Evini yeni doğan keçi yavrularına açtı

Büyük şehirlerdeki çalışma hayatını bırakıp köyünde hayvancılığa başlayan iki üniversite mezunu vatanda, ahırdaki kuzuları üşümemeleri için evine aldı.

Çiftliğinde 100'ü aşkın keçi besleyen 43 yaşındaki Tunç Demirkaya, üşümemeleri için evine aldığı yeni doğan keçi yavrularını biberonla besliyor
- Tunç Demirkaya: - "Hayvanları hayatta tutmaya çalışıyorum. Bunlar bizde bağımlılık da yaptı, ayrılmak da zor oluyor. Yeniden ahıra getirmek zor geliyor. Evcil kedi, köpek gibi oldular"

Büyük şehirlerdeki çalışma hayatını bırakıp aradığı huzuru Bartın'ın Ulus ilçesindeki köyünde bulan iki üniversite mezunu 43 yaşındaki Tunç Demirkaya, çiftliğinde beslediği keçilerin yeni doğan yavrularını soğuk kış günlerinde üşümemeleri için evine aldı.

Çukurova Üniversitesinde İşletme ve İstanbul Üniversitesinde sosyoloji eğitimi almasının ardından yaklaşık 5 yıl İstanbul'da ve 10 yıl da Almanya'da yaşadıktan sonra iş hayatını bırakarak köyüne dönen ve burada hayvancılık yapan Demirkaya, yeni doğan keçi yavrularına evinde sobanın yanında adeta bebek gibi bakıyor.

İlçeye bağlı Küllü köyü Hacı Mahallesi'nde yaşayan ve ilçedekilerin bir filmden esinlenerek "mandıra filozofu" benzetmesi yaptığı Demirkaya, keçi yavrularını annelerinden sağdığı sütle biberonla besliyor.

- "Sobayı yakıyoruz onlarla beraber yaşıyorum"

Tunç Demirkaya, AA muhabirine, üniversite öğrenimini tamamlamasının ardından İstanbul ve Almanya'da stresli bir yaşam sürdüğünü fark ettiğini ve bir anda yaklaşık 15 yıllık çalışma hayatını bir kenara bırakarak doğduğu topraklara döndüğünü söyledi.

Köyünde hayvancılık yapmaya başladığını anlatan Demirkaya, "Köyüme, dede toprağına dönmemin hemen ardından tavuk ve kaz aldım, sonra 5 keçi aldım. Şu anda 100'ü aştık. Bunun yanında yine yüzlerce tavuk, kaz ve bıldırcın besliyorum." dedi.

Beslediği keçilerin zorlu kış şartlarında yavruladığını dile getiren Demirkaya, yeni doğan yavruların ahırda üşüdüğünü kaydetti.

- "Ayrılmak zor oluyor"

Demirkaya, keçi yavrularına evinde baktığını aktararak, şöyle devam etti:

"Sobayı yakıyoruz onlarla beraber yaşıyorum. Annelerinden sağdığım sütü biberona koyarak besliyorum. Yani hayvanları hayatta tutmaya çalışıyorum. Bunlar bizde bağımlılık da yaptı, ayrılmak da zor oluyor. Yeniden ahıra getirmek zor geliyor. Evcil kedi, köpek gibi oldular. Benim canım ne kadar değerliyse bu hayvanın canı da o kadar değerli. Yani göz göre göre yitip gitmelerine izin veremem. Bu sadece keçi için değil, ben yolda yaralı bir hayvan görsem bırakıp gidemem. 

Hayvanın ahırda üşüdüğünü görüyorsun, orada eriyorsun ve kendi çocuğun gibi hemen kucaklıyorsun, sarıp sarmalayıp doğru sobanın yanına gidiyorsun. Karınlarını doyuruyorum, yine ahıra getirip annesini koklamasını, gerekirse annesini de emmesini sağlıyorum. Böyle gidiyor. Zaten çoğu zamanlarını uyuyarak geçiriyorlar, yatağımdalar, kucağımdalar."

Evinde beslediği keçi yavrularıyla aralarında güzel bir bağ oluştuğunu anlatan Demirkaya, "Bunlara hayvan diye yaklaşmıyorum. Herhangi bir dostuma, aileme nasıl bir his besliyorsam benim için hayvanlar da öyle. Hepsine aynı derecede yakınım. Bu kış 20'ye yakın kuzuyu evimde misafir ettim. Kimisi 3 gün, kimisi 1 ay kaldı. Aynı anda bir evin içinde 20 keçiyle uyumaya çalıştığımı biliyorum." ifadelerini kullandı.

Tunç Demirkaya, hayvanları gelişmeye başladıklarında ahıra götürdüğünü ancak daha sonra dayanamayıp eve geri aldığını sözlerine ekledi.

YURT VE DÜNYA Haberleri