GÜNCELLENEN OYUNLAR

D. Ali TAŞÇI

 

            Geleneği olmayan hiçbir şeyin geleceğinin sağlıklı olabilmesi asla mümkün değildir; çünkü gelenek, bahçe gibidir, ne ekerseniz oraya ekersiniz. Bu, iyiler için de aynıdır, kötüler için de. Bu nedenle bir şey yapmaya kalkıştığınızda, bunun gelecek adına izdüşümünü hesap etmeden yapıyorsanız, sonucuna da katlanacaksınız.

            Okullar, mahalle araları vb. yerler çocuklar için oyun alanlarıdır. Çocuklar da oyunla büyürler. Ne var ki bu oyunların eğitimle ilgisi araştırılmadan, özellikle okullarda, çocukları bunlara yönlendirmek, ileri yaşlarda kötü sonuçlar doğurabilir.

            Örneklendirelim;

            Dün “hırsız- polis” oynayan çocuklar acaba bugün ne yapıyor?

            Bugün aynı oyunu sahici silahlarla da oynuyor mu? Bu soruya “hayır oynamıyor” diyebiliyor muyuz?

            Dün “esir almaca” oynayan çocuklar, bugün yine bu oyunlarına sahici biçimde devam ediyorlar mı?

            Dün ninelerden, dedelerden masal dinleyen çocuklar, bugün büyüklerinden nutuk, bildiri, vaat… dinliyorlar mı? Bugün dinledikleri nutuk, bildiri ve vaatleri, geçmiş günlerinin masallarıyla karıştırarak, gerçekle yüzleşmekte zorluk çekiyorlar mı?

            Dün okullarda yumurta tokuşturan çocuklar, bugün hayatta siyaset çekiştiriyor, kafa tokuşturuyorlar mı?

            Dün “birdirbir” oynayan çocuklar, bugün birbirlerinin üzerlerinden atlayarak oyunlarına devam ediyorlar mı?

            Dün “köşe kapmaca” oynayan çocuklar, bugün ellerinden gelse, dünya çapında bir köşe kapmacanın peşindeler mi?

            Dün “mendil kapmaca” oynayan çocuklar, bugün elde avuçta ne varsa onu kapmaca peşinde didinip duruyorlar mı?

            Dün “yakantop” oynayan çocuklar, bugün sözleriyle, davranışlarıyla, hal ve hareketleriyle çok canlar yakıyorlar mı?

            Dün “körebe” oynayan çocuklar, bugün, dünün gözleri kapatan mendiline inat, alemi kör, sağır ve sersem addederek ellerinden gelen şeytanlığı yapıyorlar mu?

            Dünün oyunları yine de bir nebze elle tutulur cinstendi. Ya bugünün “internet oyunları”?

            Geçenlerde bir yerde okumuştum; 18 yaşına gelen bir genç, bu yaşına kadar geçirdiği süre içerisinde internet ortamında, sinemalarda ve hayatın başka alanlarında kırk bin, yanlış okumadınız kırk bin cinayet seyrediyormuş! Bunu okuyalı da birkaç yıl oldu. Dehşet bir durum değil midir?

            Otobüste, vapurda, parkta oturuyorsunuz ve karşınızda da bir genç, elinden hiç düşürmediği telefonda internet sörfü yapıyor. Hangi cinayet oyunuyla gaza geldiğini bilemeden, ona herhangi bir şey hakkında bir hatırlatma yapsanız, başınıza nelerin gelebileceği meçhul!

            Dahası, okuyucularımdan özür dileyerek yazmak zorundayım, internetteki bu sörfünün uygunsuz sitelerde olduğunu düşünelim; karşısında da onu tahrik edecek düzeyde bir karşı cins varsa!..

            Türkiye’nin yaklaşık on yedi milyon öğrencisi vardır. Dünyada da birkaç milyar. Neredeyse herkesin elinde çocukları ve gençleri gizli dehlizlere sokacak uygar aletler… Gerisini düşünemiyorum!..

            Bütün bunlara rağmen İNSAN olmak gibi bir görevimiz var ve bunda da ısrarlıyız ve de gelecekle ilgili ümitlerimizi hiç savsaklamadık. İnsanlık dibe vurmadan, kâmil insanlar ortaya çıkmaz, kemalat oluşmaz.

            Okullarda ve ailede yarışmaya dönük değil de paylaşmaya dönük oyunlar oynatırsak çocuklarımıza, gelecek adına daha iyi işler yapmış oluruz.

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci