ŞİDDET, NEFS TANRISININ ÇOCUĞUDUR

D. Ali TAŞÇI

 

 

       Dünyamızın şiddetten başı dönmeye başladı. Türkiye de dünyadan bir parça olduğuna göre bu baş dönmesi bizi de etkileyecekti elbet. Bir yandan terör örgütleri kandan doymazken, diğer yandan “şehvet” ve “ben” kaygılarının getirdiği savrulmalar insan hayatını hiçe sayarak kanlı bir şekilde ilerliyor. Genç insanlar ya bıçaklıyor, bıçaklanıyor yahut ölüyor, öldürüyor. Onları hayatın kıyısına iten nedenleri bilmeden, bulmadan bir çözüm üretmek ne kadar mümkündür ki?

 

       Türkiye, eğitim anlayışını yeni baştan ve çok köklü bir şekilde gözden geçirmeden yoluna devam edecekse, bilelim ki önümüzde sarp yokuşlar vardır ve bu yokuşların aşılması da zor olacaktır. Bir gencin yetişmesinde, hayatın şehvet boyutundan, sahip olma, zevkinin kurbanı olma, ben duygusunu geliştirmeden başka ona bir şey tanıtılmamışsa ve tattırılmamışsa, bu gencin azgın boğalar gibi sağa sola saldırmaması imkânsızdır. Bir çocuk veya genç, ailesinde ona verilen değer yargılarıyla, okulda ona sunulan değer yargılarının çatıştığını görürse, işte o zaman ruhundan alevler fışkırmaya başlar ve bu alevler de hepimizi yakar. Edepten nasipsiz, hudut tanımayan; paylaşımı enayilik, merhameti geri zekâlılık olarak kabul eden yenidünya sistemleri ( Aslında bunlar hep vardır ve şeytani eğitimin versiyonlarıdır.) , insanlığa tarih boyunca kan sundular, bugün de yaptıkları bundan farksızdır.

 

       Terbiye, “Rab” kökünden gelir. Terbiye, Rabb’in insandaki tecellisidir. Şöyle diyebiliriz: Rabbiyle ilişkisini kesmeyen herkes terbiye yolundadır, bu ilişkisini koparanlar ise, terbiyeden uzak, ebediyen karanlığa gömülmüşlerdir. Rabbini bilmeyen insan bencildir, öyle olmak zorundadır; çünkü insan bencillikten ancak Allah’a kul olmakla kurtulabilir. Kulluğu kabul etmiyorsa ilahlığa kalkışacaktır ki, bu da çatışmayı, savaşı doğurur. Bugünün gencine ne kadar kulluk bilinci verilmiştir ki, şiddetten kurtulabilsin?

 

       Şiddetin boyutları çeşitlenmiş ve artmıştır. Doğru. Fıtratı ile tanışamayan genç, aslında şiddeti hep kendi içinde bir başka boyutta taşımıştır; ancak dışa vurmada zorlanmış, yolunu bulamamıştır. Bugün ise, kitle iletişim araçlarının sınırları aşması ile yeni boyutlar kazanmıştır. Medyanın hayal pompası ile gencin gerçeği arasında müthiş uçurumlar vardır. Medya aracılığı ile dünya küçülmüş, fakat bu küçülen dünyaya ulaşmak da zorlaşmıştır. Kavanozun dışından bal yalaya yalaya diller sertleşmiş ve şehvet taşmıştır. Bu durumda kavanozun kırılması kaçınılmaz olmuştur.

 

       Şiddet yalnız gençleri vuran bir olgu değil ki. Dünya kuruldu kurulalı Allah’tan iplerini ( Hablullah) koparanlar hep şiddetin içinde olmamışlar mıdır? Dün Firavun, Haman, Ebu cehil… ne idiyse, bugün de çağdaş uzantıları aynı değil midir? Irak, Afganistan, Filistin, Suriye; Bilalilere yapılan işkencelerin, Maksimillianların, demir taraklarla vücutları doğrananların kaderleri hep aynı yerde kesişmiyor mu?

 

       Şiddet, tarihin içinden akıp gelen öldürücü bir şeytan selidir, önüne kattığını helak eder.

 

       Türkiye’de gençleri eğitecek kurumlar var mıdır? Bizi bugüne kadar aile yapımızın sağlam olması mı ayakta tutmuştur? Şimdi modernleşme sürecinde, aile yapımızın erozyona uğramasıyla mı şiddetin bu boyutuyla tanışıyoruz? Bir sürü soru…

 

       Yaratan’a şükür ve hamd, yaratılana merhamet eğitimin şahdamarıdır. Bu koparsa hayat devam etmez. Ahiret bilinci gelişmemiş, hesap kitap şuurundan uzak, fanilik duygusu dumura uğramış, diriliş kaygısından gafil ve her şeyden önce aşkı tatmamış; ama şehvet içinde boğulmuş insanlardan ne beklenebilir? Şimdi ben size soruyorum? Niçin çalmasın? On lira için neden adam öldürmesin? Yedi yaşındaki kız çocuğunun neden ırzına geçmesin? Neden, niçin her şeyi yapmasın? Onu tutacak, dizginleyecek ne konmuştur ki içine?

 

 

       Çok riyakâr insanlarız; içimizde cehennem zakkumları fersah fersah uzanır da, yüzümüzde Medine gülleri açtığını söyleriz, insanlığa. Reklamcılık bunun için çok gelişmiş ya!

 

       Geçmiş zamanlarda Lût kavmi, şimdi modern Avrupa’da yaşananlar neyin göstergesi acaba? Siz “ensest ilişki”yi duydunuz mu? Avrupa’da aile içi ilişkilerin (evlilikler) ne boyutta olduğunu hayal bile etmekte zorlanır çoğunuz. Freud, yaşananları görerek demedi mi,” erkek çocuk, annesinin memesini şehvetle emer” diye. Bilim adına katledildi insanlık nice zamandır. Darvin, Freud, Marks, Durkheim bilinmeden, bu çağın şiddetinin ölçüsü belirlenemez. Aslında onlar da kendi toplumlarının çalkantılarından doğmuşlardır.

 

       Hayatın her safhasında olduğu gibi, okullarda da Allah paranteze alınmıştır. Ben okuduğum zamanları hatırlıyorum, Allah demek yasak değildi; ama arkadaşlar arasında ayıptı. Bu duygu nereden geliyordu? Evet, bilirim, annesi çarşaflı olarak okula geldi diye utancından okuldan kaçan öğrencileri, onları anlamaya çalışırım da.  Âlemleri ve kendisini yoktan var eden Allah’ın adını anmayı bıraktık, anılmasından rahatsız olan, utanan bir gençlik türemişse, bunun izahını yapmakta zorlanıyoruz. Korkmayalım, gençlerimize ölümü, faniliği hatırlatıcı programlar geliştirelim.

 

       Mescit hükmündeki gönüller şehvet ahırına dönüşmüştür. Nur yansıtması gereken gözler haince bakışa bürünmüştür ,.Secdeye kapanması gereken alınlar kirlenmiş, isyankâr olmuştur. Bu durumda şiddet, yani Kur’an- Kerim’in diliyle “ zor geçim” kaçınılmaz olmuştur.

           

            Unutmayın, dünyayı kana bulayanlar çobanlar değil, üniversite mezunlarıdır.

 

            Ah öğretmenim, sen sınıfa abdestli girsen ve derse Besmele ile başlasan; anne de çocuğunu okula gönderirken Besmele ile yola koysa, onu Allah’a emanet etse, inanıyorum ki, fıtraten çok temiz olan çocuklarımız terbiye denen sihirli kavramla tanışacaklar ve hayat da tatlı bir sabah rüzgârı esintisiyle devam edecektir.

 

       Nefs, şiddetin tanrısıdır. Kim onun kulu ise, o aynı zamanda şiddetin de kuludur. Nefsini aşabilmiş, Allah’a kul olmuş insanlar şiddetten yana olamazlar. Bugün şeytanın avukatları çoğalmış diye, Rabbani terbiyeyi içselleştirmiş olan insanlar yok mu farz ediliyor? Dün Bedir’de, Malazgirt’te, Çanakkale’de edep galip gelmişti. Bugün de yarın da yeryüzünde bir Allah’ın kulu kalıncaya kadar, edep bayrağı tüm âlemde dalgalanacaktır.

 

       Okullardaki şiddetten korkan aileler, yavrularınızı yalnız Allah’a ( size de değil) kulluğa çağırın, göreceksiniz her bir çocuğunuz, Bilali ruha bürünecektir.

                                                                                 

                                            D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci