Vicdan, en dürüst arkadaştır!

B. Ali KAVALCI

On yılı aşkındır, Zümrüt Rize’deki köşemde, Rize ilimiz ve bölgenin sorunları ile çözümleri olmak üzere farklı yazılar yazmaktayım.
3–4 aydır da uzun yıllar, birlikte mesai yaptığım, kendisini gazeteciliğe bulaştıran kişi olarak değerli arkadaşım Hızır Tonyalı beyin Pazar53 sitesinde de zamanım ölçüsünde köşe yazmaktayım.
Yazılarımı okuyanlar üslubumu çok iyi bilirler. Yazılarımdan mutlu olamayanlar, bana göre çok vicdanı ve dürüst olamayanlar yazılarıma ve şahsıma yönelik çeşitli yakıştırmalar yapmaktadırlar. Yapıcı eleştiri yapanlar bunların dışındadır. Hâlbuki beni yakın en tanıyanlar, yaptıkları yakıştırmalara kişiliğimin, dahası fıtratımın hiç müsait olmadığını bilirler.
Bir kısım arkadaşların yazılarıma yönelik hiç de yakışık olmayan bu tutumu üzerine; ben de “Vicdan en dürüst arkadaştır” kıssası ile cevap vermek istiyorum.
İki arkadaş bir araya gelip, üçüncü şahıs hakkında konuşmaya başladınız… Konu sizin haklı olup olmadığınız üzerine… Anlattınız kendince olan biteni… Ardından sordunuz karşınızdakine;
-Sen karar ver arkadaş haklı mıyım haksız mı?
Karşınızda “Arkadaş” dediğiniz kişi, sizi tasdik etmek için başını sallayacak,
-Elbette canım…Tabii ki haklısınız, Diyecektir…Peki gerçekten haklı mısınız o anda?..
Avukatınıza danıştınız ve davayı alacağınıza inandınız… Hakkaten de kazandınız davayı…
Herkes de sizin haklı olduğunuza inanmıştı…
Karşınızda davayı kaybeden adam gözlerinizin içine baktı ama haklı olduğunu size ispat edemiyordu…
Boynunu büküp razı oldu mağlubiyete…
Gerçekten haklı mı oldunuz şimdi?
İşyerinde, amirin otoritesinde boşluk sezen bir personel bağırıp çağırarak, lafı gürültüye getirerek bazı tavizler kopardı… Hem de haklı olduğunu savunarak… Baktınız ki, biraz bağırıp çağırınca, bazı tavizler kopartılıyor… Siz de bir punduna getirip amirinizden bazı tavizler kopardınız, rahata erdiniz…
Hakkı olan diğer personelin yerine görevlendirdiniz veya onun hak ettiği imkâna siz kavuştunuz…
—İyi de, haklı olduğunuzu vicdanınız kabul ediyor mu?