1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. SÖZE KALBİ KATARAK SÖYLEMEK
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

SÖZE KALBİ KATARAK SÖYLEMEK

A+A-

 

            Talebelerinden bir Sokrat’a sormuş:

            “ Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?”

            Sokrat:

            “ Evlat, bileytaşı keskin değildir, ama sert demiri bile keskin eder!” diye cevaplar.

            Kimi insanlar vardır çok güzel konuşur, halkı dinletir; ne var ki, güzel yazamaz. Kimi de vardır ki, güzel konuşamaz, ama çok güzel yazar. Çok nadir olsa da bazıları da vardır ki, hem güzel konuşur, hem de güzel yazar.

            Hem güzel konuşan, hem de güzel yazan insanlardan biri Necip Fazıl Kısakürek’ti. Siz onu dinlerken başka iklimlere göç ederdiniz. Yazıları derseniz, onu okuyanlar bilir. Cahit Zarifoğlu; “ Necip Fazıl’ı on beş dakika dinleyen, kendi beyninin ne kadar boş olduğunu anlar.” demişti bir seferinde. Allah vergisi olan yeteneği iyi geliştirirseniz başarılı olursunuz; fakat yeteneğinizi tanımaz ve geliştirmezseniz, onu çürütürsünüz.

            Bizim dünya ile temasımız dört şey iledir:

            Ne yaptığımız, nasıl göründüğümüz, ne dediğimiz ve nasıl söylediğimiz. Toplum içinde ne dediğimizden çok, nasıl söylediğimiz önemlidir ki bunun adına “üslup” denir. Üslubun en kısa tanımı olarak “söyleyiş tarzı” diyebiliriz. Eskiler, “Üslubu beyan, ayniyle insan.” derlerdi. Yani bir insanın konuşma tarzından onun nasıl biri olduğunu anlarsınız.

             Basit bir örnekle söyleyecek olursak; “ Kalk ulan, maymun gibi oturup pinekleyeceğine, şu tornavidayı versene bana!” yerine, “ Evladım, sana zahmet olur, şu tornavidayı bana verebilir misin.” demek arasında büyük fark yok mudur? Birinde ruhu öldürür, cesetten istersiniz, diğerinde ruhu diri tutarsınız ve sevilen, başarılı bir insan olursunuz.

            Politikacılar ülkeyi yöneten insanlardır. Onların davranışları halka tesir eder. Üslubuna hâkim olamayan, öfkesini yenemeyen insanlardan millete hayır gelmez; üstelik gençlere kötü örnek olurlar. Zaman zaman bu üslupsuz konuşan milletvekillerini görüyor ve milletimiz adına üzülüyoruz. “Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.” atasözünü unutuyoruz.

            Söylediğiniz söz, karşı tarafın kalbine ve aklına hitap ediyorsa bu sözünüzden sonuç alırsınız. Ama nefsini küçük düşürecek, onu rencide edecek tarzda konuşuyorsanız, bundan da çatışma çıkacaktır.

            Bugün aile hayatımızda, sosyal hayatımızda, meslek hayatımızda, siyasi hayatımızda çok kaba bir üslubun kol gezdiğini görüyoruz. Sadece beyinlerin dolu olması yetmiyor, gönüller boş ise, kavga daha şiddetli oluyor. Gönlünün derinliklerine dalamayan akıl, tek başına “sahip olmak” için didinir. Gönülle ortak hareket eden akıl ise, “olmak” adına meydana çıkar. Birinde kavga, diğerinde barış vardır. Gönül katmadan söylenen her söz, yürek yakıcıdır

            Çevremize baktığımızda gördüklerimiz hiç de iç açıcı değildir. Kaba, nobran, saygısız, küçük düşürücü sözler her tarafımızı kuşatmış bunuyor. Maddi şeyler mirasla, piyangoyla ele geçirilebilir; fakat kalbi dirilten sözler emekle, okumakla ve en önemlisi ahlâkla elde edilir. Zaman zaman rastlıyoruz; son model arabasıyla gidiyor, üniversiteyi de bitirmiş, fakat ahlâk ve üsluptan yoksun. Basit bir olayda cinayet işliyor, dünyasını ve ukbasını karatıyor.

            Kısacası, söz söyleyen, sözüne kalbini katmalıdır.  Sözüne kalbini katan insanın başarısızlığından söz edilemez; her iki dünyası da aydınlık olur.

   D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.