EBU CEHİL KÖKÜNE KADAR MEKKELİ AMA!..

D. Ali TAŞÇI

 

            Her şey apaçık ortada, anlamayana anladığı dilden anlatmak anlayanların görevidir. Bir de anlamak istemeyenler var ki, onlara neyi, nasıl, hangi dille anlatırsan anlat, “anladım” demezler; çünkü ön yargı mahkümü veya başka bir anlayışın seline kapılmışlardır.

            İnananlar her devirde zulüm görmüşlerdir. Habil, kardeşi Kabil’in kurbanı olmuştur. Her peygamber devrinde, ona inananlar, inanmayanlar tarafından horlanmış, zulüm görmüştür. Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya ve onlara inananlara yapılanları tarih kaydediyor. Teferruata girmeyeceğim.

            Müslümanlar da hiç rahat bırakılmamışlardır. Batı’dan Haçlı seferleri hep devam etmiş ve sadece Müslüman kanı dökülmekle kalmamış, İslam düşmanlığı Batı’nın adeta “kızıl elması” olmuştur. Doğu’dan da Moğol istilaları özellikle Anadolu’yu kasıp kavurmuştur.

            Batı’dan ve Doğu’dan böyle kuşatılmışken, Anadolu’da da kardeş kavgaları eksik olmamıştır. Bu durum sadece bizde değil, Batı’da da “mezhep savaşları” olarak yüz yıllar devam etmiştir.

            Endülüs Emevi devleti İspanya’da yıkılırken, Anadolu Selçuklu Devleti de sallantıya girmiştir. Dünyada İslam’ı temsil edecek neredeyse devlet kalmamışken, bir de gördük ki, Kayı boyundan Osmanlı bu kutlu görevi üstlenmiştir. Anadolu’da kardeş kavgası sürerken, Osmanlı, bu tuzağa düşmemiş ve hedefini küffara yönelterek tarihi başarılara imza atmıştır.

            Her kemalin bir zevali vardır, derler. Osmanlı da altı yüz sene dünyaya hükümran olduktan sonra tarihten çekilmiştir.

            Osmanlı sonrası kurulan devlet, kuruluş esnasında “Batı emperyalizmi”ne karşı mücadele etmiş, bu uğurda nice şehitler vermiş ve sonunda, dört milyon kilometre kare toprakla girdiği “Milli mücadele”den, yedi yüz seksen bin kilometre kare toprakla çıkarak Cumhuriyet’i kurmuştur.

            Biz bütün varımızı yoğumuzu, gencimizi ihtiyarımızı batılılara karşı savaşlarda yitirmiş millet olarak sonradan dedik ki, “Hedef Batı uygarlığı!”

            Batı’yı bugün en üst seviyede Amerika Birleşik Devletleri temsil etmektedir; bize karşı tutumu da ayan beyan ortadadır. Batı uygarlığı denilen şey, kan üzerine kurulmuş bir zulüm tiranlığıdır. Afrika’yı, Asya’yı, okyanuslardaki adaları sömürerek bu hale gelmişlerdir. Durum bu iken, bizler hâlâ çıkıp “Batı uygarlığı” diyerek çırpınmamız karşısında, bu aşağılık kompleksimizi onlar değerlendirmiyor mu sanırsınız?

            Geçenlerde bir emekli büyükelçi televizyonlara çıkıp, “Altmış beş yıldır Dışişlerinde çalıştım, bu denli saldırılara rastlamadım.” tarzında bir konuşma yaptı.

            Uzun yıllardan beri ilk defa “yerli ve milli” adımlar atılıyor da ondan. Ülkemize demokrasiyi getirdiler, ama halk “yerli ve milli” adım atarken hemen darbelerle halkı sindirdiler.

            Ne yaparlarsa yapsınlar, önümüzdeki zamanlar bu milletin zaferiyle neticelenecektir. Ne var ki, içimizdeki beyinsizler yüzünden belki bu zafer biraz gecikebilir. İnsan düşmandan gelen oklara karşı dayanıklıdır da, kendi içinden ona çevrilen oklara dayanmak zor geliyor.

            Bir dönem sol yumruklarını havaya kaldırarak “kahrolsun Amerika” diyenler, bugün başka hesapların peşinde koşturuyorlar. Hak adına ortaya çıkmayanları, vakti gelince Hak, onlardan hakkını alır, göreceğiz.

            Ebu Cehil köküne kadar Mekkeli, ama dost değildi. Her Türkiyeli’yi bu toprakların dostu mu sanırsın? Önce kavramlarımızı bir netleştirelim, arkası gelir.

            Söylenecek o kadar çok şey var k, zamanı gelince her şey ortaya çıkacaktır; çünkü gerçeğin ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Şimdi o mevsimdeyiz.

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci