Cumhurun Reisi Yeni Türkiye’nin Başında

D. Ali TAŞÇI

 

            Dün (tarih 28.08.2014, Perşembe).

                Muhteşem bir manzara! 12. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan törenle Çankaya Köşkü’ne çıktı.

                Onu karşılayan, 11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül. Halef ve selef iki arkadaş, iki gönüldaş.

                Yaşanan bir Anadolu Devrimi!

                İki Anadolu çocuğu, bunca zaman sonra ilk defa sadece elleriyle değil, gönülleriyle de birbirleriyle tokalaşıyor, kucaklaşıyorlar.

                Ahmet Necdet Sezer devir teslim törenine katılmamıştı. Teslim etmeye gönlü mü razı olmamıştı, bilemiyoruz.

                “Kırk yılı aşan bir dava arkadaşlığının”, milletin zirvesinde bayraklaşmasıdır bu.

                Bu birliktelik milletin ruhunda karşılık buluyor.

                Sayın Gül, gülümseyerek ve gönülden sesleniyor:

                “Görevimi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a devretmekten mutluluk duyuyorum, tıpkı 13 yıl önce Başbakanlığımı devrettiğim gibi.”

                12. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan kürsüden bir kez daha halkın iradesiyle seçildiğine vurgu yapıyor ve milletine teşekkür ediyor.

                12. Cumhurbaşkanı,  11.Cumhurbaşkanı “dava arkadaşı”na teşekkür ediyor.

                Çankaya Köşkü yabancı davetlilerle dolu. Yaklaşık doksan ülkenin en üst düzey yöneticileri bu törende bir aradalar. Afrika ve Orta-Doğu’nun yanık insanları çoğunlukta. Adeta özgürlük şarkısına eşlik ediyor gibiler.

                12. Cumhurbaşkanı vurguluyor:

                “Artık eski Türkiye kapanmıştır, yeni Türkiye’nin yolu açılmıştır.”

                “Adaletsizliğin ve zulmün karşısında durmayı, dış politikamızın ana ekseni olarak algılıyoruz.”

                “Sesimizi yükseltmemizin nedeni, insana verdiğimiz değerden ötürüdür. İnsana düşman olanı uyarmak da bizim insanlık vazifemizdir.”

                “Milletin teveccühü her zaman dayanak noktamız olacaktır.”

                “Sayın Gül kardeşimle şimdiye kadar beraber yürüdük, bundan sonra da beraber olacağız.”

                Bu denli görkemli milli bir günde Ana Muhalefet’i buralarda görememenin hiçbir izahı yoktur yahut o kadar çok anlamı vardır ki, onları burada anlatabilmek mümkün değildir.

                İki Anadolu çocuğu, bütün fitne ve fesatlara rağmen, kadim dostluklarını bir kez daha vurgulayarak “yola devam” dediler.

                Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu hem çok şanslı, hem de sorumluluğu çok ağır bir konumda. Böylesine lider bir Cumhurbaşkanı arkasında olduğu için şanslı, ama o denli de ağır bir sorumluluğun altında; çünkü bir lider takibi var arkasında.

                Dün tarihi bir güne tanık olduk.

                Millet, ilk defa kendi başını belirleyebilmenin mutluluğunda.

                91 yıl sonra Cumhurbaşkanlığı armasının etrafı Fatiha’yla kuşatılıyor.

                İnanınız “entelektüel” homurtulardan bıktım.

                Allah kimseyi hased fitnesinin zebunu etmesin; kimseyi de yetim bırakmasın.

                Yeni Türkiye hepimizi selamlıyor.