KAZANAN KİM?

Seyfullah FIRAT

               Dünyanın hiçbir yerinde saf bir ırk yoktur. Yalnız bu sebeple bile ırkçılık yapmak ilkel bir siyaset tarzıdır. Bizim yüce dinimiz İslam katı ırkçılığı kesin bir şekilde haram kılmıştır. Bundan dolayıdır ki; bu milletin evlatları “Nizam-i Alem” gibi, bütün insanlığı, toptan ve hiçbir ırk ayrımına düşmeden kucaklayan bir davaya gönül vermişlerdir. İslamiyet öncesi Türkler de bile aynen Nizam-i Alem ülküsünde olduğu gibi hiçbir ırk ayrımına gidilmeden “Güneş Tuğumuz, gök çadırımızdır” denmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’te “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek,  Türk milletinin insan severliğini ve medeniliğini ortaya koymuşlardır.

                Asırlarca varlık sürdürdüğümüz değişik coğrafyalarda hayat süren bütün topluluklarla veya kavimlerle asırlarca kardeşçe yaşamasını başarmış ender milletlerdeniz. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinde, Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak idealleri öne çıkmıştır. Türkleşmek derken elbette ırkı manada bir Türkleşmekten bahsedilmiş değildir. Çünkü böylesi bir istek sosyoloji ilmine ters düşer ve mümkünde değildir. Türkleşmek denilirken zihinsel ve şuursal bellekte “kaderde, kıvançta, tasada” ortak bir bütün olunmak istenmiştir. Bu istek İstiklal harbinin her cephesinde tekamül etmiş ve yek vücut olmayı başarmışız.


               Üzerinde yaşamakta olduğumuz coğrafyanın stratejik öneminden ve sarsılmaz birlikteliğimizden rahatsız olan veya kıskanan batılı güçler, her fırsatta birlikteliğimizi çözmek için bin bir hile ve çeşitli akıl oyunları geliştirerek emellerini gerçekleştirmek istemişler ve istemektedirler. Bu konuda batılı Emperyalistler bu işi içimizde ki Ermeni lobisine ve kendilerini köksüz hisseden soysuzlara ihale etmişlerdir. Söz konusu Ermeni lobisi ihaleyi aldıktan sonra bu işin ameleliğini de Kürt kardeşlerimize vermede oldukça ustaca davranarak ciddi mesafeler alarak bugünlere gelmişlerdir. 

            Ermenilerin arkasında, başta İngilizler olmak üzere koca bir batı dünyası vardır. Söz konusu odaklar komşu ülkeleri de zaman zaman bu oyuna alet etmeyi başarmışlardır. İran zaten ezelden beri her turşuya tuz olmayı kendinse şiar edinmiş dost görünümlü bir yılandır.  Şimdi gelinen noktada Türkiye köşeye sıkıştırılmış durumdadır. Kurtuluş savaşında yurt dışına kaçıp sonra ülkeye dönen, millet evlatlar canlarını verirken savaş stokçuluğu yapanlar el ele vererek yangını büyütmüşlerdir.
             
              Şimdi İngilizler yeniden devreye girmiş bulunuyorlar. Yeni projeye göre Kürtlere özerklik verilerek sözüm ona milli misak-i gerçekleştirmek ve kurulacak büyük Kürdistan sayesinde zengin petrol yataklarına uzanmakmış. Bu yalana kanan veya içine düştükleri çıkmazdan kurtulabilmek için bu yola inanmış görünenler çok ciddi bir hata yaptıklarını çok kısa zamanda anlayacaklar ama iş işten çoktan geçmiş olacaktır. Bugün her hangi birileri her ne kadar süslü püslü laflarda duygu sömürüsü yaparsa yapsın, her ne kadar bu mesele çözülecektir derse desin; ben bu çevreleri ya çok saf, yada çok usta birer yalancılar olarak değerlendiriyorum. Davulla, zurnayla ülke bölünüyor ve birileri bunu millete terör bitecek diye yutturmaya çalışıyorlar. Terör asla bitmeyecek ve bir futbol topu gibi ayaktan ayağa dolaşıp duracaktır. Her ayak değişikliğinde bizim kaleye gol olacak. PKK silah bırakır bu defa KAKA silaha sarılır. DHKAP silah bırakır, TIKKO yeniden mezarından çıkar. Terörü caydırmaktan ve imha etmekten başka yol teklif edenlere inanmam ben. Sen dükkanını açık bırakırsan o dükkandan mal çalan hırsızlar bitmez. Sen bir kere sırtını eğme, sırtına binmeyen kalmaz. Önemli olan dik durmak ve kararlı olmaktır. Düşmana düşman gibi muamele etmektir. Diyarbakır meydanında Türk bayrağının olmaması bu işin bittiğinin ve ilgililerinde her isteneni vermeye rıza gösterdiklerinin çok açık ve net bir ifadesidir. Öyle, orada Türk bayrağı asılmalıydı demek işi kurtarmaz arkadaş. Eğer sizler teslim alınmış iseniz ve bizim bilemediğimiz bir mesele varsa, candan vazgeçersiniz ve işi millete havale edersiniz. Bu gidiş bundan öteye bu millete yutturacağını zannedenler aldanıyorlar.

             Şimdi sormak lazım; Kürtler mi haklarını aldılar, yoksa Türkler mi Kürtlerin haklarını verdiler? Bu soruların ikisi de yanlıştır. Sorunun doğru veya dolaylı cevabı; Ermenilerin Türk devletini akıl oyunlarıyla dize getirmesinden ibarettir. Kürtler bu işin sosudur. Kurulan büyük Kürdistan değil, kurulan Büyük Ermenistan dır ve kazanan batılı petrol şirketleridir ve Türklerle Kürtler birlikte kaybetmişlerdir. Bu iddia mi tarihe not olarak düşüyorum ve iddia ediyorum ki; AKP iktidarını Türklerle Kürtler birlikte hatırlayacaklar ama hiçte iyi yad etmeyeceklerdir. Tarihçiler bu iddia mi kayda alsınlar lütfen.

             Siyah adam Obama İsrail’i hizaya getirdi, İsrail özür diledi diye sevinç dansları yapanlara biraz temkinli olmalarını tavsiye etmek geliyor içimden. Bu özür beni sevindirmekten daha çok endişelendirmiştir. Öyle sanıyorum ki, İsrail in İran’ saldırmasına ramak kalmıştır. Böylesi bir durum korkarım ki, Türk İran savaşını tetikleyecek ve bölge Allah korusun cehenneme dönecek. Tam altı yıl önce yazmıştım ve demiştim ki, İsrail in tetikleyeceği bir savaş sonrasında bölge cehenneme dönecek ve daha sonrada savaşın en kazı üzerine büyük İsrail kurulacaktır. Bölge yapay bir Kürt devleti ve İsrail ikileminde yeniden dizayn edilecektir. İnşallah biz yanılan ve biz kafayı yemiş olanlardan oluruz.

             Bugün den itibaren ülke resmen bölünmüştür ve işin tesciline sıra gelmiştir. Yapay bir Kürdistan etiketi altında kurulmak istenen büyük İsrail dır.  Eminim ki, buna da eyvallah denecek ama işte o noktada bu millet birilerini ciddi bir şekilde hesaba çekecektir.
           
             Allah o günleri bölgemize ve bu millete yaşatmaz inşallah.