Çocuk, sen edebiyatçı olacaksın...

D. Ali TAŞÇI

Edebiyat merakı çocuklukta başlar: Bir şiir okur veya dinler heyecanlanırsın.

Bir hikâyede kendinden bir şeyler arar, onu seversin. Bir romanda bizzat kendini bulur, kaybolursun; günlerce hayallerinden kurtulamazsın.

Güzel konuşan insanlara hayran olursun. Kalemi eline alır, bir şeyler karalarsın defterine. Bu defterini güya gizli tutarsın; ama birileri bulup okusa da sana “aferin ne güzel yazmışsın!” dese diye beklersin.
Eğer o birileri çıkar da seni yüreklendirirse, sokakta, okulda kendine güvenen, ümitleri olan, hoşgörülü biri olursun.

Zaman zaman, yazdıklarını açar okursun. Beğenmediklerini yırtıp atar, beğendiklerini okuyunca duygulanır ve içinden nice kervanlar geçer.
Bu içinden geçen kervanın adının “Edebiyat Kervanı” olduğunu daha o zamanlar bilemezsin; fakat seni, başkalarından farklı hanlara götürdüklerini de hissetmez değilsin.

Kendini akranlarınla kıyasladığın zaman farklılığını anlar ve yaşarsın.
Herkes oyuna koşarken, sen kelimelerin ardına düşersin.
Bu kelimeler seni kâh Kaf dağına götürür, kah çöllerin ıssızlığına bırakır; ama sen yılmaz, bıkmaz, korkmaz seyahatlerine devam edersin. Oyunda oynaşta olanlar senin halinden anlamaz, sana zavallı gözüyle bakarlar.

Sık sık, elinden düşürmediğin defterine güzel sözler yazar, okuduğun kitaplardan hoşuna giden paragrafları not eder ve bunlara yorumlar getirirsin. Arada bir bu yorumlarına baktığın vakit “vay be, bunları ben mi yazmışım?” türünden duyguların içini tutunca, boylu boyunca sevinir ve yine kitapların gizemli dünyasına koşarsın.

İlk yazdığın şiirlerin neredeyse kopya gibi olduğunu bilirsin; bilirsin ama aralarındaki sana ait olan bazı mısralar kulağına “sen şairsin arkadaş!” diye fısıldar.
O heyecanla kırlara koşar, dağlara seslenirsin dizelerini. Çiçekler anlar seni, kuşlar eşlik eder şiirine. Artık dağlar tanığındır, kuşlar yoldaşın, çiçekler sırdaşın.

Hani çocuk oluğunu unuttuğun anlar da yok değil. Olaylara ve fikirlere karşı derin derin yorumlar getirir, analizler yaparsın. Kısacası gördüğün, duyduğun şeyleri nasıl kaleme alacağını hayal edersin. Olaylardan fikirlerden ürkmez, onları değerlendirme yoluna gidersin.

Arkadaşların kitaplardan kaçarken sen kitaplara sığınırsın. Kitap okurken yeni dünyalar düşler ve bunlara kanatlanırsın. Yanında top patlasa duymazsın. Yalnızlığına acıyanlara sen “zavallı” gözüyle bakarsın.

Herkes hikâyesini anlatarak ve dolayısıyla boşalarak mutlu olurken; sen, yeni hikâyeler dinleyerek ve dolarak mutlu olursun.
Çoğu zaman hayallerinle gözlemlerin birlikte yol alır. Bazen de hayal atına binip, ayakların yerden kesilmez değil; ama sen bunu, yazmanın yolu bilirsin. Hatta hayatla hayali karıştırdığın demler de olur; ne var ki sen, hayali olmayan hayatı tercih etmezsin.

En doğru bildiğin şeylerin yılmaz savunuculuğunu yapmış, hatta bu uğurda gönüller de kırmışsın; ancak zaman içinde fikirlerini yumuşatarak, herkesin de “doğru”larının olabileceğini sezersin.

Bunun için de fikirlere karşı daha hoşgörülü olmuşsun. Hatta sana karşıt düşüncelerden de kendine hisseler çıkarmasını becerebilme yeteneğin gelişir. İşte o zaman çoğalırsın.

Çocuk, "edebiyatçı" olmaya başlamışsın.
Bunu nereden mi anlıyorum?
Zor çocuksun da ondan. Anlaşılman hayli güç.
Sakın “beni anlasınlar” diye kimselerden bir şey bekleme.
Edebiyatçı, anlaşıldığı zaman yok olur.
Onun coşkunluğu, çağıldaması sırrında saklıdır.
Edebiyatçı, sıradanlıklardan nefret eder.
Hatta o, sıradanlıkları sıra dışı yaparak geleceğe not düşer; yani edebiyatçılığını konuşturur.

Edebiyatı seven, yalnızlığına katlanır. Edebiyat, yalnızlıktan yontulur çünkü.
İnsanlar ya dişidir, ya erkek. Dişiler erkek arar, erkekler dişi. Sen ise gönül ararsın, gönülde dost ararsın; çünkü edebiyatçısın artık. Zaten farkın burada senin; her kelimenin içine, dostun gönlüne girer gibi giriyorsun.

Hakikatin kalemi insandır. Sen bu kalemsin işte. Yaz yazabildiğince; çünkü sen edebiyatçısın, edeplisin. Mahremi, namahremi bilirsin.

Küçük edebiyatçı! Sana bir sır vereyim mi?

Gecenin sırrı seherdir.
Seherin sırrı secdedir,
Secdenin sırrı Allah!..

Sen Allah’ı bildiğin kadar edebiyatçısın. Gerisi mi? Hepsi, hepsi edebin dışındadır, inan!