1. YAZARLAR

  2. Seyfullah FIRAT

  3. Teröristi ya imha edersin ya da ona teslim olursun
Seyfullah FIRAT

Seyfullah FIRAT

Yazarın Tüm Yazıları >

Teröristi ya imha edersin ya da ona teslim olursun

A+A-

Kavramların tepe takla edildiği, milletleri millet yapan kalelerin en önemlisi olan dil kalelerinin kavramlar kargaşası sonucu yerle bir edildiği günümüzde insanların belleklerinin sağlığını korumak ve sağduyuyu topluma hakim kılmak bir hayli zorlaşmıştır.

Alt kimlik veya üst kimlik, radikal İslam veya ılımlı İslam, sağcı Hıristiyan veya solcu Müslüman gibi hinoğluhince kurgulanmış uydurma ve düzmece kavramları her duyduğumda midem hep bulanmıştır.

Çünkü bu düzmece kavramların hepsi Türk insanının zihnine, gönlüne yerleştirilmek istenen bir mayın kadar tehlikeli kavramlardır. Peki, ne demek oluyor acaba bu kavramlar? Eğer biraz dikkatlice işin içerisine girerseniz bu kavramların hepsi de bölüp veya bölüştürmenin zihinsel ayağını oluşturduğunu hissedersiniz.

Birileri bu ülkede ve bu güzel insanlar arasında az Türk veya çok Türk, az Müslüman veya çok Müslüman tasnifi yapmak isterler. Bu mendeburlar bilmezler ki bu ülkede hiçbir kimsenin başka birisinin ne kafatasını nede imanını ölçmeye hakkı yoktur.

Biz bu topraklarda yaşayan herkesin kaderde, kıvançta ve tasada bir bütün olduğuna, bu ülkede yaşayan herkesin eşit haklara sahip olduklarına ve hepsi bu toprakların eşit sahipleri olduklarına inanırız. Bu sebeple de bu milletin ortak paydalarından yana duruş belirleyen herkes başımızın tacıdır.

Söz konusu uydurma ve düzmece kavramları bizlerde zaman zaman yazılarımızda ve konuşma dilimizde çokça kullandık ve bu uydurma kavramların gölgesinde döndürülen şeytan değirmenlerini işaret etmeye çalıştık.

Şeytan değirmenlerini kuranlar bu değirmenleri elbette bugünlerde kurmadılar. Bu değirmenlerin kuruluş tarihi asırlar öncesine, yanı zulmün baş gösterdiği tarihin derinliklerine kadar uzanır.

Zumlun arşa değdiğini Bedir savaşı ve İstiklal harbinde en üst düzeyde görüyoruz. Bizim dinimiz üç şeyden dolayı savaşmayı emretmektedir. Allaha şirk koşanlarla, vatanına ve namusuna musallat olanlarla savaşacaksın. Bedir savaşında Hz. Peygamberin önüne dikilen zulüm, yakın geçmişte istiklal harbinde o peygamberin ümmetinin henüz düşmemiş en son kalesi olan Türk milleti önüne çıktı.

Dünyanın bütün yamyamları üzerimize çullandılar ve bu necip milleti tarihten silmek istediler. Bu milletin ölüme susamış kahraman evlatları karşısında hepsi hüsrana uğradılar ve defolup gittiler.

Aradan geçen yıllar içerisinde kazanılan o büyük zaferin sarhoşluğu altında birileri bu milletin evlatlarını uyuturken başka birileri de içimizden bizi dinamitlemeye çalışarak millet kimyamızı bir hayli dejenere ettiler.

Viyana bozgunundan sonra Sakarya’da durdurduğumuz küffar bugün burnumuzun dibine kadar gelmiş, bizler için kutsal olan beldeleri kirli ayaklarıyla kirletmiş bulunuyorlar.

Küfür cephesinin ve tüm emperyalist dünyanın İslam’ın hamisi diye adlandırdığı bu millet şimdi düşmana ayaklık eden işbirlikçi çevreler tarafından bölünmek ve parçalanmak istenmektedir.

Türk milletini imha etmeden dünya devletini kurmanın mümkün olmadığını çok iyi bilen düşmanlarımız şimdi çeşitli akıl oyunları ve siyaset hileleri kurarak birliğimizi çözmeye niyetlenmişler ve bu ihanet operasyonu kapsamında bir sürü şeytan değirmenini de devreye sokmuş bulunuyorlar.

Şimdi içimizde bu değirmenlere ucuzundan su taşıyan bir takım zavallı hamallar var. Ne yazıktır ki şeytan değirmeni her döndüğünde binlerce masum Müslüman’ın kanı akmış, Müslümanların akan bunca kan ve gözyaşları bile bu değirmenlere su taşıyan uyuşuk bedbahtların uyanmasına yetmemiştir.

Emperyalizmin esas hedefi tüm dünyayı kuşatarak bütün insanlığı esaret altına alıp toptan köleleştirmektir. Tek devlet- tek millet- tek din ütopyası peşinden koşan çağımızın büyük şeytanları ve onların yeryüzündeki işbirlikçi takımı bu stratejilerini uygulamada bir hayli da başarılı olmuşlardır.

Bugün dünya üzerinde yaşamakta olan yedi milyara yakın insanin çok büyük bir ekseriyeti ekonomik, kültürel, sosyal veya siyası alanlarda esaret altındadır. Bu esaretin veya tutsaklığın arka planında yatan tek tartışılamaz gerçek zihinsel kuşatılmışlık ve kendisine ihanet etme hastalığıdır.

Dünya eşkıyalarının akıl oyunlarına yenik düşen veya emperyalistlerin yağlı kemiklerine ram olan bir takım zayıf ve onursuz yaratıklar sayesinde bugün koca bir insanlık ve özellikle bizim ülkemiz çok ciddi tehlikelerle burun buruna gelmiş bulunmaktadır.

İnsanlığı toptan köleleştirmek için insanların her türlü kutsalını kullanmada oldukça becerikli olan büyük şeytanlar ve onların içimizdeki kiralık maşaları bu memlekette istismar etmedikleri hiçbir değerimizi bırakmadılar.

Yalanın daniskasını söylerken diğer bir yandan da insanların iyi niyetlerini ve inançlarını acımasızca sömürdüler.

Şimdi milletçe tarihimizin en ağır borç yükü altına itilmiş bulunuyoruz. Bölünme ve çözülme riskiyle yüz yüze geldik, insanımız sefalet psikolojisine yenik düşmüştür. Buna rağmen her şeyi güllük ve gülistanlık olarak gösterenler var bu ülkede. Çok yakında AB bu memleketin maliyesine el koyar diye ekonomistler kaygı duyarlarken birileri laf salatası yapmakla işleri geçiştirmenin peşinde.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi şimdi birde büyük şeytanların çizmiş oldukları Büyük İsrail projesinin altını doldurmak için uydurulmuş olan Kürt açılımı hikayesi ihalesini de bizimkiler almış bulunuyorlar.

Bu ihaleyi alanlara sormak lazım? Şu DTP’nin taleplerinin sözde kardeşlik projesiyle uyuşabilecek hiçbir yanı var mıdır? Adamlar resmen kırk bin tane insanın katili olan canavarı muhatap almamızı istiyorlar. Adamların derdi bizim akıllıların zannettikleri gibi açılım falan değildir. Adamlar toprak istiyorlar toprak.

Başta Amerika bizim milli sınırlarımızı tanımıyor. Demokratik veya Kürt açılımı diye yola çıkan akıllılar da bilerek veya bilmeyerek geçmişte bizim demokrasi dışı uygulamaların sahibi olduğumuzu kabullenmiş oluyorlar. Böylesi yalan ve uydurma bir takım ithamların altına bu milleti sokmaya hangi akıl veya hangi sakat zihniyet hizmet edebilir acaba?

Son zamanlarda ve bazı çevrelerde bu memleketin tarihinde Türklük diye bir üst kimliğin olmadığını, Türklüğün ancak ve ancak alt kimlik olabileceğini bile dile getiren soytarılara rastlıyoruz.

Bu coğrafyada yaşayan insanları alt kimlik veya üst kimlik diye tasnife tabi tutmak çok çirkin bir oyundur. Bu coğrafyada yaşayan herkes Türk’tür ve Türkiye vatandaşıdır.

Biz neden acaba bu devlete “Türk Cumhuriyeti” demedik de bu devlete ad olarak “Türkiye Cumhuriyeti” devleti demeyi tercih ettik? BOP projeleriyle kafayı yiyen teslimiyetçi takımı acaba bu ince ayrıntıya veya bu konuya hiç o küçük beyinlerini yordular mı?

Bir gün AB diye yırtınıp daha sonra da başka bir gün ABD’nin Büyük İsrail projesinin sacayaklarından birisini oluşturan yapay Kürt devletinin önünü açacak projelerin ihalesine katılan çevreler neden acaba üçüncü bir blok olarak dünya dengeleri arasında yer almayı akıl edemezler? Sormak lazım bunlara, yoksa buna yürekleri mi yetmez veya o sakat zihniyetleri mi izin vermez acaba?

Hiçbir iktidar ebedi kalıcı değildir. Bir milletin ömrü herhangi bir iktidarın ömrüyle de ölçülemez. İktidarların en uzununun ömrü bile bir milletin hayatının bir saniyesine bile tekabül edemez. Durum böyle iken iktidarların bu devletin kırmızıçizgilerini yok sayarak kendi bildiğini okumaya kalkması çok tehlikeli bir yaklaşımdır.

Biz herkesi sağduyuya davet ederek buradan bir kere daha bütün dünyaya tekrar haykırıyoruz ve diyoruz ki; bu topraklardan, Amerika değil, bütün kainat karşımıza dikilse bile tek bir çakıl taşı dahi hiçbir güç bizden koparamaz. Hiçbir zaman değişmeyecek gerçek bu iken, şu üç beş tane taharetsiz ve donsuz takımı mı şimdi bizden toprak talep etmeye kadar işi vardırabiliyorlar? Bunlar bu cesareti nereden veya kimlerden alıyorlar acaba?

Sormak lazım bu ülkeyi idare edenlere? Bu mesele eğer Türkiye’nin bir iç meselesi ise, şu Barzanistana giden heyetler hangi maksatla veya kimler adına ve yurt dışına kimlere gidiyorlar? Bu soruma cevap verebilecek bir sivri akıllı varsa ortaya çıksın.

Yüreğiniz varsa çıkın söyleyin bu millete, bu adamların ortaya koydukları isteklerin hangisi kardeşlik hukukuna uyuyor? Adamlar resmen toprak istiyor toprak!

Dağda bir tek terörist kalıncaya kadar mücadelemiz sürecek diyen Sayın Genel Kurmay Başkanımıza hemen cevap veren soysuzun birisi “ölecek her teröristin yerine binlerce terörist adayımız var” diyerek bu devlete ve bu devleti temsil eden herkese efelenmiş olmuyor mu? Biz bu adamların neyine nasıl güveneceğiz? Bunlar kiralık hain sürüsü değil de nedirler? Bunlarla uzlaşmak istemek bunlara tavız vermek olmaz mı?

Açılımdan dem vuran beyler, konuşun ve milleti aydınlatın lütfen. Şu satılmış takımının hangi isteği bu millete veya bu vatana ihanet değildir? Vatana ihanet denince sizler ne anlıyorsunuz veya biz mi acaba yanlış şeyleri ihanet diye anlamışız? Bu ülkeyi bölmek isteyen teröristlerle uzlaşmak suç değil midir?

Bu işin değişmez kuralı “teröristi ya imha edersin ya da ona teslim olursun” kanunu değil midir? Teröristle uzlaşmak teröre boyun eğmek değil de nedir? Allah aşkına bu millete cevap verebilecek birileri varsa çıksın adam gibi cevap versinler.

Bizler şimdi dönen bunca kirli dolaplara dur diyecek bir iradeyi arıyoruz. Bu iradeyi buluncaya kadar da haykırmaya devam edeceğiz. Tabii ki, bizi takıp eden şövalyeler bizleri susturuncaya kadar. Son zamanlarda suyumuzun ısındığını söyleyen dostlarımız var.

Dostlarımız bizim adımıza kaygılanmışlar, yine de verdikleri haberler için sağ olsunlar. Bu dünyada en son korkacağım veya hiçbir zaman önemsemeyeceğim ekip kuşatmacı ve teslimiyetçi ekiptir. Bundan dolayı hiçbir dostumun benim adıma kaygılanmasına gerek yoktur. Zalimin zülmü varsa mazlumların da Allah’ı vardır.

Allah yerini cenneti mekân eylesin; biz rahmetli Türkeş’ten yüklendiğimiz bu sevdanın ateşiyle koca bir ömür yanıp piştik. Sevdamız Türk- İslam ülküsünü kainata hakim kılmaktır. Bu kutlu yolda çok çileler çektik gık dahi demedik. Bundan sonra gelecek her türlü çileye veya şeytan saldırısına da peşinen hoş geldin diyoruz.

Belki biraz argoya kaçacak ama burada beğendiğim bir sözü tekrar etmek istiyorum. Milli onurdan yoksun soysuz ve özgür bir zavallı olacağıma, onurlu ve şahsiyetli bir tutsak olmayı tercih ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yeni dezenformasyon yasası ve kişisel verilerin korunması kanununa göre; kişilik haklarına yönelik her türlü yayın suç teşkil ettiğinden, kurallara aykırı yorumlar onaylanmamaktadır. Lütfen bir aşağıdaki facebook yorumları bölümünü kullanınız
26 Yorum