Benim de yeğenimdir.
Yaşça benden küçük olmasına rağmen iyi anlaşıyoruz…
Kardeşimden ötedir…
Ankara-Gölbaşı’nda hobi bahçemiz var.
Birlikte bahçe sular, bezen de su için atışırız.
Ailesine çok düşkün, örnek bir kişidir.
16 Temmuz Çarşamba günü telefonla konuştuk. İş çıkışı Gölbaşı’na gidecek, oradan da Türk hamamına uğrayacaktık…
Buraya kadar her şey güzel…
Son ayrılışından sonra yine yüreği serinledi, içine sıkıntı bastı.
Hâlbuki daha bir ay öncesinde birlikteydiler, yolculuk yaptılar.
Anne-babasını kimseye emanet etmeyip kendi arabasıyla götürmüştü memlekete…
Götürmez olaydı…
Tekrar buluşacaklardı…
Kardeşi Ahmet’in aracıyla tekrar birlikte yaylaya çıkacaklardı.
Geçtiğimiz yıl mezrada yaptırdıkları evlerinde kalıp, eksiklikleri tamamlayacaklardı.
Şimdi ise Mehmet, Ahmet ve Sevim kardeşler yosun tutmuş yalnızlar rıhtımında yalnız ve boynu bükük kaldılar.
Oysa bir ay önce mutluluk vardı düşlerinde…
Şimdi ise hem öksüz, hem yetim kalmanın ezikliği var üzerlerinde…
***
Önce kardeşim Taksin, sonra da abım Hasan; Ardeşen’den aradılar…
Kötü haberi önce bana bildirdiler…
Can dostum, yeğenim, Mehmet’in anne ve babası, diğer iki akrabamızla birlikte trafik kazasında hayatlarını kaybetmişlerdi…
Şok oldum, ne yapacağımı şaşırdım…
Daha bir ay öncesinde kendi arabasıyla memlekete götürdüğü anne ve babasını kaybettiğini nasıl derdim Mehmet’e…
Ayrıca benim de çok yakın akrabalarımdı…
Diyemezdim…
Aramayı geciktirdim, belki başkalarından duyar diye…
Nitekim de öyle oldu…
Aradığımda ağlıyordu..
Hemen Ankara Gazi Mahallesi’ndeki evine koştum..
Herkes şoktaydı…
Kardeşler ağlıyor, damat Yusuf, soğukkanlılıkla Havaalanı’na yetiştiriyordu kardeşleri…
Kendilerine ‘Anneniz çok ağır yaralı, hemen gitmeniz gerek’ dedim…
Aynı gece uçakla Trabzon’a oradan da Ardeşen’e gittiler…
Diyemedim, acı haberi…

Hayat bu…
Yaşam ve ölüm… Bir varsın bir yoksun…
Gölbaşı’na program yaparken, Azrail’e sormadık… O da bizim programımızı bozdu.
Bahçe sulayacaktık, cenazeye yetiştik...
Önceki yazımda belirtmiştim…
Daha üç gün öncesinde Ankara’da düğünümüz vardı…
Ve üç gün sonra cenazelerimiz oldu…
Ali Kemal Yazıcı yönetimindeki araç, Sırt yaylada 150-200 metre uçurumdan yuvarlandı..
Kazada Fatma, Halime, Selime ve Ali Rıza Yazıcı hayatlarını kaybederken, beş kişi de ağır yaralandı.. Ali Kemal de ölümden döndü…
Yaralı halıyla diğer beş kişinin hayatlarını kurtardı…
Kısacası ailemizden dört kişiyi kaybettik…
***
Alı Rıza Yazıcı, uzun yıllar Almanya’da çalıştı.
Sakatlığı nedeniyle emekli olup Ankara’ya yerleşmişti.
Kısmı felç olmasına rağmen hayata dört elle sarılmıştı…
Çocuklar anne babaya, baba ve anne de çocuklara çok düşkündü…
Küçük kardeş Ahmet’in İstanbul’da görev yapması nedeniyle aile ile Mehmet ilgileniyordu..
Mehmet, her fırsatı onlarla geçiriyor, ilgileniyordu.
Baba hep memleket hayaliyle yaşar, her fırsatta giderdi...
Ardeşen sahilde, köyde, yaylada, geçtiğimiz yıl da mezrada güzel bir ev yaptırmış…
Kısacası Ankara’dan Mayıs ayında kaçar, köy, yayla, mezrayı gezer kışın Ankara’ya dönerdi…
Ruhu hep oradaydı…
Kendine kalsa hiç gelmeyecekti Ankara’ya…
Ve çok sevdiği, ruhunun hep dolaştığı yerde canını verdi…
Sonunda bize kazık attı, Ankara’ya gelmeyecek…
Azrail’le adeta pazarlık yaptı…
Eşimin canını alırsan benimkini de al, yalnız kalamam Selime’min yanında olmalıyım” dedi... ve bir saat sonra konuşa konuşa ruhunu teslim etti…
Hayat arkadaşına “Bekle beni geliyorum, sakın bensiz gitme” diye mırıldandı…
Azrail’le randevulaşmıştı, anlaştı…
Acımız büyük…
Ölenle ölünmüyor…
Anne-baba acısını yaşayanlar bilirler…
Herkese başsağlığı, yaralılara geçmiş olsun dileklerimi iletirken, kazada yaralı kurtulan Ali Kemal Yazıcı’ya da Allah’tan sabırlar diliyorum…
Onun işi herkesinkinden zordur.
***
Bu kader değil…
Başta Rize’de siyaset yapanlara…
Vali Kasım Esen’e…
Ardeşen Kaymakamına…
Aynı köyden olan Ardeşen Belediye Başkanına...
Geçen yıl ve önceki yılda aynı yolda kurban verdik…
Daha kaç kurban vereceğiz?
Dünya’nın gözü, turizm merkezi Kaçkar’a dolaysıyla yaylalarımıza ne zaman yol yapılacak?
Mesleğim gereği Türkiye’yi dolaştım…
Güneydoğu başta olmak üzere bütün bölgelerimizin yayla yolları asfaltlı…
Yıllardan beri yazar, çizerim…
Yolu yaptıramadık…
Lütfen bu yolu yapın!
Yayla mevsimi başladı mı bir kepçe gönderilir, kapanan yerler açılır… Hepsi bu.
Kalıcı çözüm beyler…
***
Sevgili Okurlarım,
Bir süre için aranızda olacağım…
Sizinle hasret gidereceğim…
Dahası evimdeyim, sizinleyim…
Gezdiğim, dolaştığım yerlerden bilgi aktaracağım…
Bu arada babasını kaybeden Pazar Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Özdemir’e başsağlığı diliyorum.
Sevgiyle kalın.