Rizeli, ekmeği neden pahalı yiyor?

Osman YAZICI

Sevgili Okurlarım,
“Ekmek aslanın midesinde” derler.
Ekmek deyip geçmeyin.
Türkiye’deki ekmek fiyatları aynı olmalı veya çok az bir maliyet farkı olmalıdır.
Ben memlekette olduğum şu birkaç haftada ekmeğimi Pazar Güzelyalı Mahallesi’ndeki fırından alıyorum. Ve Türkiye’nin en pahalı ekmeğini yiyorum.
Trabzon’da ve Ankara’da bir YTL’ye aldığımız küçük yuvarlak ekmek burada iki buçuk YTL!
70 Kuruşa satılan 400 gramlık tekli ekmek ise 1 YTL’den satılıyor.

Ankara’da fırıncılık yapan Pazarlı hemşerimiz Yaşar Yıldız da bunu doğruluyor.

Ekmek deyip geçmeyin.
Fiyatlarda yüzde iki yüz fark ediyor. Demek ki, bir aile ayda 300 YTL’lik ekmek almak zorunda kalıyor.

Ya hemşerilerim çok zengin, ya da denetim yapılmıyor.
Ekmek fiyatlarını ve gramajını kim belirliyor, denetimini kim yapıyor?

Sorumlulara önerim şu: Trabzon’daki ekmek fiyatları ile karşılaştırın. Vatandaşa pahalı ekmek yedirtmeyin.

HEMŞİN’E DİKKAT!
Sevgili okurlarım,
Hemşin, Doğu Karadeniz’in, doğa ile bütünleşmiş, okuryazar oranının yüzde yüz olduğu şirin bir ilçe.
İlçe halkı, tarihler boyu devletine, milletine, bayrağına bağlı vatansever, Türklükleri ile övünen güzel insanlardır…

Avrupa Birliği Fonları desteğiyle ülkemizi bölmeye yönelik faaliyetlerde bulunan yabancı misyonerler, sanki Hemşin’de karargâh kurdular.
İşsiz gençlerin kafalarını karıştıran yabancılar, Hemşin’i patlamaya hazır bomba haline getirmeye çalışıyorlar.
Bu nedenle bu yıl yapılması planlanan bir takım etkinliklerin de iptal edildiğini öğrendik.

Başka ilçe ve bölgedeki basın merkezlerinde yüz bulamayan yabancı misyonerler, bölgemizde isim yapmış bazı sanatçılara destek vererek, çeşitli etkinlikler yaptırıyorlar.

Bu tür faaliyetlerin bölgeyi çeşitli etkinlikler altında parçalamaya yönelik olduğunu belirterek tepki gösteren MHP Rize Milletvekili adayı Cevat Çiçek’e dava açılmış.

Ermeni propagandası yapılıyor diye tepki gösteren Cevat Çiçek’in, üyesi olduğu Ankara’daki Rizeliler Federasyonu’ndan ihracı gündeme geldi!

Ermeni faaliyetlerine tepki gösteren üyesini ihraç etmeye kalkan Rizeliler Federasyonu’nun gerekçesi de merak konusudur...

Belde halkı “Biz Türk’üz, Türk kalacağız, bizi bölmeye, kafamızı karıştırmaya kimsenin gücü yetmeyecek.Ne mutlu Türküm diyene” derken, yerel yönetimdekiler de, olaylara daha sağlıklı yaklaşıp, bu tür etkinliklere ancak temkinli izin veriyor.

Ayrıca İsrail başta olmak üzere Ermeni kökenli insanların ilk kez Hemşin, Ayder ve Zilkale’de yüklü paralarla mülk almak istemeleri de ayrı soru işaretlerini doğuruyor.

Çamlıhemşin Zilkale’deki tarihi ahşap evlere talip olan İsraillilere belde halkı “Yabancıya satacak vatanımız yoktur. Toprak vatandır, vatan satılmaz” cevabını veriyor.

Ayder’e giderken, Çamlıhemşin’in sonunda Zilkale yoluna girdik.
Yollar betonlanmış. Güzel bir yol.
Ayrıca yol çalışmaları sürüyor.
1696 yılında yapılan tarihi kemer Köprüsü’nde oturup, çevreyi izledim.
Tarihi ahşap evleri korumuşlar, doğaya sahip çıkmışlar.
Kızım Hande, kuzenleri Erkan Erdem Tonyalı’ya saymalarını rica ettim.
Onlar da saydılar.
Bir saat içinde Ankara, İstanbul, İzmir başta olmak üzere yabancı plakalı yüz araç geçti.
Biz bölgemizi tanıtmak için yıllarca yazıp, çizdik.
Galiba fazla tanıttık.
Karadeniz yabancı akınına uğradı.

***

Şenyuva köyü halkını kutluyorum.
Bütün geleneklerini, tarihi dokularını korumuşlar.
Şirin bir yerleşim birimi haline getirdiler.
Köylülerle sohbet ettik.
İsrail ve Ermeni kökenli yabancılar başlarına dert oldular.
Tarihi evlerini kendilerine satmaları konusunda ısrar ediyorlar.
Tarihimizi satın almak istiyorlar.
Sattınız mı, ya da satılan var mı? Dedik, ağzımızın payını aldık.
“Toprak vatandır, vatan satılmaz” cevabini aldık.
Aynı düşüncedeyim.

İsraillilerin buralarda ne işleri var, neden Karadeniz’den toprak, ev satın almak istiyorlar?

Nedenini bizler gibi köylüler de biliyorlar.
Tek endişeleri "Biz direniriz, tek çalı bile satmayız, ancak gençleri hayır diyemeyecekleri paralarla kandırabilirler” şeklinde.
Biz Kurtuluş Savaşı’nı boşuna yapmadık.
Karadeniz gençliği atalarına asla ihanet etmez.
Karnı aç, ayağı çıplak, bu ülkenin bağımsızlığı için canını feda eden kahraman atalarımızın torunları asla bu ihaneti yapmazlar.
Bizim çocuklarımız biraz hırçın, çılgın olabilir.
Söz konusu ülkenin geleceği olunca canını, malini bu vatana feda eder.

***

DERE YATAKLARINDA BALIK TESİSLERİNE KİM İZİN VERİYOR?
Zilkale’ye çıkmadık, Ayder’deki randevumuza yetiştik.
Ayder’de yapılaşmaya izin verilmiyor.
Turizm cenneti Ayder’in betonlaşmaktan kurtarılması Rize eski valisi Erdal Ata döneminde başladı.
Beton binalar ahşap ile kaplandı.
Yeterli mi: değil!
Bazı binalar hala güzelliği bozuyor…

Sohbet ettiğimiz bazı vatandaşlar sitem ettiler.
“Vatandaşına cimri davranan devlet, müteahhitlere cömert davranıyor” dediler.
Merak edip, araştırdım. Yapılaşmaya izin verilmiyor, doğru olan da bu.
Ancak vatandaşın arsalarını istimlâk eden devlet, otel ve tesis yapması için özel teşebbüse kiralamış.
İnşallah güzelim dere yatağını betona çevirmeyiz.
Aynı şekilde Zilkale yolu girişinde Jandarma Komutanlığının az ilerisinde güzel çim saha futbol sahası yapıldı.
Çok güzel olmuş, yapanları kutluyorum. Spor etkinliklere destek olmak, gençleri kahvelerden kurtarmaktır.
Ancak, yolu bu kadar daraltmak zorunda mıydınız?
İki metre daha aşağıda yapılmaz mıydı?
Şimdi yolu genişletmek için kayalar kırılacak.
Bunun da bir izahı vardır herhalde.

Köyüm olan Ardeşen Yakarıdurak köyü derelerinde de aynı yapılaşmaları gördüm.
Derenin tam içinde Alabalık tesisleri yapılıyor, dere yatağının yönü değiştiriliyor, ya da daraltılıyor.
Bunlara izin kim veriyor, izin verenler gelip incelemiyor mu?.
Ben gördüklerimi yazıyorum
Rize Valisi Kasım Esen’in dikkatlerine sunuyorum.

***

ARDEŞEN VE PAZAR KAYMAKAMLARINA
Ardeşen ile Pazar Kaymakamlarını tanımıyorum.
Hizmet aşkıyla göreve geldiklerini biliyorum.
İmkânlarının kısıtlı olduğunu de bilenlerdenim.
Ben tatil süresince gezdiğim, gördüğüm aksaklıkları vatandaş adına aktarıyorum.

Önceki gün Pazar’ın Dağdibi, eski adıyla Sület köyüne çıktım.
Dere içi yolunu kullandım. Tam bir rezalet…
Çamur deryası, iki saate gidebildik.
Bu çağda bu yol.
Eski Köy Hizmetleri, yeni Özel İdare’deki görevliler, dahası kaymakam, bu yoldan hiç mi gitmediler?
Görmedilerse, gidip bir görsünler..

Dün de kendi köyüm olan Yukarıdurak’a çıktım.
Gazeteci misafirlerimden utandım.
Tunca Grup yolunun her aşamasında Başbakan danışmanı olarak hizmetlerim vardır.
İhalesi 11 yıl önce yapılmış, temelini atmıştık. Tunca tarafı bitti.
Yukarıdurak tarafı olan 7 kilometrelik kısmı, tam bir rezalet, ölüm yolu.
Bu dönemde, bu çağda ana yola bakın.
Ardeşen Kaymakamı’nın ilçeye yeni geldiğini biliyorum.
Bu köye hiç mi gitmedi?
Gitti ise altındaki cip ile rahat gidebildi mi?
Beş yılda tek bir çivi çakılmadı.
Bu yolun tamamlanması için Sayın Başbakanımızı köye mi götürmemiz gerekiyor?
Lütfen bu yolu bitirin.
Köylü daha kaç kurban verecek, çile çekecek.
Ardeşen’den 20 kilometrelik yüksek bir köye kendi aracımla gidemiyorum.
Bu ayıp hepimize yeter...

BALIK TUTMA YASAĞINA ALDIRAN YOK
Ardeşen- Tunca, oradan köyüm olan Yakarıdurak, Çamlıhemşin, Hemşin, başta olmak üzere Fırtına vadisinin tümündeki derelerde balık tutan tutana.
Kırmızı benekli alabalıkların nesli tükendi.
Bunun denetimini kim yapıyor?
Derelerde balıkçılar cirit atıyor, bir kaçına ben müdahale ettimse de aldıran yok.
Kaymakamlara ihbarımızdır, lütfen denetimlerinizi artırın ve balıkları kurtarın.
Bir hafta sonra Ankara’ya döneceğim.
İzin çabuk bitiyor.
Bölgede tespit ettiğim sorunların Ankara’da takipçisi olacağım.
Ulaşamadığım, görüşemediğim hemşerilerime iyi dileklerimi sunuyorum..
Sevgiyle kalın