LAİSİZM, BİLİMSEL GELİŞMİŞLİĞİN NERESİNDE ?

Şaban Ali YILDIZ

       Günümüz dünyasında  bilim ve teknolojide baş döndürücü gelişmeler yaşanmaktadır. Hem de bu gelişme sabit bir hızla değil artan bir ivme ile gerçekleşmektedir. İvmenin tanımı şu : Örneğin bir sürücü otoyolda 100 km sabit hızla aracını sürüyorsa o aracın ivmesi yok veya başka bir deyişle ivmesi sıfır demektir. Yok eğer sürücü aracın hızını örneğin 100-110-120 gibi birim zamana karşı artırarak gidiyorsa işte buna belli bir ivme ile araç gidiyor demektir. ( Bende de ne fizik bilgisi varmışş :))                           

Şaka bir yana dünyada bilim ve teknikteki gelişme artan bir hızla devam etmektedir.

Özellikle elektronik ve bilişim sektöründe bu gelişmenin hızı daha bir yüksektir.

Düşünebiliyor musunuz çok değil 30 yıl kadar önce dijital ortam yani internet yoktu. İlk uygulamaları ile şimdi gelinen seviye ise kıyas bile kabul etmez.

Şimdi internetsiz bir yaşam düşünülemez bile. Ve üstelik  sürekli yeni gelişmeler eklenerek bu alanda baş döndürücü bir değişim yaşanmaktadır.   

Ne var ki bu bilimsel gelişmeye verilen katkı bakımından dünyamız hiç de homojen değildir. Bazı toplumların bu gelişmeye katkısı yok denecek kadar azdır. Madalyonun bir başka olumsuz yönü de bu gelişmeye yüksek katkıda bulunan, bir anlamda teknolojiyi ellerinde bulunduran toplumların diğer toplumlara karşı yürüttükleri emperyal emellerine bilim ve teknoloji tekelliğini alet etmeleridir.

Bu noktada emperyal emelleri dizginlemenin tek yolu sanattır. Onun için geçmişte ve günümüzde  bilim tarihine damgasını vurmuş bilim insanlarının neredeyse istisnasız hepsi mutlaka bir yada birkaç sanat dalına ilgi duymuşlardır.  Ve ekseri çoğunluğu  emperyalizme karşı çıkmışlardır. Aynştayn ın Hitler'e karşı verdiği mücadele  bu anlamda çok çarpıcı bir örnektir.                                 

Peki bu başdöndürücü gelişim sürecine çok az veya hiç bir katkı sağlayamayan toplumların en belirgin ortak özellikleri nedir ?

Yetersiz ve tek yönlü eğitimden dolayı dini hükümlerin çoğu yanlış yorumlanması, siyasette prim yaptığı için dini simgelerin yoğun bir şekilde kullanılması, laik bir eğitim sistemine geçilemediği için, dini siyasal alanda kullanan egemen siyasi zümrenin toplumdaki ağırlıklı mevcudiyeti, dinden maddi olarak nemalanan  çeşitli mikro ölçülerde grup ve cemaatlerin kendi çıkarlarına göre geliştirdikleri din anlayışını toplumun büyük çoğunluğuna  empoze etmeyi başarabilmeleri, insanların özgürce düşünmelerine, başka bir ifade ile laik düşünce sistemine engel olmaları,  insanların özgürce düşünüp her konuya evrensel  eleştirel mantıkla yaklaşabilmelerine mani olmaları vs.vs. gibi  bir çok temel neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve de bu durumun vazgeçilmez bir uzantısı olarak gelişen ve gittikçe alan daraltan mikro milliyetçi anlayışın da gelişmesi ile bilimsel,bağımsız, laik düşüncenin toplumda yaygınlaşması mümkün olmamaktadır.                                 

Son söz olarak şunu hatırlatıp yazıyı bitirelim. Yukarıda anlatılmaya çalışılan konu ile ilgili olarak bu tip toplumlarda yapılan ampirik çalışmaların çoğu bahsi geçen konu açısından birbirini teyit etmektedir