TOPLUM ÜVEY ANNE GİBİDİR

D. Ali TAŞÇI

 

            Politik deneyimi olan bir arkadaşla konuşuyoruz. Söz döndü dolaştı “topluma güven” konusuna geldi. Bir seçimde toplumdan “evet” aldığı için, toplumun duyarlığından söz etti.

            “Girdiğin seçimde toplum seni seçmeseydi aynı düşüncede olacak mıydın? Yani senin gözünde toplum duyarlı olacak mıydı?” diye ona sordum.

            Net bir cevap alamadım. Toplum, kendi değer ölçülerimize uyuyorsa “erdemli”, uymuyorsa “erdemsiz” mi olacak? Siyasetçi, halkın aynasıdır, halk orda kendini görür.

            İnsan kendine fazla güvenmemeli. Fazla güven, bayağılık getirir. Kendine göstereceğin fazla güven, başkalarının size göstereceği saygı duygusunu örseler. Bayağı tavırlarınız çevrenizde küçümsenmenizle sonuçlanır. Başkaları için göstereceğiniz aşırı ve gereksiz çabalarda insanlar tarafından sömürülmenize, kullanılmanıza yol açar. Maalesef çevremizde bu tip insanlar çok!

            Toplum bir anneden çok, bir üvey anneye benzer; daha çok kendi gururunu okşayan çocukları sever. Siyasetçiler, toplum tarafından alkışlandıklarında, toplumun onları çok sevdiğini zanneder. Oysa “üvey anne” kendi çocuğuna kavuşunca üvey olanı evden dışarı atar.

            Toplumun öz evladı kimdir? Öz değerleriyle yetişmemiş toplumlarda genel manada toplumun öz evladı, cebidir, midesidir. Fakat köklü bir eğitimden geçmiş, fıtri yapısı örselenmeden yetişmiş, değer yargılarıyla tanışmış toplumlarda öz evlat inançlardır, değerlerdir; kısacası Din’dir.

            Yıllarca bütün uğraşılarınızla ve iyi niyetinizle “erdemli bir toplum” oluştursanız bile, bu çekirdek kadrodur; çoğunluğun cebi boşalınca bu erdemli azınlık, içine kapanır ve meydanı üvey anneye bırakır. Bundan sonra üvey annenin zulmü başlar. Çocuğu üvey annenin eline bırakmamak için toplumun midesini doyurmak zorundasınız.

            Kitleler, şu günlerde gördüğümüz gibi, şiddetli yağmura benzer; zamanında önlem almamışsanız oluşan sel evinizi, şehrinizi basar, hatta götürür, canınıza bile mal olabilir.

            İnsan çoğunlukla hiçbir şeyin kendisine hizmet etmekten daha değerli olmadığını söyler. Gururu okşanmayan insan, potansiyel bir düşman olarak karşınıza çıkabilir. Temiz ve ciddi insanları kalabalıklar içinde bulmaya çalışmak boşuna çabadır. Onlar mideleri ve cepleriyle değil, beyinleri ve kalpleriyle düşünür ve hüküm verirler.

            İnsan kendini abartarak öldürmemeli.

            Kendini küçülterek (aşırı tevazu) de öldürmemeli.

            Karşısındakini överek de öldürmemelidir.

            Politika sahnesinde bu üçüne rastlamak her zaman mümkündür. Siyasetçiler, toplumun önderleri konumundadır, onlardaki bozulma topluma sirayet eder ve toplum bozulur. Bozulan toplum üvey anne durumuna gelir ve üvey evladını kapı dışarı eder.

            Her şeye rağmen ümitsiz olmamak gerekir. Gece ne kadar karanlıksa, yıldızlar o kadar parlaktır. Gün ağarınca yıldızlar kabuğuna çekilmek zorundadır. Toplumları arkasından sürükleyen her dönemde lider tiplerdir.

            İnanıyor ve hissediyorum ki, bu topraklarda hakikatin sesi, bazen kısılsa bile, daima gür çıkacak ve insanların esenliğe çıkmasında yardımcı olacaktır.

   D.Ali TAŞÇI 8dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci