D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

YA SABIR!

A+A-

 

            “Yoksa sizden öncekilerin çektikleriyle karşılaşmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki, peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” demeye başladılar. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara, 214)

            “Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler bulunmuştur ki, (zalimler tarafından) yakalanır, onun için yerde çukur kazılır, o kişi o çukurun içine gömülürdü. Sonra büyük bir testere getirilir, onun başı üstüne konulurdu da cesedi ikiye bölünürdü; fakat bu onu dinden döndürmezdi. (Bir başkasına da benzer işkenceler uygulanır); demir taraklar ile etinin altındaki kemiği ve sinirleri taranırdı da, bu işkenceler o mümini dininden çeviremezdi. (Sahabelerim!) Size yemin ederek söylüyorum ki, Allah bu işi (İslâm dinini) mutlaka tamamlayacaktır. Öyle ki, bir süvari San’â’dan Hadramevt’e kadar (tek başına ) yolculuk edecek de Allah’tan ve bir de (yolcu koyun sahibi ise) koyunlarına kurdun saldırmasından başka hiçbir şeyden korkmayacaktır. Fakat sizler acele ediyorsunuz.” (Ahmed b. Hanbel, 5/109, Buharî, Menakıbu’l-Ensar, 29)

            Bir Âyet-i celile ve bir Hadis-i şerif ile konuya giriş yapmaya çalıştım. Müslüman, gözünü açıp kapayıncaya kadar İslam’ın dışında hayat sürmeyen bir insanın adıdır. Onun, Âyet ve Hadis’ten başka bir hakikati mi vardır ki, onlara tutunup sonsuzluğa yürüyüşünü sürdürsün?

            Evet, dünyada ve dünyanın bir parçası olan ülkemizde olağanüstü şeyler olmaktadır. “Ellerinde “demir taraklar”la dolaşanlar, artık açıkça kendilerini deşifre etmekten çekinmiyorlar; çünkü Müslümanların kalbine “vehn” (ölüm korkusu ve dünya sevgisi) yerleşmiş. Fakat olaylar da mevsimler gibidir, zemheriden sonra baharlar gülümser yüzünüze. İnşallah son zemheriyi yaşıyoruz, kalbimizi ve beynimizi iyice koruyalım bu soğuktan.

            Bugünü anlamamız için ta Âdem (AS)’den bu yana Hak ve batılın tarihini iyice okumak ve içselleştirmek gerekir. Hele İslâm tarihini çok iyi tetkik etmemiz şarttır. Dahası, Türkiye’de yaşayan Müslümanların, Tanzimat’tan bu yana olup bitenleri arşiv arşiv dolaşarak (kaldıysa), yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan istifade ederek olup bitenleri çok iyi analiz etmeleri gerekmektedir. Resmi tarihin gelip tıkandığı bir noktada duruyoruz. Gerçek tarihimizle yüzleşemezsek, gelecek neslimizi de kurban edeceğiz.

            Yenilgi ve yapay zafer sarhoşluğuyla oluşturulan bir hayat, gün gelir duvara toslar.

            Tarih boyunca hak be batıl savaşı devam etti ve edecektir. Bu, adeta insanlık yasasıdır. Asırlarca boğuştuğumuz insanların zihniyetlerini hayat belledik. Ceddine ve kendine rahmet Aliya İzzetbegoviç’in, “Savaş, ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.” demişti, diyebilmişti; çünkü beyni, kalbinden ilham alarak konuşuyordu. Materyalist eğitim öylesine kalplerimizi yerinden söküp aldı ki, onun yerine robotlar ilham veriyor. Bir nefs dünyası kuruldu ki, onun bir benzerine rastlamak çok zor.

            Söylemek istediğim çok şey var, ama her şey zamanına göre. Ben yurtdışında (Fransa) altı yıl öğretmenlik yaptım. Her ülke, çocuklarını okula alır almaz önce, kendi kültür ve medeniyetini onlara tanıtır. Anasınıfından itibaren ilkokul üçüncü sınıfa kadar yoğun bir şekilde kendi kültürünü, inancını vermeye çalışır. Büyüyüp hayata atılan gençler, siyasi kavga yapsalar da ülke menfaatlerinde ortak karar verirler. Yani araç kavgasındalar, ama asla amaç kavgasına girişmezler. Yetişme tarzlarında ortak duygudaşlık hâkimdir.

            Biz ne yapıyoruz ki, çocuklarımıza ortak bir duygu veremiyoruz? Bu ayrışmanın temellerini iyice açmadan ve insan haklarına vurmadan, ülkemizde kardeşliğin oluşacağına pek ihtimal veremiyorum, maalesef!

            Evet, ülkemizin geldiği nokta burası; bizde siyasette ve hayata bakışlarda araç kavgası değil, amaç kavgası vardır; bu da birleştirici değil, ayrıştırıcıdır. Bunu da eğitim sistemimiz vermektedir. (Okul ve aile çatışmasını derinlemesine bir inceleyin, bakın karşınıza neler çıkacak? Farkında mısınız; özgüveni zedelenmiş birçok çocuk yetiştiriyoruz?)

            Bu ülkeden Müslümanlığı (çok uğraşmalarına rağmen) en zayıf zamanında kaldıramadılar. Bundan sonra da kaldırmaları asla mümkün değildir. Çünkü onun kurucusu ve koruyucusu Allah’tır. Allah ile savaşa girenlerin mağlubiyetleri de kaçınılmazdır.

            “Yakında o topluluk da yenilecek ve arkalarına dönüp kaçacaklar.” (Kamer, 45)

   D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAlitasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.