KOMŞUN SENİN VARLIK SEBEBİNDİR

D. Ali TAŞÇI

Modern zamanlarda komşuluktan, komşu haklarından söz etmek adeta boş işlerle uğraşmak konumuna gelmiştir. Hâlbuki komşuluk, farkına varmasak da en çok muhtaç olduğumuz insani yanımızdır. Onu kaldırdığımız zaman, insanlığımızdan da çok önemli şeyi kaldırmış oluruz. Kaldı ki komşusuz yaşamak, bir nevi dünyada cehennemi yaşamak gibidir.

Peygamber (AS ), şöyle buyurdu: “ Cebrail, komşu hakkında bana öyle tavsiyede bulundu ki, komşuyu komşuya varis kılacak sandım. “ (1)

İnancımızda bu kadar önemsenen komşuluk, bugün şehrin hızlı hayatına kurban edilmemelidir. Apartman komşularımızı ziyaret etmeli, hal ve hatır sorulmalıdır. Onların inançları, değer yargıları seninkiyle çelişebilir; ona bakmadan komşunun ihtiyaçlarıyla ilgilenmeli ve kendini ona sevdirmelidir. Hangi insan güler yüze, tatlı dile ve yardım eline kayıtsız kalabilir ki?

Başka bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyruluyor: “ Üç tür komşuluk vardır: Bunlardan birinin üç hakkı, diğerinin iki hakkı ve üçüncüsünün de bir hakkı vardır. Üç hakkı olan komşu, Müslüman ve akraba olan komşudur. Bunun; komşuluk, İslamiyet ve mahremiyet olmak üzere üç hakkı vardır. Müslüman olan komşunun da komşuluk ve İslamiyet hakkı olmak üzere iki hakkı vardır. Müslüman olmayan komşunun da yalnız komşuluk hakkı vardır.” ( 2 )

Bazılarımız hemen itiraz edebilir : “ Aman efendim, ben komşuma iyi davranıyorum, ama o bundan anlamıyor. Hem, herkes kendi nefsinin derdinde, bu zamanda kim kimi düşünüyor ki? O, bana şunları şunları yaptı, ben enayi miyim ki ona iyi davranayım!..”

Bu ve buna benzer sözleri her gün duyarız; zaman zaman biz de dillendiririz. Sonuç, nefsimizi tatmin etmekten öteye gitmez ve ilişkiler daha da kötüleşir.

Hz. Mevlana’nın çok güzel bir sözü var : “ Köpek ısırdı beni, ben onu ısıramazdım; çünkü ben insandım; dudağımı ısırdım.”

Komşum bana küfretti, ben de ona aynısıyla veya daha fazlasıyla iade ettim. Köpek seni ısırdı, sen de onu ısırdın; bunun için dudaklarının arasında köpek tüyü var; görünmüyor mu sanırsın? Hani sen iyi ahlaklı, güzel Müslüman’dın; dudakların kanayacaktı? Allah, komşunu senin imtihanın kılmıştı ve seni onunla arındıracak ve komşunun da hidayetine vesile olacaktın? “Enayi” kim, şimdi daha iyi anlaşılıyor.

İmam-ı Azam’ın evine, bitişiğindeki Yahudi komşusunun lağım suyu yıllarca aktı da, İmam buna sabretti, komşusu incinir diye yıllarca ona, bu olaydan söz etmedi. Yahudi komşu yıllar sonra bunu duyunca Müslüman oldu. Hani sen İmam- ı Azam’ın mezhebindendin? Yoksa sen mezhebi namazda, oruçta… mı uygulanır sandın? Davranışlarında, ticaretinde, insanlık ilişkilerinde mezhebin nedir? Kapitalizm, sosyalizm veya başka izmler mi? Çatısı olmayan bir evde, odaları yağmurdan temizlesen ne olur? Yağmuru durduramazsın ki.

Yine Peygamberimiz (AS)i dinleyelim : “ Allah’a ve Ahiret gününe imanı olan, komşusuna ikram etsin. “ (3)

“ Komşusu kötülüğünden emin olmadıkça, kişinin imanı kâmil olmaz.” (4)

“ Komşunun köpeğini dövdüğün zaman ona eziyet etmiş olursun.” (5)

Bir insan “ ben Müslüman’ım” dediği zaman, kişiliğini, davranışlarını İslam’a uydurmak zorundadır. İbadetlerini yerine getiriyor, ama insanlık ilişkileri zayıf. O ibadetlerin ona bir faydası yok demektir. Resul- i Ekrem’e, “falan kadın gündüz saim ( oruçlu ), gece kaim ( geceyi ibadetle geçirir;) ancak komşusuna eziyet eder.” dediler. Rasulullah: “ O, cehennemdedir.” buyurdu. (6)

Mümin, kendisiyle ülfet ( dostluk, arkadaşlık )edilen kimsedir, öyle olmalıdır. “ Mümin, ünsiyet ( dostluk ) eder ve kendisiyle ünsiyet edilir. Hoş geçinmeyen ve kendisiyle hoş geçinilmeyen kimsede hayır yoktur. “ (7) buyuruyor Peygamberimiz.

Ne kadar önemli bir özellik, değil mi? Kaya gibi değil, toprak gibi olmak ve herkesi bağrına basmak. Sel gibi değil, pınar gibi olmak ve kurda, kuşa; dosta düşmana su vermek. Çevremizdeki insanların iyi olmasını istiyorsak, bizim iyi olmamız gerekir.

Yine Peygamberimiz (AS)’e kulak verelim : “ Arş-ı Azam’ın etrafında nurdan kürsüler vardır. Bu kürsülere öyle kimseler oturacak ki, elbiseleri ve yüzleri nur gibi parlayacaktır. Bunlar, peygamber de değil, şehitler de değillerdir; fakat peygamber ve şehitler onlara gıpta edeceklerdir.” Peygamberimize, “bunlar kimlerdir?” diye sorulunca, Peygamberimiz : “ Onlar, Allah için birbirini sevenler, Allah için buluşup oturanlar ve Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.” Buyurdu. (8)

Komşu haklarının neler olduğunu da yine Peygamberimizden öğrenelim:

“ Komşu haklarının nelerden ibaret olduğunu bilir misiniz? Yardım isterse yardım etmek, ödünç isterse vermek, muhtaç olursa ihtiyacını gidermek, hastalanırsa, geçmiş olsuna gitmek. Ölürse, cenazesine gitmek. Sevinçli günlerinde, gözaydınlığına gitmek ve felaketli günlerinde de taziyesine koşmaktır. İznini almadan, havasını kesecek şekilde evini, onun evinden daha yüksek yapma. Komşuna eziyet etme. Satın aldığın meyveden ona da ver; veremeyeceksen gösterme. Çocuğun, onun çocuklarına karşı bu meyveleri sokak ortasında yemesin. Tencerende pişen yemeğin kokusuyla onu rahatsız etme. Varlığımı kudret elinde bulunduran Allah’a yemin olsun ki, komşu hakkını Allahu Teala’nın rahmetine erenler ödeyebilir.” (9)

Bu zamanda hiç olmazsa, müziğin yüksek sesiyle, evin içinde çıkardığın gürültüyle komşunu rahatsız etme.

Yaşadığımız zaman dilimi çok kısadır; bu kısacık hayatımızda, ebedi dünyayı kaybetmemek için insanca yani İslam’ca yaşamak gerekiyor. Komşularımız bizden razı olmadan, bize güvenmeden öteye gitmemek gerek.

1- Buhari ve Müslim

2- Abdullah b. Ömer’den rivayet.

3- Buhari ve Müslim

4- Buhari

6- Ahmed b. Hakim

7- Ahmed ve Taberani

8- Nesei

9- İbn-i Adiy ( El- Kamil)