HAYAT BEŞİĞİMİZ CILAVUZ

Seyfullah FIRAT

           Saygı değer okuyucularımdan bugün bir istirhamım olacak. Bugün siyasetten, memleket meselelerinden, ülkenin altımızdan kaydığından bahsetmeyeceğim. Bugün çocukluk yıllarımı birlikte geçirdiğim dünya güzeli insanlardan sizlere bahsetmek istiyorum. Bu güzel insanlarla uzun yıllar aynı sıralarda, aynı koridorlarda, aynı yemek masalarında birlikte oldum. Hepsi, kırk sene kadar önce cennet ülkemin çeşitli köşelerinden kopup gelmişlerdi Cılavuz Öğretmen okuluna. Aynı şekilde bu güzel insanlar bir rahmet tohumu gibi saçıldılar zamanı gelince ülkemin dört bir yanına. Bu insanlar koca bir ömrü bu ülkeye ve sevgili öğrencilerine verdiler. Bir kuyumcu hassasiyetiyle nesilleri işlediler, yorulmak nedir bilmediler. Şimdi ben onların hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. 

          İnsan; yaratılanların en mükemmel olanı olan varlıktır. Duyguları var, umutları var, gayret ve çabaları var. Çile ve dert ile neşe ve umut arasında bir sarkaç topu gibi sallanıp durur hayat boyunca. Onun her eyleminde yaratanından bir iz, bir nasıp var. O dilediği için dünya ya gelir ve yine o dilediğinde dilediği zaman da ebedi âleme davet edilir insan denilen eşrefi mahlûk. İnsanı tanımlarken; kendimce hep şöyle düşünmüşümdür. Bana göre kötü insan yoktur, kötü veya istedik olmayan sebepler vardır demişimdir hep. İdealist insanlar; insanlardan daha çok kötü sebeplerle savaşırlar. Kötü sebepler yok edilince de insan daha özgür olur ve daha mütekâmil noktalara doğru yürüyüşe çıkar. 

           İnsan tek başına hayat sürebilecek şekilde yaratılmamıştır. Bunun hikmeti elbette ki; dostluklar, birliktelikler, arkadaşlıklar kurmak olsa gerek. Bugün bu köşemde yıllar sonra buluştuğum, Karsın Susuz ilçesinin soğuk iklim şartlarını kardeşlik nefesleriyle ısıtan ve o sıcaklığı bugünlere kadar taşıyan güzel insanlarla yeniden buluşmuş olmanın mutluluğu içerisinde yazmaya çalışıyorum. Çok değerli arkadaşlarımla buluşmama vesile olan özellikle Polat Aydın kardeşime bu konuda müteşekkirim. 

             Beş yıl boyunca bu güzel insanlarla ortak hatıralarımız oldu. Burada isim yazmaya kalsam bu köşe yetmez bize. İsmini yazmadığım o güzel insanlara bu vesileyle merhabalar derken, hepsini yılların hasretiyle kucaklamanın mutluluğunu ve hazzını yaşıyorum şimdi. Gözlerimden akan yaşlar bana şunu haykırıyor “bunca çileye rağmen, işte sana da nasıp oldu mutluluktan ağlamak” ağla Seyfullah istediğin kadar, akıt hasret gözyaşlarını.  Bende doyasıya akıtıyorum hasret gözyaşlarımı şimdi. Şu anda belki de hayatımın en mutlu anlarını yaşıyorum o güzel insanların hatıraları sayesinde. 

              Kazım Karabekir Öğretmen Okulunun ve o okuldan eğitim alan bu insanların bu ülkenin hamurunda büyük payları vardır. Aldığımız eğitim ve terbiye bizleri bu milletin temel orijinleriyle barışık kılmaya yetti de arttı bile. Hepsi bir Alperen gibi Anadolu’ya dağılıp yıllarca Anadolu insanını bir kuyumca hassasiyetiyle nakış nakış işlediler. Selam sizlere, saygı sizlere sevgili Öğretmenlerim.  

             Bizden önce mezun olan veya bizden sonra aynı koridorlardan gelip geçen cümle meslektaşlarıma bu vesileyle sevgi ve saygılarımın en tükenmezini sunuyorum. Cümle arkadaşlarımı Pazar53 düşünce sofrasında görmek beni mutlu kılacak. Yazımın sonunu bağlarken, yazı masamda ayağa kalkarak cümle arkadaşlarımı el sallayarak tekrar en kalbi selam ve saygılarımı yolluyorum. Hepinizin hayatın bütün güzelliklerini doyasıya tatması dileklerimle sizleri tekrar kucaklıyorum. Sağlıcakla kalın güzel insanlar.