OLMAZ DEMEYİN; OLUR OLUR!

D. Ali TAŞÇI

 

 

Sirklerde görmüştüm; silindir şeklindeki düzeneklerin içerisinde duvara tırmanan motosikletler olurdu. Onlara baktıkça şaşırıp kalırdık; nasıl oluyor da duvara motosiklet tırmanabiliyor? Sonra anlardık ki, motosikleti duvarda gezdiren şey hızdır!

Dünyayı bir sirke benzetirsek, ABD, bu sirkin içinde duvarlara tırmanan cambazları andırıyor! Motosikletin benzini biter veya başka bir arıza yaparsa hızla yere kapaklanır.

 

İnsan kanı emerek zıbaran bir rejimin sonunun aydınlık olmayacağını söylemek bir kehanet veya keramet değildir. Tarih, zalimlerin mezarlığıyla doludur

.
Çocukluğumda, köy arazimizde birkaç asırlık dev bir gürgen ağacımız vardı. İnsan onu gördüğü zaman ürperiyordu; gövdesi o kadar geniş, boyu o denli uzundu. Ne var ki tarlanın neredeyse tümünü esir almıştı; onun gölgesinde hiçbir meyveli ağaç boy atamamıştı. Dikkat etmiştim, meyve vermeyen köksüz ve solgun ağaç türleri gölgesinde büyümüş, ona sığınmışlardı.


Bir gün (rahmetli) babam: “Evlat, bu ağacı dedem de böyle görmüş, ne zamandan beri duruyor bilen yok, kimseye de bir fayda sağlamıyor. Hem içi de çürümüş. Bari keselim de birkaç kış odun yapalım.” dedi ve dediğini yaptı.


Özel kesicilerle, gürgen ağacını kesmek için saatlerce uğraştılar ve sonunda kestiler. Büyük bir gürültüyle yere yığıldı. Ardından bir aydınlık, bir aydınlık; tarlanın yüzü güldü.
Kesilirken zararı olmadı değil, düştüğü yerdeki ağaçların tümünü kırdı budadı; fakat daha sonraları o bölgede bir meyve ağaçları yetişti ki sormayın; kurtlar da yedi, kuşlar da.
Gürgen ağacı yıkıldıktan sonra, irfan ehli babam, “Evlat,” dedi bana, “ Amerika da bir gün aynen böyle yıkılacaktır; çünkü çok zulmetmiştir, zulmeden abad olmaz!”

”
Doksanlı yılların başında Sovyetler Birliği yıkıldı, komünizm iflas etti. Etmek zorundaydı, çünkü insan fıtratına tersti. Komünizmin kuruluşu kanlı, yıkılışı kansız oldu. Kapitalizm ise farklı; hem kuruluşu kanlı oldu, hem de yıkılışı kanlı olacaktır. Dünyada akıttığı kanın fazlası kendi içinde akacak. (Bu bir kehanet veya keramet değildir; tarihi iyi okursanız bu sonuca varmak kolaydır. Evet, ABD kendi içinden yıkılacaktır! ) Dünya insanlığının bloke edilmiş feryatları, yüzünde patlayacaktır; çünkü zulüm hiçbir zaman yeryüzünde uzun zaman egemen olamamıştır.


Komünizm, “hep devletin” diyordu, insanı göz ardı etti ve tutmadı, yıkıldı gitti. Kapitalizm ise, “hep benim” diyor. Her ikisi de insan fıtratına aykırı düzenler. “Dünya nimetlerini hakkaniyet içerisinde birlikte paylaşalım.” diyenler, yarının insanlarına bir umut olacaktır.
Nefs, yani bencillik üzerine kurulu bir sistem; kapitalizm. İnsan iradesini ve bilincini, egosuna kurban ediyor. Üretmeden tüketmeyi kamçılıyor. Faiz ve tüketim sarhoşluğu bu sistemin kanseri durumundadır. Bir gün bu kanser metastaz yapmayacak mı dersiniz.


Dünya ekonomisini ve dolayısıyla dünya dengelerini alt üst eden en baş amil, faizdir. Faiz, üretilen malı değil, para satarak haksız kazanç elde etmenin ve işsizliği çoğaltmanın adıdır. Üstelik ABD, haksız ve hesapsız bir biçimde karşılıksız para basıyor. Dünyayı kâğıtla yönetmeye kalkışmıştır. Bunun hesabını da soran olmamış, olamamıştır.


Faizli toplumlarda önce dengeler bozulur, ardından da ahlâk uçup gider. Amerika, aynı zamanda dünyadaki ahlâksızlığın da merkezi olmuştur.


Şimdi insanlık yeni bir oluşumun arayışına girmek zorundadır. Komünizm çöktü, kapitalizm hırlıyor; öyleyse dünyanın nefes alması gerekiyor. Bunun için de yeni bir sistem denenmelidir.


Bu sistem adil bir sistem olmalıdır. İsrafı değil, tasarrufu ve paylaşımı hedef almalıdır. Faizi değil, ticareti ve üretimi öncelemelidir. Bütün bunların yanında, bu sistemi uygulayacak insan unsuruna ihtiyaç vardır. Kendisi kadar komşusunu düşünen, bencil değil, paylaşan ve dayanışan insan modelini geliştirmek gerekmektedir.


Hani hepimiz duyarız; fakat benim pek anlam veremediğim bir klişe cümle vardır: “ “Devletlerarasında dostluk olmaz, menfaatler vardır.”  diye. Yahu, bu ne biçim iştir, dünyadan dostluğu kazıyorsunuz. Hz. Ali’nin, Mısır’a vali olarak atadığı Malik b. Ejder’e bir sözü vardır: “Gittiğin yerdeki insanlar iki türdedir: Müslüman olanlar kardeşin, Müslüman olmayanlar da eşindir, yani benzerindir.” diye. Dünya insanlığı bugün bu sözün içeriğine muhtaçtır.


Dayanışma, işbirliği, bölüşme, paylaşma niçin olmazmış? Sonuçta hepimiz Allah’ın kulları değil miyiz? Allah, kâfirin de rızkını vermiyor mu? Onları yaşatan Allah değil mi? Bu ne biçim asabiyettir ki, sürekli kanla beslenmekten zevk alıyor?
Dünya bir bütünleşmeye, barışa gitmek zorunda ve bugün de onun zamanı gelmiş gibi; bunu, zor dönemlerden geçişimizden anlıyoruz. “Her zorluktan sonra mutlaka bir kolaylık vardır.”
Kapitalizm, önce parayla gelmez; insanı bozar ve ardından bozulan insana parayı tanrı yapar.

Muhammed İkbal, “Cavidname” adlı eserinde şöyle der: “ Doğu, Hakk’ı görüp dünyayı görmemiştir; Batı, dünyada kalıp Hakk’tan kaçmıştır. Şimdi, her ikisini aynı anda gören bir   sisteme ihtiyacı vardır, dünyanın.” Ve devam ediyor İkbal:
“Aklın ölümü fikri terk etmektir, kalbin ölümü zikri terk etmektir.””
Evet, zikirsiz dünyada kalpler çamur (dünya) dolu, fikirsiz dünyada beyinler tepiniyor ve bu tepinişler ödüllendiriliyor!
Akılla kalbin evliliğinden doğacak yirmi birinci asrın “Hakikat” denen çocuğu, inşallah!

 

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci