1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. ZORLA KİMSEYİ SEVEMEZSİNİZ
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

ZORLA KİMSEYİ SEVEMEZSİNİZ

A+A-

 

Şeyh Sadi Şirazi “Gülistan” isimli kitabında bir hikâye anlatır:

            Papağanla kargayı aynı kafese koymuşlar, papağan, karganın çirkin görüntüsünden sıkılıyor ve şöyle diyordu:

            “ Ne çirkin surat! Ne iğrenç sima! Ne kötü manzara! Keşke aramız doğu ile batı arası kadar açık olsaydı da şu yüzü görmeseydim.”

            Aslında karga da papağandan bıkmıştı. O da “la havle” çekerek inliyor, talihin aksiliğinden şikâyet ediyordu. Hayıflanarak:

            “Bu ne talihsizlik! Benim şerefime layık olan, kendim gibi bir karga ile bir bağ duvarı üzerinde zıplaya zıplaya gezmekti.” diyordu.

            Hayat içinde buna benzer çok örnekle karşılaşırız. Hani bir atasözümüz vardır ya: “ Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” diye.

            Kimi, biraz uzun vadeli olarak nerede görürseniz, biliniz ki o, gördüğünüz yerdeki atmosfere uygun biridir.

            Bir düğüne, bir toplantıya gidersiniz, tanıdıklarla tokalaşır, hal hatır sorarsınız; fakat biraz sonra sohbet alanları değişir, herkes kendi cinsini bularak kümeler oluşturur.

            Mevlâna, “ Çaylakla karganın birlikte uçtuğunu gördüm ve hayret ettim. Onları izledim, bir taşın üzerine kondular. Bir de baktım ki, ikisi de aksıyordu!” der.

            Ortak paydaları varmış ve bu ortak payda (aksaklık) onları buluşturmuştur. Bayağı kesirlerde bile ortak payda oluşturmadan işlem yapılamıyor.

            Bu durum aile ortamında eşler arasında ve siyasi arenada da aynen tekerrür ediyor.

            Eşlerin hayat algılarında ortak payda yoksa, o yuva sonuna kadar maalesef yürümüyor.

            Bir siyasi partiye gönül vermiş en alt kademedeki bir seçmenle, o siyasi partinin genel başkanı arasında gönül bağı, inanç durumu gibi anlayışlarda hiçbir fark göremezsiniz. En alt kademedeki seçmene bakın, genel başkanının ruh coğrafyasını çıkarırsınız!

            Örneğin; bir işret (içki) meclisinde bir arada olan insanlar, adeta gül bahçesindeymiş gibi zevk alırlarken, dindar biri bu meclisten acı ve ıstırap duyar. Tersi de böyledir; o meclisten kaldırıp camiye götürseniz birisini, kendini işkencede zanneder.

            Patronun şoförü, ezan okunurken, patronundan izin isteyerek camiye girer. Namaz sonrası herkes camiden dışarı çıkarken şoför geç kalır. Patron, caminin kapısından içeri bakarak, şoföre seslenir:

            “Herkes çıktığı halde sen neden çıkmıyorsun?”

            Şoför cevap verir: “ İzin vermiyor!”

            “Kim?”

            “Seni içeriye sokmayan, benim de çıkmamı istemiyor!”

            Patronu içeriye sokmayan inançları, kabulleridir. Şoförü de dışarı bırakmayan aynı şeydir.

            Üstad Necip Fazıl’a, bir uçak seyahati esnasında, Başbakanlık da yapmış olan bir zat, şunu der:

            “ Necip Bey, bu zamanda sizin gibi büyük bir şair, nasıl oluyor da, ayak kokusu gelen o halılara alnını koyup secde edebiliyor?”

            Üstad lafı gediğine koymakta mahirdir:

            “Burnunuza gelen o ayak kokuları, aslında kokuşmuş ciğerlerinizden gelen ufunetin (çürük)) kokusudur!”

            Hayatın her alanında bunlara benzer şeylere tanık oluruz.

            Peygamberimiz (AS) şöyle buyurmuştur:

            “ Bir yerde yüz kişi toplansa ve bunların biri kâfir olsa; dışarıdan gelen ve içerdekileri tanımayan bir başka kâfir, döner dolaşır, o kâfiri bulur ve onunla dost olur. Tersi de böyledir; yüz kişiden biri Müslüman olsa, dışarıdan gelen bir başka Müslüman da döner dolaşır, içerdeki o Müslümanı bulur ve onunla dost olur.”

            Uzun söze gerek yok, herkes durduğu ve bulunduğu yerin rengine boyanmıştır. İnsanları uzun vadeli birleştiren şey inançlar, değerler ve kabullerdir. Bu, bugün böyle olduğu gibi, dün de böyleydi, ötede de böyle olacaktır.

            Kimliğini öğrenmek istiyorsan, Allah’ın, seni nerede kullandığına, istihdam ettiğine bir bak, orada çok net kendini görürsün.

D. Ali TAŞCI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.