Okyanusun ortasında olmak

Alihan TELATAR

 

 

Okyanusun ortasında, radarı, pusulası bozulmuş bir gemi düşünün. Böyle durumlarda, usta bir kaptanın varsa, gideceğin yönü bulursun, karaya ulaşırsın. Yoksa uçsuz bucaksız okyanusta bir oyana bir bu yana sürüklenip durur, en sonun dada felaketi yaşarsın.

Rizespor o gemi işte. Radarı, pusulası bozulmuş, üstelik yönünü bulacak kaptanı da sıkıntılı.

Rizespor, pusulası ve radarı bozuk diye yönünü kaybetti, yada battı demek kolay mı ha, kolay mı?  Daha yakın geçmişte Rizespor'un 2002 ve 2008'de küme düştüğü yıllara bakıyorsunuz ibret almamış; ne camia, ne yönetenler ne de teknik kadro. Canımızın nasıl yandığını, elimizin titremediğini, yüreğimizin sızlamadığını mı sanıyorsunuz?  Geceleri uykusuz geçirmek hoşumuza mı gidiyor sanıyorsunuz? Bu Rizespor' dan bir şey olmaz, küme düşer denmenin ağrımıza, zorumuza gitmediğini mi düşünüyorsunuz? Gerçekten öylemi sanıyorsunuz?. Eğer öyleyse büyük bir yanılgı içerisindesiniz.

Bununla da nafile kavga ediyorsunuz, hem bizimle hem kendinizle. Çok sevdiğimiz, uğrunda her şeyi göze alarak çok şey yaptığınız bir kurumun başarılı olup bir yerlere gelmesini savunarak ömür tüketilmesi herkesin anlayacağı bir iş değil. Bizim içimizde fırtınalar koparken, canımız hiç olmadığı kadar yanarken birileri de bir akıntının peşi sıra yürüyüp giderler. Loş ışıkların altında onlar kendilerini oldukça rahat hissederler. Bizim gibilerin de yaşam burnundan gelir.

İçimizde fırtınalar kopmaya devam ederken yine Hikmet Karaman'ın görev yaptığı 14 yıl öncesine 2003-2004 sezonuna gidelim.

 Ne sezondu ama.

Lige iyi başlayan Rizespor başarılı sonuçlar alıyordu. 5. haftada 1-0 kazandığı Trabzonspor maçında cezalı futbolcu oynatınca hükmen mağlup oldu ve 3 puanı silindi. Daha bunun yarattığı travma atlatılmazken 12. haftada hakemin kural hatasıyla karşı karşıya kaldı. Fenerbahçe ile İstanbul da oynanan ve 1-1 biten maçta hakem Ali Aydın iki sarı kart göstermesine rağmen Rizespor'dan Victoria'yı oyundan atmayıp kural hatası yapınca maç tekrar edildi. Tekrar maçını da Fenerbahçe 4-1 kazanınca bir puan daha gitti.

Böylesine geçen bir sezonda Rizespor Türkiye kupasında İstanbul da Galatasaray'ı 5-0 mağlup edince Fatih Terim istifa etmişti.

Olimpiyat stat'ında bu büyük zaferi yaşarken Hikmet hocanın yanına gidip tebrik ettim. Bana şunu söyledi. Alihan: "Müthiş güzel bir galibiyet oldu. Bu akşam bunu yaşayalım. Ancak hafta sonu lig de Rize' de Denizlispor ile oynayacağımız maç var. Önemli olan o maç. Kazanamazsak bu zaferin bir anlamı olmaz" demişti. Ligde alt sıralardan kurtulma mücadele veren Rizespor sahasında Giray Bulak'ın teknik direktörlüğünü yaptığı Denizlispor'u konuk etti. İlk yarıyı konuk ekip 2-0 önde kapattı. Devre arasında Rizespor'un soyunma odasında büyük bir sessizlik vardı. Futbolcular başları önde oturdukları yerde kalmıştı. Kimseden çıt çıkmıyordu. Hikmet Hoca, tahtanın önüne geçip ikinci devrenin taktiğini vermeye hazırlanırken oyuncularının durumunu gördü ve tahtaya bir tekme atıktan sonra o sesle kafalarını kaldıran öğrencilerine şunları söyledi. "Beyler size taktik maktik yok. Sahaya çıkıp savaşacaksınız. Bunu yapmadan buraya gelenle ben savaşacağım. Çıkın sahaya maçı kazanın" dedi. Çıktılar ve Rizespor ikinci yarıda müthiş oynamasına rağmen maçı 2-1 kaybetti. Maçtan sonra da Hikmet Karaman istifa etti. Yerine Yılmaz Vural geldi. Fırtınalı geçen sezonda Rizespor lig'de kalmayı güç bele başardı.

Gelelim bu güne, Pazar günü Rizespor Antalyaspor ile kozlarını paylaşacak. Hocanın dediği gibi kaderini çizecek. Eğer takımın üstünde stres ve baskı oluşturulmazsa, futbolcular sahada rahat olurlarsa bu kritik maçı rahat kazanırlar.

Okyanusun tam ortasında, radarı, pusulası bozulmuş bir geminin sürüklenmesini istemiyorsanız tayfayı anlamsız baskı altında tutma hocam sahada rahat oynasınlar.