İYİ BİR ÖĞRETMEN NASIL OLUNUR?

D. Ali TAŞÇI

 

            Ahmet Hamdi Tanpınar, Darülfünun’daki hocası Yahya Kemal’den bahsederken; “ Onun derslerine adeta çıplak girer ve o konuşurken giyinirdik!” der.

            Okullar açılıyor. Eğitim ve öğretim tüm hızıyla yol almaya devam edecek. Milyonlarca çocuğumuz, on binlerce öğretmenimiz ve onların aileleri büyük bir heyecanla okul yolunu tutacaklar. Öğretmenlerimiz, büyük bir özveriyle mesleklerini icra etmenin telaşına düşecekler. Daha neler ve nelerle öğretim yılı boyu uğraşıp duracağız.

            Eğitimin bütün sorunlarını çözecek bir iksir dünyada yok. Herkes kendi müktesebatınca, kendi zamanına göre ve kendi medeni dünyasının izinde problemlere çözüm üretebilir. Problemler ne kadar aza indirilirse, başarı da o derece yüksek olur.

            Ben birkaç cümle ile öğretmenlik konusuna değinmek istiyorum.

            Hocanın şahsiyetinin beş vasfı (özelliği) olmalıdır:

  1. Hocalığı: Hocalık bir sanattır ve her sanatın kendine has kuralları vardır. Leziz bir yemeğin, yetişmiş bir aşçıya ihtiyacı olduğu gibi; iyi bir insan olmanın yolu da öğretmenden geçmektedir. Eldeki malzeme ne kadar kaliteli olursa olsun, aşçı iyi değilse, ondan leziz yemekler çıkmaz. Öğretmenin, hocalık vasfı öne çıkmamışsa, onun elinden çok kaliteli insan yetişmez. Hoca, çoğu zaman babadan da üstün taraflarıyla karşımıza çıkar. Hoca, çocuğun tüm dünyasını merhametiyle, bilgisiyle ve rehberliğiyle kuşatandır.

 

  1. İlim Adamlığı: Ne kadar çok şahit olmuşum, bir öğretmen, eğer kendi dalında çok iyi değilse, inanınız bunu ilk anlayan öğrencileri olur ve artık o öğretmenin yapacak pek bir şeyi de kalmaz. Sınıfta o öğretmen hırçındır, baskı kurucudur, her şeyi eleştirir; çünkü kendine güveni yoktur. Öğrencilerin hoş olmayan en küçük davranışlarını kaldıramaz ve hakaretlere varan söz ve davranışlarla öğrencinin sevgi ve saygısını kaybeder. Yalnız kendi dalında değil, entelektüel donanımını güçlendirmek için de çeşitli kitaplar okumalı, derse girer girmez de hemen derse başlamamalı, hayattan bir sahne ile derse adımını atmalıdır. Bütün bunlar, ilimle, okumakla ve kendini yenilemekle olur.

 

 

  1. Fikir Adamlığı: Yalnız ilim, çekici değildir; bunun yanında fikir adamlığı da söz konusu olmalıdır. Fikir, ilmi kullanma biçimidir de diyebiliriz. Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan fikir akımlarını bilmeli, kendisi de orijinal fikirleriyle zaman zaman öğrencilerini heyecanlandırabilmelidir. Aktarıcı olmaktan çok, üretici konumunda olmalıdır; yorumları, öğrencileri tarafından kabul görebilmelidir. Her şeyi kitaplara bağlı kalarak değil, kendi görüşlerini de ilmin ışığında dile getirebilmeli ve bunlar geniş çevrelerde de kabul görebilmelidir.

 

  1. İnsanlığı: Bu başlı başına bir konudur ve her dalda iş görür! Öğrencilerden duyarsınız, “ Öğretmenimiz ilmen, fikren çok iyi; ama… insanlığı işte!..”

İnsanlık ne demek? Bir gül bahçesine girildiğinde, dikenleri değil de gülü sulamak, insanlığın işaretidir. Diken zaten kendiliğinden büyür de gül sulanmazsa kurur. İnsan, emek verilecek olan bir varlıktır; emeksiz insan büyümez. İnsanlık, bu emeğe talip olmak ve onu gündemde tutmak demektir. İnsanın ruhunu sulamayan hiçbir görüş, düşünce uzun zamanda insanlığın hayrına sonuç doğurmaz. Karşındakinin duyularını, duygularını, ihtiyaçlarını vb. davranış biçimlerini en az kendin kadar düşünüp öylece davranabilmek demektir. Yaratılanı, Yartan’dan ötürü hoş görmek, anlamak demektir.

 

  1. Aksiyonerliği: İlmini, fikrini, insanlığını, hocalığını duyurabilmek; inandığı şeylerin savunucusu ve takipçisi olabilmek. Doğru bildiklerini hiç çekinmeden ve Donkişot olmadan da gerçekleştirebilmek. Önyargısız, kimseyi küçük görmeden doğruları haykırabilmek ve geleceğe sağlam köprüler kurabilmektir. Bir öğretmenin en büyük eseri, yetiştirdiği çocuklardır. Aksiyoner bir öğretmen, mezun ettiği çocukları, hayatlarının ondan sonraki aşamalarında da izler. Çocuklar en çok  bu tür öğretmenlerden etkilenirler.

 

Öğretmen arkadaşlarımdan ricam, erken karar vermesinler; olayların arka planını görmeden hareket etmesinler.

Hiçbir öğrenciye karşı önyargılı olmasınlar; bazen “Bundan pek bir şey de olmaz!” diye düşünebildiğimiz öğrencilerimiz, hayatın içinde çok başarılara imza atabiliyorlar!

 

Bir de geçmişe dönük dersler alınsın; ama “keşke”leriniz olmasın. Geçmiş artık elimizde değil, yaşanan an çok kıymetlidir ve geleceğe dönük düşünceler geliştirilmelidir.

 

Hayat tümüyle eleştirel bakmasınlar, güzellikleri de görsünler ve bunu paylaşsınlar. Böylesi durumlarda dostlar çoğalır, güvenilir bir insan konumu öne çıkar. Aslında öğretmenin en önemli özelliği güvenilir / emin olmasıdır. Öğrencilere ve halka bunu kabul ettirebilmenin de bir bedeli vardır ve olmalıdır.

 

Çocukların hayallerini, sonsuzluk düşüncelerini törpüleyecek, hatta onlara set çekecek davranış ve anlayışlardan da kaçınılmalıdır; barajın önü ve üstü kapanırsa bir gün patlar!

 

İnşallah hayırlı ve mutlu geleceklere hep birlikte yürüyelim.

 

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com)  Twitter:@DAliTasci