VE ŞEYTAN KADINI GÖRDÜ!..

D. Ali TAŞÇI

 

            Mevlâna, Mesnevi’sinde Allah ile şeytan arasında geçen bir olayı nakleder:

            “Melun İblis, Allah’tan, avlanabilmek için kuvvetli bir tuzak ister. Allah ona altın, gümüş ve atları gösterir. Şeytan, bunları beğenmesine rağmen suratını ekşitir; daha da artırmasını söyler.

            Allah ona yağlı, ballı şeyler; ipek giysiler verir; ama şeytan bunlardan da fazlasını ister: “ Ey Ulu Allah’ım, başka bir tuzak istiyorum; öyle bir tuzak ki, insanı baş aşağı atacak kadar şiddetli ve aldatıcı olsun.” der.

            Allah, şarap ve çalgıyı şeytanın önüne koyar. Şeytan bunları görünce hafifçe güler, yarı neşelenir; fitne denizini bunlarla dalgalandıracağını söyler, ama yeterli görmez ve dahasını ister.

            Allah, erkeklerin aklını, sabrını alan kadın güzelliğini ona gösterince, şeytan parmaklarını şakırdatarak oynamaya başlar: “Ver ver, şimdilik muradıma kavuştum.” der.”

            Müslümanlar, dünyada kendisine kadın sevdirilmiş bir Peygamber’in ümmeti olarak elbette kadına kem gözle bakamazlar. Hayat, kadın ve erkeğin birlikteliğiyle devam ettiğine göre, bunun aksini kimse iddia edemez. Ne var ki, tarihten bugüne, maalesef, kadın, şeytanın oyunları içine çokça düşmüş, şeytanlaşmış ve ağzından şehvet salyası akan erkeklere yem olarak kullanılmaktan kurtulamamıştır.

            Çağımızda, reklamlarda bütün işvesiyle erkeklerin nefsini kabartarak, paranın kullarının kulu olmaktan adeta zevk duyar olmuştur. Akıllılık, bir şeyin sonucunu görmek, sezmek ve ona göre davranmaktır. Şehvet elbisesini kaybettiğinde, yaşlılık ve zayıflık anları başına geldiğinde, sıkılmış bir limon gibi sokağa atılacağını, işveli halinde düşünemeyen kadın ne kadar zavallıdır!

            Ruh terbiyesinden geçmemiş, Rabbi ile tanışıklılığı olmamış bir erkeğin canavarlığını sezememiş ve onun sadece fiziğine, cüzdanına ve makamına aldanarak kendini boylu boyunca ona teslim etmiş bir kadın, orta çağın kölelerinden farklı bir konumda mıdır?

            Ya da aynada gördüğü kendi güzelliğine, şuhluğuna tapınan (Narsist) kadın, şeytanın acaba hangi oltasına yem olmuştur?

            Dünyayı geçici bir sınav salonu olarak algılamayan, hayatın faniliğini içselleştirmeyen, ölüm sonrasını düşünmeyen, her davranışını Allah’a kulluk noktasında test etmeyen… bir insan, şeytanla kol kola yürüyor demektir. Kadının beyni döndüren güzelliği ve cilvesi karşısında akıl, adeta çamura batmış eşek gibidir. Gönül dünyasını devreye sokmadan, vahyin ışığına aklını teslim etmeden kadının karşısında “pes” etmeyecek bir erkek var mıdır?

            Bütün bu formülleri bilerek ve şeytandan daha çok şeytanî davranarak insanlığı ateşe verenlere karşı kadının daha duyarlı olması, insanlığın geleceği açısından da önemlidir.

            Bu nedenle eğitim dünyamızı yeni baştan gözden geçirmek ve insanı, yaradılış kodlarına göre eğitmek( terbiye etmek), özellikle fıtratlarıyla tanış olmuş insanların işi olmalıdır. Terbiye, Rabbin insandaki tecellisidir. Varlığın Sahibi’ni hiç kaale almadan insanlığın eğitileceğini düşünmek, ancak şeytanı güldürür. Kadın erkek arasındaki dengeyi oluşturmak ve buna göre bir sistem kurmak, ilk elde bizi yönetenlerin işi olmalıdır.

            Dünyada anlayışlar, duruşlar netleşirken; insanlar ve devletler diplomasiyi pek öne çıkarmadan inançlarını, siyasi arenada ilk sıraya koyarlarken, çeşitli iletişim araçlarıyla yine de kadından vazgeçemiyorlar ve onu oltada yem olarak kullanıyorlar. Çünkü erkeği elde etmenin en kolay yolu, kadını oltaya takmaktır.

            Kadının bir Asiye merhameti, Meryem mahcubiyeti, Hatice feraseti, Fatıma inceliği, Ayşe derinliğiyle hayatla yeniden tanışması zorunludur. Böyle olursa, yeniden dünya kadınlarına örnek olur ve hayatı cennete çevirir. Olmadığı takdirde ise, şeytanın kulu- kölesi olmaktan kurtulamaz ve insanlığın çürümüşlüğüne zemin hazırlar.

            Kadın aynadır, ayna kırık veya buharlı değilse, erkek orda kendini görür ve düzene girer; çünkü erkeği düzene sokan kadındır.

                                         D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci