1. YAZARLAR

  2. Yusuf KAMBUR

  3. HANGİ AMELİNE GÜVENDİN?
Yusuf KAMBUR

Yusuf KAMBUR

Yazarın Tüm Yazıları >

HANGİ AMELİNE GÜVENDİN?

A+A-

“Mallarınız, servetiniz, eşiniz ve çocuklarınız, dünya hayatının süsleridir.  (Emanettir ve imtihandır.)

Baki kalacak olan salih ameller ise; Rabbinin katında hem mükâfat bakımından daha değerli, hem de gönüllere huzur veren bir ümit kaynağı olarak daha tatmin edicidir.” (Kehf: 18/46)

Böyle bozuk bir zamanda; bunca hatanın, bunca savruluşun, bunca günahın, bunca kusurun yükünü “hangi amel çekebilir?”

Bir gariplik kapladı bugün içimi. Cami avlusunda alışılmışın dışında bir durum vardı. On beş yirmi kişiden oluşan bir topluluğun önündeki “ebediyet yolcusu” etkiledi beni.

Caminin avlusu bile garipsemiştir bu durumu. Öğle-ikindi namazlarından sonra muazzam kalabalıklarla uğurlanırdı “ahiret yolcuları…”

Bugün kalabalıktan eser yoktu…

Dünyevi mal ve makam açısından gıyaben bir değerlendirme yapıldığında muhtemeldir ki musalladaki kişinin “cemaati bol olmalıydı.” Ama nedendir bilinmez, Hikmet Hocanın tanımıyla “ahiret istasyonu” yokları oynuyordu.

Bitti yolculuğun işte son durak

Getirdiler seni başlar üstünde,

Ne idin ne oldun kalk haline bak,

Bir kefenden başka ne var üstünde…  (Hasan Dursun)

“Son durak ve ötesi…”

Ezan yaklaşınca İmam Efendi kürsüye geçti ve Kehf Suresinin kırk altıncı ayetinden hareketle vaaz yapmaya başladı. Ayetin ikinci kısmı üzerinde yoğunlaştı. Ayet şunu ifade ediyordu:

“Mümin olmak şartıyla; Büyük-küçük fark etmez, Allah rızası için yapılan her niyet, söz, davranış:

a)-Allah katında daha değerlidir.

b)-Umut bağlanmaya daha elverişlidir.”

Ve cemaate sordu İmam Efendi:

“Kardeşlerim!

Ölüm meleği gelip bugün can emanetini alsa, “kurtuluş umudumuzu bağlayacağımız hangi amelimiz var?”

Bizi Rabbimizin rızasına ulaştıracak neyimiz var? Hangi amel, hangi çalışma, hangi meziyet, hangi faziletimiz var?

Sonra şu kıssayı anlattı:

ÜÇ ARKADAŞ:

Yolculuğa çıkan üç arkadaş geceyi geçirmek üzere bir mağaraya girmişler. Olacak bu ya, büyükçe bir kaya mağaranın ağzını kapatıvermiş. İnsan gücüyle açma imkânı yoktur.

Ne yapalım, ne edelim de buradan kurtulalım derken içlerinden biri bir öneri getirmiş:

“Her birimiz bugüne kadar Allah rızası için yaptığımızı varsaydığımız en güzel davranışımızı vesile kılıp Rabbimize yalvaralım.”

İçlerinden biri, “anne babasına gösterdiği ilgi alakayı” dile getirerek Allah’tan yardım istemiş… Kaya biraz oynamış yerinden.

Diğeri, “namus ve iffet konusunda gösterdiği hassasiyeti” dile getirerek yardım istemiş. Kaya biraz daha yerinden oynamış.

Üçüncüsü de, “kul hakkına gösterdiği özeni” ifade edip yardım talebinde bulunmuş. Bunun üzerine kaya yuvarlanmış ve mağaranın ağzı açılmış oldu.

Bu üç arkadaş yaptıkları en faziletli işten bahsederken şu cümleyi eklemişler:

“Rabbim! Yaptığım bu davranışın senin katında bir değeri var idiyse…”

“Kardeşlerim!

Hepimiz aslında bu üç arkadaş gibi dünya zindanındayız. Bu zindandan rahmete, mağfirete ve cennete açılacak bir kapıya ihtiyacımız var.

Ve o gün, tek bir soruyla baş başa kalacağız:

“Hangi ameline güvendin?”

Eğer bugün bu soruya verecek bir cevabın yoksa yarın da verecek bir cevabın olmayacak.

Şimdi düşün…

Gerçekten düşün…

“Senin, Allah katında değerli olan, kurtuluş ümidini canlı tutacak;

Hangi amelin, ibadetin,

Hangi iyiliğin, faziletin,

Hangi güzelliğin, meziyetin var?”

Son not: Rabbim yeryüzündeki mazlum kardeşlerimize muzafferiyetler nasip eylesin! Özgürlük mabedi Mescid-i Aksa’yı önce cemaatine sonra da gerçek sahiplerine kavuştursun inşallah…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yeni dezenformasyon yasası ve kişisel verilerin korunması kanununa göre; kişilik haklarına yönelik her türlü yayın suç teşkil ettiğinden, kurallara aykırı yorumlar onaylanmamaktadır. Lütfen bir aşağıdaki facebook yorumları bölümünü kullanınız