D. Karadeniz'de geleneksel arıcılık tükenmek üzere

D. Karadeniz Bölgesi'nde yapılan saha araştırması: 'Ağaç kovanlarda bal üretimi çok az; Arıcılar kontrol ve kullanım kolaylığı nedeniyle tamamı fenni kovanlara geçmiş durumda. Arıcıların en önemli sorunları arı hastalıkları, en büyük düşmanı ise ayılar'

Buğday Derneği tarafından Arıları Yaşatalım Projesi kapsamında Karadeniz Bölgesi'nde saha araştırması yapılırken, yapılan araştırma bölgede geçmişten kalan arıcılık yöntemleri ve uygulamalarının tarihe karışmak üzere olduğunu ortaya koydu.



Yaptıkları çalışma ile ilgili bilgiler veren Buğday Derneği İletişim Sorumlusu Turgay Özçelik, AB Erasmus + Programı kapsamında geçtiğimiz aylarda Arıları Yaşatalım projesi için Karadeniz Bölgesi'nde saha araştırması yaptıklarını belirtti.

Bölgede kaybolmakta olan geleneksel arıcılık yöntemlerimizin izini sürdüklerini ve nesillerdir süregelen yöntemlerdeki değişimleri gözlemlediklerini kaydeden Özçelik “Kaybolmakta olan geleneksel arıcılık yöntemlerinin izini sürmek üzere Karadeniz bölgesinde, Kabaca Köyü (Murgul/Artvin), Esenkıyı (Hopa/Artvin), Dereüstü Köyü (Kemalpaşa/Artvin) ve Kamilet Vadisi'nde yapmış olduğumuz ziyaretlerde, bölgede çoğunlukla fenni yani modern kovanlara geçilmiş olduğunu, az da olsa ağaç ve kayalara monte edilmiş kara kovan bulunduğunu tespit ettik. Bu az sayıdaki geleneksel kovanlar, artık bal yapımı yerine, oğul zamanı kılavuz takibi ve oğul yakalamak için kullanılıyor. Bölgedeki arıcılık yöntemleri ve arıcılığa dair bilgiler aile üzerinden aktarılıyor ancak yeni nesil, arıcılıkla çok ilgilenmiyor. Kadim bilgi, yeni nesillere aktarılamadan kayboluyor. Her arıcının ortalama 200 kovanı var ve bal üretimini fenni kovanlarda yapıyorlar. Aslında kütük kovanların (kara kovan) 'varroa' gibi hastalıkları barındırmayacağını düşünüyorlar ancak kontrol ve kullanım kolaylığı nedeniyle tamamı fenni kovanlara geçmiş durumda” dedi.



Hastalıklarla mücadelede kadim bilgi yerini kimyasal ilaçlara bırakıyor
Bölgedeki arıcıların yaşadıkları en önemli sorunların varroa paraziti ve Amerikan yavru çürüklüğü hastalıkları olduğuna dikkat çeken Özçelik “Varroa ile mücadelede oldukça etkin olan kendir bitkisi daha önce kullanılsa da, kendir yetiştiriciliği yasaklandığı için, arıcılar artık ticari ilaçları kullanmayı tercih ediyor. Kendir, sadece varroa hastalığına karşı değil, ona benzer virütik ve bakteriyel hastalıklara karşı da kullanılıyordu; hem kovanların etrafına ekiliyor, hem de dumanı kovana verilerek arılar dezenfekte ediliyor ve arıların direnci yükseltiliyordu. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı da, varroa kadar olmasa da, sıklıkla görülüyor ve çözüm olarak antibiyotik tercih ediliyor. Arıcıların en büyük problemlerinden biri de ayılar. Balı çok seven ayılar, ciddi şekilde kovanlara ve arılara zarar veriyor. Arıcılar ayıları uzak tutmak için korkuluk yerleştiriyor, su ile çalışan ve periyodik sesler çıkaran aletler kullanıyorlar. Bununla birlikte kovanlarını yüksek dallara yerleştiriyor ve ayıların tırmanmasını engellemek için ağaçların gövdelerini varillerle kaplıyorlar” diye konuştu.



Balı arılarla paylaşıyorlar, kovanları gezdirmiyorlar
Özçelik, bölgedeki arıcıların tamamının ülkemizdeki yaygın ve yanlış uygulamanın aksine, balın hepsini almak yerine arıların payını onlara bıraktuğuna da vurgu yaparak “Böylece arılar doğal yöntemlerle, kendi ürettikleri balla besleniyorlar. Az da olsa, yetmediği durumlarda besleme de yapılıyor. Arıcılar, kolonilerinin oğul vermesini çok önemsiyor. Bu şekilde koloninin gençleşeceğine inanıyorlar. Oğullarını sıkı şekilde takip ediyor ve bunun için kütük kovanları kullanıyorlar. Arıcılar, hastalıklara karşı önlem olarak bölgeye dışarıdan arı sokmamayı ve kendi arılarını gezdirmemeyi tercih ediyorlar. Bu yöntemle bölgeye hastalıkların girmesini engellemeye çalışıyorlar. Arıları bal üreten işçiler olarak görmek yerine, arı odaklı, arılara ve çevreye zarar vermeyen geleneksel ve ekolojik arıcılık yöntemlerini yaşatmalı ve yaygınlaştırmalıyız. Arıları Yaşatalım projemizin en önemli hedeflerinden biri ülkemizdeki arı dostu, geleneksel ve ekolojik arıcılığa dair bilgi eksikliğini ortadan kaldırmak” ifadelerini kullandı.

Artvin Haberleri