Yaylalar... Mezralar... Köyler...

Osman YAZICI

 

 

Önce bir acımızı paylaşmak istedim.

Veysel Atacan, Rize-Pazarlı hemşerimizdir.

Karadeniz’in tüm özelliklerini bünyesinde toplamış, projeleri olan güzel bir insandır.

Ankara Rizeliler Derneği’nin kurucu başkanıdır.

Özetle, güzel insandır.

Oğlu Gültekin’i kaybettik.

46 yaşında kalbine yenik düştü.

Sevgili Gültekin’de babası gibi, üstün niteliklere sahip, küçüğünü, büyüğünü bilen harika biriydi.

Ölümü zamansız oldu.

Mekânı cennet olsun.

Allah hiç kimseye evlat acısı vermesin, yaşatmasın.

Büyük acı..

Ankara-Karşıyaka’daki cenazesine katıldık.

Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Başkent Üniversitesi kurucu rektörü Prof.Dr. Mehmet Haberal, bürokratlar, siyasetçiler ve Karadenizliler oradaydı.

Veysel Atacan’a ailesine başsağlığı diliyorum.

***

 

Başlığımıza dönersek.

Yaylalar.Mezralar ve Ormanlar..
Karadeniz Köylüsü mahkûm ediliyor’ başlığı ile çok yazdım.

Özeti şuydu:

Dedelerimizden, babalarımızdan, dahası atalarımızdan miras kalan yaylalarda, mezralarda ev yapmak, eskisini onarmak artık suç oldu.

Hem de hapis cezalık.

Orman davasından çok Karadenizli ceza aldı, mahkûm oldu.

Şimdi yaylalarda gözetim altına alındı.

Ardeşen-Tunca beldesi-Armutlu köyü, köy olarak mahkûm edilmişlerdi.

Hemşin-Çamlıhemşin’deki birçok köylü ceza aldı.

Pazar-Dağdıbı köylüleri, kendi ormanlarında ahşap evleri yapamıyor, yapanlara ceza veriliyor.

Bütün köylüler aynı durumda derken, yaylalarda da ev yapmak yasaklandı.

 

Bildiğiniz gibi Yayla ve mezralarda kadastro çalışmaları olmadığı için birçoğunda köy, yayla tapusu vardır.

Böyle giderse birileri gelip” Çıkın buradan” diyecek.

Köylerdeki durumda yürekler acısı.

Tapu Kadastro çalışmaları adı altında yüzde 40 arazını ormana tescillendi.

Karadeniz köylüsü, kendisine sahip çıkacak, haklı davasını savunacak siyasi irade istiyor.

 

 

***

Karadeniz’de bir şeyler oluyor.

 Bir yerlere kayıyor. Plan program dâhilinde “Yasalar, yönetmenlikler emrediyor” gerekçeleri ile Karadeniz köylüleri, köyleri terk etmeleri konusunda sistematik bir şekilde zorlamalar başladı.

 Karadeniz köylüsü, yaylasına gidemeyecek, mezrasında ekin ekemeyecek, köyündeki tapulu arazisinde; kendisinin büyüttüğü bir iki ağacı kesemeyecek, ormanlara giremeyecek, çayır çimen toplayamayacaksa, köyde neden kalsın?

Boşaltsın gitsin.! Zaten İsrail ile Araplar bütün Karadeniz ve köylerine talip.

Ülkemizdeki ormancılığı düzenleyen 1956 yılındaki 6831 sayılı yasalar, ormanla insan arasındaki husumeti artırmış, ağacın ve ormanın mülkiyetini engelleyen bir öcü gibi görülmesine neden olmuştur.

 

***

Kadastro çalışmalarındaki yasanın gerçekleri ile uyumluluk göstermeyen; orman kadastro çalışmaları sorunu çözecek yerde yasanın sorunların kaynağı olmuştur

Mülkiyet hakkını tanımayan devletçi anlayışla kaleme alınan bu yasa ile ormanlar tamamen devlet adına tescil edilmiştir. Bu yasalar ormanla köylü arasındaki husumeti artırmış, yıllarca ormanı koruyan köylü kendisine ait olan arazinin elinden alınmasından dolayı; kolladığı, koruduğu ormanlarına nefret duymaya başlamıştır.

 Bu kadastro çalışmaları ile yıllardır ağacını koruyan köylüler, adeta cezalandırılarak arazisi devlet adına el konulmuştur.

Tekrar yazmakta fayda var. Mütevazı olmaya gerek yok. Karadenizlinin güzel özellikleri herkes tarafından bilinmeli. 

 Güneydoğu’da elektrik, su faturalarını bile tahsil edemeyenler, ekmeğini yediği devlete nankörlük edenlerden hesap soramayanlar; Karadeniz’e sıra gelince, kendi büyüttüğü, çay bahçesindeki iki kestane ağacını kestiği için mahkemelerde süründürüyorlar.

 

***

 

Karadenizliler, yüzlerce yıldır kullandıkları ve atalarından miras kalan yaylalarında bulunan tarihi evleri nedeniyle İşgalci konumuna düşürüldüler.

 Bu yüzden Karadeniz köylüleri 6’şar aya mahkûm edilmişlerdi.. Ayrıca 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmuşlardı..

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Sal ve Pokut yaylalarında yaşayan 239 yaylacı, dedelerinde kalan evlerine ”kaçak yapı yapmak ve kullanmak” suçundan ceza almaları, Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan tüm yaylacıları tedirgin ediyor.

Yine atalarından kalan ve yüz yıllar boyunca kollayıp, koruduğu arazileri “ormandır” gerekçesi ile Orman Bakanlığı el konuldu, köyler devlet adına tescil edildi. 

Yetmedi, kendi arazisinde yakacak için bir iki ağaç kesen binlerce köylü; Orman işletme Müdürü ve Şefleri tarafından savcılığa sevk edilip yargılanıyorlar.

***

 

Bu arada, bölgede yapılan HES’ler nedeniyle ormanlar katlediliyor, binlerce ağaç kesiliyor,  dereler kurutuluyor. Bu durum, heyelanlara, toprak kaymasına neden oluyor. Ama ses çıkaran, işlem yapan olmuyor.

 Anlayacağınız Karadeniz köylüsü çaresiz ve yalnız.

Sahip çıkanı, hakkını arayanı yok.

Bu baskı devam ederse, köylüler ”Alın köyleri, yaylaları, mezraları sizin olsun, kime satacaksanız satın

Diyecek.

  •