BERAT GECESİ. BERRAK BİR HAYAT

Yusuf KAMBUR

 

“Yoksa sizin için kitaplarda bir kurtuluş belgesi/berat senedi mi var?” 

(Elinizde kurtulduğunuza dair Allah’tan bir senet var da ona göre mi kendinizi kusursuz görüyorsunuz?)(Kamer: 54/43)

Kusursuz olan yalnızca Allah’tır.

İnsan günahsız ve tertemiz olarak dünyaya gelir ancak hayat serüveninde bilerek veya bilmeyerek birçok günaha bulaşır.

Günah işlemek suretiyle “hem nefsine zulmeder hem de başkalarına haksızlık yapar.”

İmanlı bir Müslüman günahlarından rahatsızlık duyar. Çünkü iman ile isyan, iman ile inkâr, iman ile nifak aynı kalpte barış içinde yaşayamaz.

Biri artarsa diğeri azalır. “Allah bir bedende iki kalp yaratmamıştır.”(Ahzab: 33/4)

Günahlarla kirlenen kalp Müslüman vicdanını rahatsız eder. Ona nefes aldırmaz.

Müslüman günahını Hz. Peygamber’in (sav) nezih ifadesiyle “Başının üzerinde dikilmiş ve her an üzerine düşme tehlikesi bulunan büyük bir kaya gibi” görür.

Böyle bir ortamda gününü gün edebilir, zamanını “oyun ve oynaşta”(Enbiya: 21/3) geçirebilir mi? Müslüman bir an önce bu yüklerden kurtulmak ister.

Ne zaman geleceği belli olmayan ölüme tevbesiz yakalanmaktan ve Rabbinin huzuruna “günahkâr bir kalp”(Mutaffifin: 83/14) ile çıkmaktan korkar.

Tam da bu sebeple “zamanı kendisine verilmiş en büyük imkân olarak görür.”

Her yeni saati, her namaz vaktini, her yeni günü, her yeni yılı arınmak için kendisine açılan tertemiz fırsat kapısı olarak görür.

Her ezanı İsrafil aleyhisselamın diriltici Sur’u olarak kabul eder.

Heyhat!

Hiçbirimizde böyle bir anlayış kalmadı…

Zihniyetimiz, İlahi hakikatleri algılama biçimimiz değişti ve savrulduk.

Zihniyet savrulması bu…

“Ben hariç herkes kulluk sınavındadır.”

“Ben hariç…”

“Annem, babam, eşim, çocuklarım ve çevremdeki herkes, tüm insanlık imtihan ediliyor. Ve benim dışımdaki herkes sınavı kaybetmek üzere…”

“Ben hariç…”

“Herkes günahkâr ben hariç…”

“Herkes suçlu ben hariç…”

 “Herkes kul hakkı yiyor ben hariç…”

“Herkes tevbe etmeli ben hariç…”

İşte bu Firavun zihniyeti… Allah muhafaza buyursun.

“Şeytanın uydusu haline gelmiş”(Zuhruf: 43/36) bir kişiliğin değer yargısı.

Musa aleyhisselam Firavun ve İsrailoğullarına “Dokuz mucize, apaçık delil”(İsra: 17/101) getiriyor. Dokuz kapı aralıyor.

İlave dokuz fırsat…

Savrulmuş bir kişiliğe dokuz değil doksan dokuz kapı açılsa, doksan dokuz fırsat verilse ne fayda?

“Herkes sınavda ben hariç” anlayışında…

Sonunda ulaştığı sonuca bakalım:

“Sor onlara bu dokuz mucizeye, apaçık delile ne diyecekler?

“Firavun dedi ki, Ey Musa! Benim kanaatime göre sen büyülenmiş birisin!”(İsra: 17/101)

Ben kurtuluşta herkes kuyuda…

Böylesi çarpık zihniyete Yüceler yücesinden şu tokat iniyor.

“Ey Firavun ve (onun zihniyetini taşıyan kimse!)

Kesin kanaatim şudur ki, sen helak olmuşsun!”(İsra: 17/102)

Cumartesi akşamı idrak edeceğimiz Berat Kandilini “Günahlardan beri olmak, arınmak, temiz bir sayfa açmak” için bir fırsat olarak görelim.

Unutmayalım ki,

“Kurtuluş beratı alabilmek için günahlardan beri (uzak) olmalıyız.

“Kurtuluş beratı alabilmek için, ruhumuz ve kalbimiz Berrak olmalı…

Beratımız mübarek olsun…