Alanzinho:Kendime geldim lig bitti

Trabzonspor'a gelişi de olay oldu, futbolu da. Alanzinho ile arkadaşımız Hakan Değirmenci konuştu:

Trabzonspor'a devre arasında Norveç Ligi'nden transfer olan Alanzinho, tam ideal formunu yakalamaya başlamıştı ki Süper Lig'in sonu geldi.

Fakat o yine de ufak tefek yapısına karşılık müthiş driplingleri, çevikliği, çalımları ile Türk futbol dünyasının akıllarında yer etmeyi başardı. Yattara'ya tepkili olan taraftarın da gönlünü fethetti...

Rakiplerinin üzerine adeta uzaktan kumandalı otomobil gibi giden, müthiş slalomlarıyla parmak ısırtan Alan, attığı şık goller ve yaptığı asistlerle de dikkat topladı.

Oyunculuk kalitesini kanıtladığını belirten Alan, "Uyum sorununu aştım, kendimi buldum, lig bitti" şeklinde konuştu. Alanzinho De Costa ayrıca Bobo hayranı çıktı.

Röp: Hakan DEĞİRMENCİ
Brezilya'dan önce Norveç'e, oradan da Türkiye'ye uzanan bir kariyerin var. Ülkenden farklı ortamlara kolay alışabiliyor musun?
Norveç'e ilk gittiğimde oraya alışmam çok zor oldu. Çünkü ilk defa Brezilya'nın dışına çıkmıştım ve yabancı bir ülkede futbol oynayacaktım. Hem oradaki hayat stiline hem de oynanan futbol tarzına alışmam bir hayli vakit aldı. Trabzon içinse durum farklıydı. Çünkü buraya Avrupa'daki futbola ve yaşam biçimine alışmış olarak geldim. Bu yüzden, Türkiye'ye ve tabii Trabzon'a alışmam çok kolay oluyor.

2005 yılında Gama'dan Stabaek'e transfer oldun. Brezilya'dan Norveç'e geçiş yapmak oldukça cesur bir hamle olsa gerek. Norveç'ten gelen teklifi, neleri düşünerek kabul ettin?
Yurtdışından teklif alarak Brezilya'dan giden birçok oyuncu vardı. Bana 2005 yılından önce de birçok Avrupa kulübünden teklif gelmişti. Fakat üllkemden ayrılmaya karar vermem 2005'teki teklif üzerine gerçekleşti. Zaten o dönemde takımım Gama'da sıkıntılı günler yaşıyordum ve ülke futbolunda adımı duyurmam zor bir hale gelmişti. Ayrılmak için doğru zamandı ve Stabaek'in teklifini kabul ederken pek tereddüt yaşamadım.

Turkcell Süper Lig'de henüz yarım sezon geçirdin ama Brezilya, Norveç ve Türkiye futbolunu gerek taraftar ilgisi gerekse teknik yönden karşılaştırır mısın?
Brezilya'da oynadığım dönemde Flamengo, Brezilya'nın en fanatik taraftar grubuna sahip takımdı. Bana kalırsa diğer takımlarla kıyas götürmeyecek derece büyük bir kulüptü. Stabaek'teki kulüp yönetimi de diğer ülke ve takımlara örnek teşkil edecek kadar profesyoneldi. Fanatik bir taraftar grubu olmasa da ülkedeki saygınlığı iyi düzeydeydi. Trabzonspor'un taraftarlarını diğer oynadığım kulüplerle karşılaştırmayacağım bile. Çünkü burada gördüğüm taraftar profili beni gerçekten şaşırttı. İlk maçımızda tribünler tamamen dolmuştu. Deplasmanda oynadığımız maçlar ise bende adeta iç sahada maç oynuyoruz izlenimi yarattı. Nereye gitsek müthiş bir taraftar desteğiyle oynuyoruz. Bu da çok ayırt edici bir durum. Ben de bu atmosferden çok etkileniyordum, bütün sorunları aştım uyum probleminin üstesinden geldim, tam kendimi buldum, ama sezon bitti.

Türkiye'de oynanan futbolun kalitesini nasıl buldun?
Türk futbolunu samimi olarak söyleyeyim, üst düzey buldum. Norveç Ligi'nde oynanan futbol bu derece yüksek kalitede değildi. Tamamen fiziğe ve güce dayalı bir futbol oynanıyordu. İşin teknik kısmı biraz göz ardı ediliyordu. Oysa Türkiye'de teknik, futbolun önemli bir kısmını teşkil ediyor. Türk Milli Takımı'nın kazandığı başarıları görüyoruz. Bence bunun en büyük sebebi de futbol tarzında teknik yönün ağır basması.

Ülkemizde beğendiğin takımlar ve oyuncular hangileri?
Burada birkaç Brezilyalı oyuncunun ismini söylemeliyim. Öncelikle Alex. Burada kendisini teknik yönden öylesine geliştirdi ki, Brezilya Milli Takımı'nda oynayabilecek bir seviyeye geldi. Teknik kapasitesini hayranlıkla takip ediyorum. Onun yanında müthiş bir deneyime sahip olan Roberto Carlos ve gol yollarındaki başarısı ile Bobo'yu çok beğendiğimi söyleyebilirim.

Fiziksel yönü kuvvetli Norveç Ligi'nden teknik tarafı ağır basan Türk Ligi'ne geçiş yapmak senin için daha mı iyi oldu dersin?
Teknik tarafı ağır basan bir ligde oynamak benim için daha çok tercih edilir bir şey. Norveç'in fizik güce dayalı olması beni zorlamış, orada kendime has bir oyun tarzı geliştirmek zorunda kalmıştım. Tekniğimin yanında, güçlü olmanın da yollarını yaratmıştım. Türkiye'de ise böyle bir mecburiyetim yok, çünkü alışmış olduğum oyun tarzına yakın bir ligdeyim. Bu da beni rahatlatıyorum.

3.9 milyon euro gibi yüksek bir bonservis bedeliyle Trabzon'a transfer oldun. Havaalanında taraftarlarca omuzlara alındın. Senden beklentinin yüksek olduğunu fark etmişsindir. Bu büyük beklenti sende bir stres oluşturdu mu?
İlk geldiğimde, tüm bunlar benim için büyük bir stres nedeniydi. Çünkü Norveç'te oldukça başarılı geçen dört sezonun sonunda yeni bir maceraya atılmıştım ve benden büyük beklentilerin olacağını tahmin ediyordum. Sırf Norveç basınında yazılanlar bile yeterliydi. Herkes "Burada müthiş bir dönemden sonra yeni bir maceraya atılıyor. Orada neler yapacağını hep beraber izleyeceğiz" gibisinden yorumlar yapıyordu. Şüphesiz kazanmak ve gol atmaya çalışmak strese sebep olur ama bunlarla başa çıkacak derecede olgunluğa eriştiğimi düşünüyorum.
Böyle düşüşlerin sebeplerini bulmak zordur. Ben sebep aramaktansa bu düşüşün kısa bir tasvirini yapmak istiyorum. Çok iyi giderken, sürekli olarak kazanırken ve kolay kolay puan kaybetmezken aniden düşüşe geçtik ve bunun belirli bir bedeli oldu. Rakiplerimizin gerisine düştük. Ancak bundan sonra olanlar bile futbolda işlerin ne kadar çabuk değişebileceğini gösterdi. Sivasspor'un 7 puan gerisine düşmüşken iki hafta içinde kendimizi yeniden şampiyonluk yarışının içinde bulduk.

Trabzonspor'la 1 yılı opsiyonlu 4.5 yıllık sözleşme imzaladın. Daha sonraki hedefin ne olacak?

Buraya gelerek çok önemli bir adım atmış oldum. Çünkü Avrupa futbolunun merkezine yaklaştım. Norveç'teyken durum böyle değildi. Merkez derken, İngiltere, İspanya, İtalya gibi ülkelerin liglerini kast ediyorum. Türkiye ligi bu liglerle sürekli olarak iletişim halinde. Şimdilik hedefim Trabzonspor'da oynayabildiğim kadar uzun süre oynamak. Buradan daha cezbedici fırsatlar çıkarsa onları da değerlendirmek isterim. Çünkü hedefim gelişimimi sürekli kılmak. Tabii bu gelişimi kaydetmeden önce Trabzonspor'la belirli bir başarı yakalamak isterim. Sonra daha büyük bir adım atma zamanım gelir.

Hobilerin neler? Trabzon'da boş vakitlerinde ne yapıyorsun?
Sorun etmiyorum ama Trabzon çok küçük bir yer. Kız arkadaşım burada ve çoğunlukla evde vakit geçiriyorum. Burada en çok yaptığımız şey evde kalıp film seyretmek. Burada, hayatımda hiç seyretmediğim kadar film izlemişimdir herhalde.

RÖPORTAJ Haberleri

HEKİMLİKTEN SİYASETE UZANAN YOL
STK'LAR NE YAPIYOR?
İLÇE BAŞKANI KONUŞTU
BANKO İLE ÖZEL SÖYLEŞİ
BELEDİYE DEĞİŞECEK Mİ?