İnsan olmak sanattır

D. Ali TAŞÇI

Sana her şey verebilirim: Elma, armut; ev, arsa, araba; makam… Sana yetenek veremem ki! O sensin; sana seni veremem ki! Varsa bir yeteneğin, onu geliştirebilirim; ne var ki, sıfırdan bir kabiliyet veremem sana. Ben ilah değilim ki!
Yeteneğin sana doğuştan bağışlanmıştır. Kim yeteneğini, dünya bahçesinde büyütememişse, o, ebediyen mahküm ve mahrum yaşayacaktır.
Ne kadar çok yeteneğini geliştirirsen, o kadar çok insan olursun. Sen bir tohumsun, dünya bahçesine düştün; tohumunu çatlatıp büyütmeden buradan göçersen, meyvesiz kalırsın. Dünyada meyvesi yenmeyen ağaç gibi olursun. Seni hem kendin, hem de başkaları tanımaz. Tanınmadan gidersin. Cehennem, aslında kişiliğini geliştirememek değil midir?
Olgun bir meyve olamadığın için ağızlarda hep burukluk bırakırsın. İstenmeyen olursun. Bu seni olumsuz etkiler, saldırgan yapar. Saldırganların ruh hallerine bir bak, olgunlaşamamışlardır. Her savaş, bir eksikliğin çocuğu, her barış da olgunluğun alametidir.
Fakat sen yine de sırrını açma. Sır, mahremdir. Sır, seni sende saklar. Saklan ki ağaç olasın. Tohum, toprakta saklanınca ağaç olmaz mı? Ağaç, toprağın sırrı; toprak, tohumun anası. Ana olmak istiyorsan, sır saklayıcı ol. Hangi ana, yavrusunu ele vermiştir?
Allah’ın öyle sırları vardır ki, kimse onlara agah olamadı, sevgiliden başka. Sır, susana verilir; sus ki bazı sırlar sana kapılarını aralasın. Yar ol ki, sana ayna tutulsun.
Susmazsan, o varlık ve yetenek seslerini nasıl duyacaksın? Gürültüde gönül muhabbeti yapılamaz. Sen bestesiz sözlere değil, evrenin gönül örsünde bestelenmiş sözlere kulağını aç. Aç da yürek yangınların seni bestelesin. Senin yeteneğinin şifresi, yürek yangınlarının kodunda saklı.
Sevgili, boş kalbe gelir. Senin yüreğinden dünya dumanı tütüyor; orda sevgili boğulur. Bir seher vaktini kolla ve uyanık dur. Yarin sesi beklemediğin anda gelir; gelir ve götürür. Yanında eşya varsa, gidemezsin. Sen yalnız bekle durakta. Sevgili sana gelir, esvabına değil.
Toprak su içer, ot bitirir; insan, et yer şarkı söyler. Her şey, bir başka şeye dönüşmeden sırrını ifşa etmez. Allah, sırrını sende açığa çıkarmıştır, görmüyor musun? Hala secde etmeyecek ve “ Bildim seni ey Rab!” demeyecek misin? Sen bilirsin!
Ot, hayvana yem olur. Hayvan semirince insana yem olur. İnsan da gün gelir, geldiği yere, toprağa yem olur. Bedenle yaşayanlar toprağa yem oldular da, gönülle yaşayanlar Yar’a yar oldular.
Varılacak olan yere aşama aşama varılır. Çocuk, anasının karnında kan ile beslenir. Doğunca süt emer. Sütten kesilince lokma yemeye başlar. Kemale ulaşan insanın lokmadan da uzaklaşıp, Lokman olmasına niçin hayret ediyorsun ki?
Sen hala lokma ile besleniyorsun, Lokman olman uzak. Aşk, lokma ile beslenenlere verilmez; o, ruhun sebili, gönül çeşmesinin musluğudur. Lokman olursan, bu ölümsüzlük sebilinden sana da içirirler.
Ötelerin sesini duymadan güftene beste yapma. Güften senin yeteneğindir; beste ise, ötelerin notasıyla yaratılışına makam bulmaktır. Ne çektiysek, bestesiz, makamsız gürültülerden çektik. Yoksa sen her gürültüye ferah feza makamı mı diyorsun?
Beden karanlığına gönül güneşi doğmadan su bile içme. Bahar gelmeden, güller açmadan bülbül yok deme. Bilmez misin, bülbül baharla gelir. Senin bülbülün içinde saklı da, baharı beklemesini bilmiyorsun. Ya da çok derin mağaralarda yaşıyorsun.
Yusuf etrafa kokular saçar; Yakup olmadan bu kokuları nasıl duyarsın? Yakup olmak için de ümidi kesmeden Yusuf’u beklemen gerekmez mi?
Senin Yusuf’un kendi içinde. Fıtratına bak göreceksin. Yeteneğini geliştir anlayacaksın. Yetenek nedir bilir misin? Yaradılış bahçesinin tohumudur.
Haydi, büyüt bu tohumu ve insan ol.
İnsan olmak sanattır. Sanat eserini kıymetli yerlerde saklarlar. Yoksa sen, cenneti alelade yer mi sanırsın?