ZAMAN VE ŞEY

D. Ali TAŞÇI

 

            “ Nedir zaman, nedir? /

 Bir su mu, bir kuş mu?

            Nedir zaman, nedir? /

 İniş mi, yokuş mu?” ( N. Fazıl )

            Zamanı anlayabilmek için, zamansızlık ortamında bulunmak gerek; çünkü varlık âleminde her şey zıddıyla bilinir. Dünyada yaşarken böyle bir şansımız veya gücümüz olmadığından, zamanı hakkıyla anlamak asla mümkün değildir. Ne var ki, insan merak içinde, her gizli şeyi kurcalamak istiyor.

            Zamanın kuşattığı, daha doğrusu zamanın egemenliği altında olan hiçbir ŞEY, aslında o ŞEY değildir. Her an akıp gitmekte olan zaman, o ŞEY’i an be an değiştirmektedir. AN’a teslim olmak, o ŞEY’in, o ŞEY olmadığının da delilidir. AN’a teslim olmayan ŞEY var mıdır varlıkta? Yok! O zaman o ŞEY, aslında o ŞEY değildir.

            Mesela, yanan bir elektrik ampulü saniyede elli defa yanıp söndüğünden, onun hep ışık verdiğini sanırız. Duvarda akıp gittiğini sandığımız ışıklar, aslında yanıp sönen lambalardan başkası değildir. Bunun gibi daha nicesi böyledir.

            Bir insan düşünelim;

            Ali: “Bu Ali’dir.” diyene kadar, zaman ağzınızdan çıkan sözü yalanlamaktadır; çünkü senin sözünü ettiğin Ali, o Ali değildir; onu zaman alıp götürmüştür. “Bu elmadır, bu şudur.” demek de aynıdır. Mesela “Bu benim.”demek de bunun gibidir. “Benim” dediğinde, bunu diyene kadar bir zaman geçmiştir ve sen artık O değilsin; çünkü sendekiler eskimiş ve sen başka bir şey olmuşsun. Bu nedenledir ki varlık âleminde mutlak VAR ve eşit hiçbir ŞEY yoktur. Zamanın akıp gittiği yerde eşitlikten söz etmek, zamanın götürdüklerinden habersiz olmak demektir. Sen, “BEN’im” diyene kadar, SEN olmaktan çıkıyorsun ve başka bir SEN oluyorsun. Yani bir var, bir yoksun ve âlemde her ŞEY aslında bir var, bir yoktan başka nedir ki?

            Zamanla kuşatılan her yerde, zamanı Yaratan’dan başka “mutlak var” yoktur ve olamaz.

            ŞEY’ler VAR’la izah edilemez, onlar ancak DEĞİL ile açıklanabilir. O, O değidir, gibi. VAR olan ancak ALLAH’tır; çünkü O, zamanla kayıtlı değildir. Akıp giden suya bakıldığında, hep aynı suyun oradan geçtiği görülür; oysa her akan yeniden akıyor.

            Bu açıdan bakıldığında, her ŞEY, her AN orijinal birer eser olarak ortaya çıkıyor; çünkü varlık içinde asla bir tekrarı yoktur onun. ALLAH, yarattığı hiçbir ŞEY’de tekrar etmez. Zamanı Yaratan’dan başka “mutlak var” yoktur ve olamaz.

            Sanat, tekrarı mümkün olmayan ŞEY demektir. O halde varlık içinde sanat eseri olmayan hiçbir ŞEY yoktur. İnsanın yaptığı sanat, sanat eserini bozarak, ondaki mutlak VAR’ı, zamana teslim olarak, kendi duygularıyla izaha kalkışmaktır. İnsan, anlayışı kadar insandır.

            VAR diye görünen her şey, aslında bir VAR, bir YOK’tur. Her an ölüp dirilen insanın, “Ben varım” diye meydan okuması, onun cahilliğinin bir göstergesidir.

            “ Zaman, sudan çıkarıp suya daldıran dolap,

            Bir varlık ve bir yokluk; her tasta bir inkılâp…”  (N: Fazıl )

            D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci