1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. Abdestli olarak banka kapılarında kuyrukta beklemek!
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

Abdestli olarak banka kapılarında kuyrukta beklemek!

A+A-

            Bir arkadaş, son zamanlarda bankaların emeklilere dağıtmak için yoğun çaba harcadığı “promosyon”dan soruyor; “helâl mi haram mı?” diye.

            Ben fetva makamında değilim, buna fetva vermek âlim olanların işidir. Fakat aklıma takılan şey şudur: Fakir bir adamı sokaktan çevirip ona “promosyon” adı altında para teklif eden banka var mıdır? Sana şunca parayı banka, seni çok sevdiğinden mi veriyor? Bu çağın para cambazı olan bankaların bir kârı olmasaydı, onca parayı sana verir miydi? Senin “promosyon” adı altında aldığın para, faiz kuruluşu olan bankaları ayakta mı tutacak yoksa onlara zarar mı verecek? Bir faiz kuruluşunu ayakta tutmak bir müslümanın görevleri arasında mıdır?

            Soğuğa, sıcağa etkisi olmasa bile, yakanda kirle, lekeyle dolaşmak seni utandırmaz mı?

            Gençlik günlerimizi hatırladım: Faiz muessesesidir diye bankaların önünden bile geçmezdik.  O ayeti okuduğumuz zaman tüylerimiz diken diken olurdu:

            “Allah’tan korkun ve gerçekten iman etmiş iseniz faizden kalanı bırakın.”

            “Bunu yapmazsanız Allah ve resulü tarafından size bir savaş açıldığını bilin…” (Bakara, 278, 279)

            Allah ve resulü savaş açtığında bunun galibi kim olacaktır?

            Bunca savrulmanın izahı çok katmanlıdır. En başta akide/inançta bozulma ve ardından haramla beslenme diyebiliriz. Akide zihinleri bozar, haram da bedeni, ruhu. Ardından “ritüel” olarak ibadetler yerine getirilse bile bunun, insanı, insanlık makamına ulaştırıcı bir özelliği kalmaz.

            Param olmadığı için bankaya para yatırmamışsam, kendimi ne kadar faizle mücadele ediyor olarak görebilirim? Akide düzelmemişse inanın herkes potansiyel bir banka mudisidir, fırsat eline geçtiğinde onun hemen içine atlar.

            Bugün “ben müslümanım” diyen insanların en büyük eksikliği kendi doğrularını bilememektir. İnsan kendi doğrularını bilemeyince, nefsine hoş gelebilecek yanlışların peşine takılması da kaçınılmazdır. Birisi yanlış işlemiyorsa, o yanlışı işlemeye fırsat bulamadığındandır. Bu durumda yanlışlar potansiyel olarak insanların içinde bir ateş gibi durmakta ve en küçük bir harekette alev almakta, harlanmaktadır.

            İyilik nedir? İslam’ın “iyi” dediği her şey iyidir. Kötülük nedir? İslam’ın “kötü” dediği her şey de kötüdür. Bunun dışında müslümanın bir değer yargısı olamaz. Müslüman, İslam’ın “iyi” ve “kötü” kavramlarını bilmek zorundadır. Bilirse, iyiliğin yanında ve kötülüğün karşısında yer alır. Gücü yeterse kötülüğü kaldırır, iyiliğe revaç verir; yetmezse sözlü müdahalede bulunarak kötülüğün karşısında, iyiliğin yanında yer alır. Buna da gücü yetmezse, içinden iyiliğe destek verir, kötülüğe buğz eder. Bu da Müslüman kalabilmenin en alt tabakasıdır. Sevgisi ve buğzu netleşmeyen insanın Müslümanlığı tartışmalı duruma gelir.

            Şer bir ortamda, ibadetleri yerine getirdim, eyvallah demenin sorunlu olduğunu düşünüyorum. Kötülüğü ortadan kaldırmak gibi bir derdin var mıdır? İyiliği hâkim kılmak adına kaç kez uykularını böldün? Eylem ve söz olarak kötülüğün yok olması için nasıl bir çaba harcıyorsun? En başta zihnini arındırdın mı? Bilinç düzeyin artılarda mı eksilerde mi? Sonra en yakınlarından, çoluk çocuklarından işe başladın mı? Onları fıtratları doğrultusunda eğitecek güce sahip misin? Yaşanan zamanın anaforuna kapılmadan, onlara “iyi” yönde örnek olabiliyor musun? Ve en önemlisi, sen onları haramdan uzak tutarak, helalle besliyor musun? Bütün bunları yapabilmek için hangi çabanın içindesin?

            Senin sırtında takva elbisesi varsa, bilesin ki yüzünde de dostluk nuru parıldamakta ve bu durumun, Hakk’a hamd ettiğinin de bir belirtisi olmaktadır.

            Bilgi ve bilinç olmadan hikmetin kapısı aralanmaz. O kapı aralanıp içeri girersen ateşi gül bahçesine çeviren İbrahim olursun; dünya cehennem olsa seni yakamaz. Fakat hikmet kapısından içeri giremezsen, Karun olursun, Bel’am olursun; secdelerin bile ateş topuna döner. Yaşadığımız çağ tam da bunların meydanı.

            Baharın gelişini ne yöne baksan anlarsın, her yer yemyeşil, güller rengârenk.

            Senin baharını ben nerden anlayayım, hâlâ banka kapılarında kuyrukta bekliyorsun? Üstelik abdestli olarak! İçten bir “Lailahe illallah” de ve putları kır; kırarsın kırarsın!

   D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.