ÇAĞIMIZIN EŞKIYA DEVLETİ İSRAİL

Seyfullah FIRAT

Çağımızın eşkıya devletinin adı İsrail’dir.
Bu minnacık devlet bütün insanlığa posta koymakta ve bütün evrensel kuralları ve hukuki müeyyideleri hiçe saymaktadır.
Bu devlet şımardıkça şımarmış, gözü dönmüş ve adeta canavarlaşmış bulunmaktadır.

Yıllardan beri Filistin’de ve dünyanın birçok bölgesinde çağın vahşeti ve acımasızlığı sergileniyor.
İsrail yıllardan beri çoluk çocuk demeden masum insanların üzerine acımasızca ölümler kusuyor.

Öyle utanç verici bir vahşet yaşanıyor ki, bu vahşet karşısında susan insanlığın yüzü kararıyor ve vicdanları adeta çöp tenekesine dönüşüyor.

Bir avuç zalim bütün insanlığa posta koyuyor ve hiçbir ölçü tanımıyor. Yedi milyar insanlığa karşı sadece sekiz milyonluk cüce bir ülke posta koyuyor ve çağın vahşetini sergiliyor.

Ne yazık ki, tek başlı dünyanın gidici süper gücü olan ABD de bütün bu olup bitenleri kendisini savunma şeklinde anlayıp yorumluyor.

Bunca vahşete rağmen birileri halen Müslümanları kandırmak için ABD mutlaka ele geçirilmelidir, Amerikan halkının vicdanı ayağa kaldırılmalıdır gibi diyalogcu şarkılarla Müslümanları silikleştirmeye çalışıyorlar.

Dünya bu günlere nasıl geldi, hangi süreçlerden geçti de geldi sorularını tarihe sorduğumuz zaman, tarih bize üç ana temel süreçten geçildiğini ve bu süreçlerin hepsinde de Yahudilerin insanlığın başına bela olduklarını kaydetmektedir.

İnsanoğlu üç ana temel süreci aşarak bu günlere geldi.
Tarım toplumu süreci insanoğlunun en uzun süren ve coğrafi şartlara karşı insanoğlunun verdiği amansız mücadelelerle doludur.

Tarım toplumu sürecinde insanoğlu kendi arasındaki mücadelelerden daha çok coğrafi şartlarla mücadele etti ve on binlerce sene sürdüğü sanılan bu süreçte belki de insanoğlu ortak doğal tehlikelere karşı ilk defa kolektif bir mücadele tarzı ortaya koydu.

Toprağı kontrolü altına alan ve toprağa hükmeden insan bu defa da topraktan çıkarılan zenginlik kaynakları üzerinde paylaşım kavgasına başladı.

Bu paylaşım kavgasında hiçbir zaman ortak bir nokta bulunamadı ve güçlü olanlar her zaman zayıf olanların hakkını sömürdü ve zayıfları katlettiler.

Bilgi çağı diye markalanan günümüzde de ne acıdır ki, daha öncesi süreçlerde bile eşine ve benzerine rastlanmayan bir vahşete seyircilik ediyoruz. Başkalarına yaşama hakkı tanımayan, karnı doydukça daha çok hayvanlaşıp doymaz hale gelen, kendi tokluğunu başkalarının sefaleti üzerinde inşa etmeye çalışan Emperyalist güçler, şimdi insanlığın ortak geleceğini tehdit ediyorlar.

Dünyanın her tarafında bugün açlarla tokların savaşı yaşanmaktadır. Hak ve hakkaniyetin yerini zorbalık ve güç kullanımı almış bulunmaktadır. Güçlü olanlar vahşice saldırmakta, mazlumlar kan ve gözyaşlarına boğulmaktadırlar.

Evrensel hukuk, dünya kardeşliği, dinler arası diyalog, demokrasi veya insan hakları gibi sahte maskelerin hepsi yalan ve kandırmacadan ibarettir. Gerçek olan tek acı gerçek, zalimlerin mazlumları yok etme niyetleri ve kahpelikleridir.

Tarihler boyunca insanlığın başının belası olan bazı topluluklar olmuştur. Bu gaddar toplulukların en başında Yahudiler gelmektedir. Yahudileri tanımadan tarih adına hüküm vermek ve Tarihi doğru okumak pek kolay değildir.

Yahudiler vaat edilmiş topraklar diye adlandırdıkları Filistin’e dönüş yaparak yıkılmış olan Süleyman’ın mabedini yeniden inşa ederek Nil nehri ile Fırat nehri arasında kalan topraklar üzerinde büyük İsrail’i yeniden inşa etmek için asırlardır Siyonizm adı altında çalışmışlar ve bugünde malum emellerine doğru hızla yürümektedirler.

Tarihte demedikleri yalan, kurmadıkları tezgâh, oynamadıkları kirli oyun kalmayan Yahudiler şimdi kirli emel ve hedeflerinin sonuna doğru yürüyerek koca bir insanlığı felaketlere taşımak üzeredirler.

Yahudiler bugünün dünyasında azınlıkta olsa da dünyayı parmağı üzerinde döndürmeyi başaran çok etkin bir topluluk olma noktasına gelmişlerdir. Dünya sermayesi onların elinde, dünya medyası ve siyaseti onların güdümündedir.

Bu belayı def edebilmenin tek yolu vardır ve o yolda bütün insanlığın bu canavara karşı uyanmasıdır. Nihai hedefleri kendi batıl inançları çerçevesinde “Tanrıyı kıyamete zorlamak” tır.

Bütün insanlığın bu tuzağa karşı ayağa kalkmasının zamanı artık gelmiş ve çoktan geçmektedir. İnşallah son vahşet görüntüleri karşısında insanlığın ortak vicdanı ayağa kalkarak bu şeytanlar toplumunun vahşetlerine son verilir.