GAFLET NEREYE KADAR?
“Allah ve Elçisi herhangi bir konuda kesin ve bağlayıcı bir hüküm vermişse, artık inanan bir erkek ve kadının, kendi görüşüne dayanarak aksi yönde bir tercihte bulunması kesinlikle söz konusu olamaz!
Her kim (kendisinde böyle bir hak görerek) Allah’a ve Elçisine başkaldıracak olursa, muhakkak apaçık bir sapıklığa düşmüş demektir!”(Ahzab: 33/36)
Gaflet uykusu ne zamana kadar sürecek? Bu kibir hali, umursamaz tutum, tembellik, ağırdan alma, kimlik bunalımı nereye kadar devam edecek?
Şeytan ve şeytani güçlerin, “maneviyat öğütme değirmenine” daha ne zamana kadar gönüllü olarak su taşıyacağız? Ölünce uyanmanın, öldükten sonraki pişmanlığın kime ne faydası olacak?
“Haramlar, helaller; emir ve yasaklar” noktasında Müslümanca bir anlayış, Müslümanca bir tavır ve davranış ortaya koyamamanın ağır faturasını nasıl ödeyeceğiz? Bu alan yoruma, itiraza, inkâra, ağırdan almaya, direnç göstermeye kapalı bir alandır.
Bu alanda “bana göre” nin yeri yoktur. Birçok insanın aynı günahı işliyor olması günahı hafifletmez, günah olmaktan çıkarmaz.
İşlenen bir haram, kişinin sadece kendisini etkiliyorsa bir günah olarak kayda geçer. Ancak; aleni/açıktan işlenirse, alışkanlık haline getirilirse, başkalarının hakkını ihlal ederse, topluca işlenirse katlanarak büyür ve “helâk edici bir hal alır.”
İşlenen her haramın, iman üzerinde yıkıcı bir etkisi olduğu unutulmamalıdır. İmanı zayıflatan, dirençsiz kılan, iman sarayında şeytana giriş yolu açan özelliği unutulmamalıdır. “Her günahtan küfre çıkan bir yol olduğu” gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır.
“Harama helal, helale haram demek,” çeşitli bahanelerle haram olan bir davranışı meşru görmek ise sahibini küfre düşürür.
Yeni bir gün, yeni bir namaz vakti, yeni bir ezan; bir hastalık, bir ölüm, bir musibet Müslüman için “gaflet uykusundan uyanma fırsatı” demektir.
Geçen zaman; geçen saat, geçen gün, geçen hafta, geçen ay, geçen yıl, “ahiret kazancına dönüştürülememişse” zayi olmuş, heba olmuş demektir. Bundan dolayı bayram yapmak yerine “tövbe istiğfarda bulunmak” gerekir.
Yeni bir yılı, son fırsat olarak görmeli, bu gemiyi de kaçırmamak için azami gayret gösterilmelidir. Müslümanca bakış bize bu hakikati telkin eder.
Bir Nükte:
Bir vaiz kürsüden hararetli konuşmalar yapıyordu. Allah’ın Celal sıfatının tecellilerinden, cehennem hayatından, azabın ağırlığından, yüklenilen emanete ihanetin sarsıcı musibetlerinden ayet ve hadislerle vaaz ediyordu.
Cemaatten biri, “Hocam bir dakika!” dedi ve itiraz cümlelerini şöyle sıralayıverdi:
“Vakti zamanında hayatını gayr-i meşru bir şekilde yaşayan bir kadın vardı. Ömrünün sonlarına kadar yanlış işlerle, günahlarla geçirmişti. Sonra bir gün, bir kuyu başında susuzluktan ölmek üzere olan bir köpek yavrusunu gördü. Kuyuya indi, ayakkabısıyla su çıkardı ve köpek yavrusunu ölümden kurtardı. Bu davranışı sebebiyle cennetlik oldu.
Hocam, bize böyle müjdeli şeyler niye anlatmıyorsun da korkutucu şeylerden bahsediyorsun?” dedi.
Tebessüm etti Vaiz ve şu cevabı verdi:
“Evladım, o hikâyeyi bende biliyorum. Ama aradan yüzyıllar geçti. Farz et ki, ömrünün sonuna kadar günah işleyerek yaşadın, tövbe de etmedin. Ömrünün sonunda aynı o günahkâr kadın gibi, susuzluktan ölmek üzere olan bir köpek yavrusunu ve su kuyusunu buldun.
‘İşte kurtulma fırsatı’ deyip kuyuya indin, ayakkabını suyla doldurdun ve kuyudan çıktın. Aman ya Rabbi! Köpek yavrusu ortada yok. Kurtuluş fırsatın uçtu gitti, ne yapacaksın?
Sen sen ol sözümü dinle de, işini şansa bırakma, tövbe istiğfarı erteleme! Sonraki pişmanlık fayda etmez…”(Sosyal Medya)
“Müslümanın gerçek kimlik ve kişiliği imtihanda belli olur.” Toplu isyan gecesinde isyandan uzak durmak, herkesin işlediği o günahtan elini çekmek, şeklen dahi olsa “Gayr-i Müslimlere benzemekten” imtina etmek gerek.
Ölümün ne zaman, nerede, nasıl geleceği belli olmaz. 2026 yılının “gafletten uyanmamıza vesile olmasını” Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum.
Mümin kardeşlerimiz Gazze’de ölümle pençeleşirken neyin kutlamasını yapacağız? Vallahi hesabı çetin olur…


YAZIYA YORUM KAT