BIÇAK KEMİĞE DAYANMIŞTIR

Seyfullah FIRAT

Türkiye çok zor günlerden geçmektedir. Teslimiyetçilik ayyuka çıkmış, kırmızıçizgiler bir bir kırılmış, PKK siyasallaşma noktasında ciddi merhaleler kat etmiş, ülkenin geleceği ve milletin birliği ciddi anlamda risk altına sokulmuş bulunulmaktadır.

Artık bıçak kemiğe dayanmış, olup bitenlere karşı ne bu milletin ne de bu topraklarda hür ve bağımsız olarak yaşamaya yemin içmiş hiçbir ferdin tahammülü kalmamıştır.

Bu şartların gölgesinde MHP 9. olağan kongresini yapmış, Sayın Devlet Bahçeli Bey tarihi bir konuşma yaparak herkese son uyarısını yapmış ve Ülkücüler taşımış oldukları misyon doğrultusunda tarihi bir yola girmiş bulunmaktadırlar.

Türk Milliyetçiliği her türlü köleliğe, her çeşit teslimiyetçiliğe ve onursuzluğa karşı bu milletin direnç kalesidir. Milliyetçi Hareket Partisi ve onun mensupları bu kalenin savunucuları ve aynı zamanda bu kutlu kaleye taarruz eden iş birlikçi takımının da korkulu rüyalarıdırlar.

Milliyetçi Hareket Partisi çok iyi yetişmiş elit kadrolara sahip bir siyasi partidir. MHP akılcı politikaları ve milli siyaset anlayışı ile inşallah gelecek ilk seçimde milletin mukadderatına hükmedecek veya iktidara alternatif olabilecek tek siyasi harekettir.

Genç demokrasi tarihimize kuşbakışı baktığımız zaman çok ciddi kırılmalar yaşadığımızı ve kırılmalara sebep teşkil eden marazların bugün bile siyasete derin anlamda etki ettiğini ibretle görüyoruz.

Her konuda ve her işimizde olduğu gibi siyasette de bir türlü istendik seviye veya kaliteyi yakalayamıyoruz.

Siyası partilerimiz içerisinde ki yapılanmalarda karşılaştığımız demokratik olmayan sancılarımızda veya dile getirilen çeşitli yanlışların arka planında hep “ben” egosunun varlığını görüyoruz.

Bizim kültürümüzde “ben” demekten daha çok “biz” demeyi tercih eden bir geleneğimiz vardır. Biz Asya toplumuyuz ve biz “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diyen toplumcu bir anlayışla bugünlere gelmişiz.

Bireyci veya güdümlü anlayışlardan uzak olan, toplumcu yaklaşımlarla siyaset üreten siyası partilerde lider sultalığı kolayca hazmedilebilir bir durum değildir.

Medyada veya sokakta her gün Lider sultasından yakınanlar, her ne hikmeti varsa pek bilinmez ama kendi liderlerinin parti içi tek adamlığından asla rahatsızlık duymazlar.

Başka partilerde demokrasi yoktur diye ortaya çıkanlar her ne hikmetse kendi partilerindeki sindirilmişliklerini bir türlü fark edemezler veya ben deme illetine hep yenik düştükleri için olaylara yansız bir şekilde bir türlü bakamazlar.

Elbette siyasi partilerimizin parti içi demokrasiye önem vermeleri arzu edilen bir durumdur. Genel Başkanlıklar veya diğer konumlar elbette kimsenin tapulu mali değildir ve olmamalıdır da.

Ancak şu da bir gerçektir ki, liderler öyle birilerinin zannettiği gibi kolay bulunmuyor ve her insandan da lider olmuyor. Nasıl ki herkes müzisyen olamazsa, her dileyen de lider olamıyor.

Bize göre Genel Başkan kavramıyla Lider kavramı birbirinden çok farklı kavramlardır. Bizim ülkemizde de bu kavramlar çoğu kez birbirine karıştırıldığı için liderlik kavramının içi boşaltılmaktadır.

Türk milleti birçok Lider yetiştirmiş bir millettir. Lider yetiştirmiş siyası hareketlerin, liderinin ölümünden sonra göreve gelen Genel Başkanlarının işi diğer parti liderlerine göre çok daha zor olmuştur.

Sayın Devlet Bahçeli bu zorluğu yaşamış ve o muhteşem liderin ölümünden sonra onun bıraktığı kutlu mirası omuzlamış bir insandır.

Her türlü ayak oyunlarına, dış müdahalelere, iftira ve tuzaklara rağmen kazasız belasız bugünlere gelinmişse bunda Devlet beyin payı çok büyüktür.

MHP 9. olağan kongresini muhteşem bir atmosferde toplamış ve bütün kirli tuzaklara rağmen MHP kongresini Türk Milliyetçilerine yakışan bir vakar içerisinde yapmış bulunmaktadır.

Lider adaylarına karşı medyanın dillendirdiği gibi katı bir tavır asla olmamış, bizzat kongrede patlatılmak istenen bir takım serseri mayınlara fırsat verilmemiştir.

Sırf MHP’de demokrasi yoktur diyebilmek için aylar öncesinden piyasaya sürülen ve hiçbir şekilde kabul görmeyecek olan düzmece adayları meydana sürenlere Sayın Devlet Bahçeli ciddi bir şamar indirmiştir. Ancak gönül isterdi ki, söz konusu adaylar da seçime iştirak etsinler ve hak ettikleri dersi onlara delege verseydi.

MHP’nin ve günümüzün şartları buna izin vermedi. Çünkü bütün Baykuşların gözü bu hareketin üzerine çevrilmiştir. Bu sebeple dikkatli ve duyarlı davranılmaya ihtiyaç duyulmuştur. Başkaları ne zırvalarsa zırvalasın durum yalnız bundan ibarettir.

Ancak Sayın Koray Aydının Genel Başkanlığına karşı çıkmayı ben şahsen kabullenemem. Koray Bey ömrünü bu harekete vermiş bir insandır. Herkes kadar onunda Genel Başkanlığa aday olma hakkı vardır. Koray beyi ben şahsen kendi nezdimde diğer adaylardan çok daha farklı değerlendiriyorum.

Şimdi birleşme ve bütünleşme zamanıdır. Bütün Türk Milliyetçilerinin tek adreste buluşmalarının zamanıdır. Ülke altımızdan kayarken sen ben kavgası olmaz ve bu fotoğraf vatansever insanlara da asla yakışmaz.

Yıllarını bu davaya vermiş, bu kutlu sevdaya 14 yaşında sevdalanmış, her türlü çileden nasibince nasiplenmiş bir insan olarak tek bir Ülkücünün bile bundan sonraki süreçte horlanmasına, aşağılanmasına, kovulmasına gönlümüz razı değildir.

Her Ülkücü bir değerdir ve hiç birinin diğer birinden bir farkı yoktur. Tek fark mesuliyet noktasındaki kişilerin sorumluluk dereceleridir.

Devlet Bey muhteşem bir konuşma yaparak bütün Baykuşlara, timsah gözyaşı döken karanlık odaklara mesajlarını vermişlerdir.

Bu kongreden yükselen ses cenk meydanından yükselen en son sestir. Bu sese kulak vermek bu coğrafyada yaşayan veya yaşamak niyetinde olan herkesin kulak vermesi gereken bir sestir.

Türk milliyetçileri olarak haykırıyor ve diyoruz ki, bizim bu topraklardan başka toprağımız yoktur. Başkaları gibi başka ülkelerde hazır tahtlarımızda yoktur.

Bizi buralardan geri itmek isteyen bedbahtların daha analarının karınlarından dışarı çıkmadıkları gerçeği herkese son bir defa daha uygun bir dille hatırlatılmış ve sorumluluk taşıyan herkes delikanlıca bir kez daha uyarılmıştır.

Ülkücüler bu milletin en son cephanesidir. Bu cephaneyi zamansız kullanmaya kalkmak veya kendi savaş alanlarına çekmek hiçbir gaflet erbabının haddi değildir.

Rahmetli Başbuğ bugünleri görmüş ve bugünler için bu neslin yetişmesi için her türlü ihanete ve kahpeliğe göğüs germiştir.

MHP’nin 9. olağan Kurultayı vesilesiyle başta rahmetli Başbuğu ve onun evlatlarından ebediyete göçmüş olan azız şehitlerimizi huşu ile anıyor ve onlara sonsuz rahmetler diliyorum.

Yapılan Kurultayın Milletimize, Türk-İslam alemine ve bütün insanlığa hayırlar getirmesi dileklerimizle bir defa daha göğsümüzü gererek “ Ne mutlu Türküm” diye haykırıyoruz.