• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Rize 23 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Samsun 22 °C

Cumhuriyet şimdi ne kadar bizimdir?

Seyfullah FIRAT
Cumhuriyetimiz ilan edileli tam 85 yıl oldu.
Geçen bu süre içerisinde nereden nereye geldiğimizi doğru bir şekilde tespit edebilmemiz için ‘85 yıl önce nerede ve hangi şartlar içerisinde idik?’ sorusunun cevabını vermemiz lazım.

Çıkış noktamızı tespit etmeliyiz ki bugün bulunduğumuz noktayı doğru ve objektif bir şekilde değerlendirebilme şansımız olsun.

Bundan tam 85 yıl önce dünyanın ne kadar vahşi ve yamyam milletleri varsa hepsi leş kargaları gibi üzerimize çullanmışlar ve bizleri tarihten silmek veya geldiğimiz yer olan Orta Asya bozkırlarına geri itmek için ülkemizi işgale yeltenmişlerdi.

Tarih sahnesine çıktığı ilk günden buyana mazlumlara yar, zalimlerin başına bela olmayı kendisine varoluş misyonu olarak seçmiş olan bu millet, ne yazık ki bu süreçte kahpeliklerin ve ihanetlerin hedefi olmuştu.

Düşmanlarımızın topluca üzerimize çullandıkları bu dönemde ne yazık ki asırlarca cihana hükmetmiş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun idari mekanizmaları zaaflar içerisine düşmüş, saray zamanın işbirlikçilerince kirletilmiş, teslimiyetçi yaklaşımlar sebebiyle millet yok olma tehlikesi ile yüz yüze getirilmiştir.

Uzun yıllar süren Balkan ve Trablusgarp veya diğer cephelerdeki çetin savaşlar sonrasında elit ve yetişkin kadrolarımız cephelerde eritilmiş, her evde geri kalan birkaç tane dul gelin, kucağında aşsız ve ekmeksiz bekleşen yetim yavrular, bir kurtarıcı beklemektedir.

Yalan yazan tarihçiler utansınlar! Osmanlı ordularının Mekke’den, Trablusgarp’tan ve diğer cephelerden yenildiği için mi, yoksa saray öyle uygun gördüğü için mi çekildiğini elbette bir gün tarihi doğru yazanlar dile getireceklerdir.

Anadolu dört bir yandan işgale uğramış ve ülkenin zenginlik kaynaklarının envanterini çok önceden çıkaran işgalci güçler kendi aralarında ülke topraklarımızı paylaşmışlar ve gelip yerleşmeye başlamışlardır.

Anadolu coğrafyası tarihinin en utanç dolu dönemini yaşamakta, asırlar önce Haçlı Orduları olarak bu topraklara geldiklerinde çocukları şişlere geçirerek kızartıp yiyen yamyamlar bu defa da akla hayale sığmaz rezillikler ve vahşetler sergilemeye başlamışlardır.

Sergilenen vahşetlere örnek olsun diye tek bir hususu dikkatlere sunmadan geçemeyeceğim. Anadolu’ya ayak basan Yunan ordularının Ege bölgemizde birçok yerde oğlanlar kerhanesi açmaya teşebbüs edecek kadar insanlıktan çıktıklarını ifade etmek durumundayım.

O günlerde Yunan Orduları her türlü vahşeti sergileyerek Ankara’ya 70 kilometre kalana kadar, yanı bugünkü Polatlı’ya kadar gelmişler ve her tarafı tarumar etmişlerdi. Anadolu’nun diğer tarafları da benzer katliamların hedefi olmuştu.

Düşmanlar koalisyonu, ordumuzun silahlarına el koymuş, demir yollarımızı ele geçirmiş, telgraf ve haberleşme merkezlerimize el koymuşlardı.

Bütün bu vahşetlerin son durağı Sakarya Medyan Muharebesi’dir. Sakarya Meydan Muharebesi’nin zaferinin tescil noktası Ankara Polatlı yakınlarındaki bir tepenin alınması olayıdır.

İşte biz bundan tam 85 yıl önce bu şartlarda düşmanlara bir kere daha dur diyerek Cumhuriyetimizi ilan etmiştik. Savaşı kazanmıştık ama bu savaş bitmemişti ve bu canice savaş insanlık var oldukça da devam edecek bir savaştı. Çünkü bu savaş hak ve batılın savaşıydı. Türk milleti de hakkın yanında ve hak yolda ömür tüketmiş ve Hazreti Peygamber’in övgülerine mazhar olmuş kutlu bir milletti.

Aradan tam 85 yıl geçti ve şimdi neredeyiz acaba? Kurtuluş savaşında düşmanlara vermediğimiz Ankara’nın 70 kilometre yakınındaki Polatlı’da bugün kaç tane Yunanlı ve ne kadar arazileri vardır acaba? Polatlı bugün ne kadar bizimdir? Konya’daki askeri üslerimiz acaba kimlerin gözlem ve kontrolü altındadır veya Ankara bugün bizim ne kadar başkentimizdir?

Çanakkale’deki Marina Bar bugün kimler tarafından işletilmektedir. Balıkesir, İzmir, Mersin, Niğde, Urfa’da bugün yabancılara ne kadar toprak satmışız bilenlerimiz var mıdır?

Dün telgraf merkezimizi, demir yollarımızı bizden almak istemişlerdi de vermemiştik. Şimdi Karayollarımızın ne kadarı veya haberleşme merkezlerimizin ne kadarı bizimdir veya Telekom bugün Türkün müdür?

Özelleştirme adı altında neler elimizden çıkmıştır, ülke toprakları üzerinde ne kadar yabancı yaşamakta veya ne kadar mal mülk edinmiş durumdadırlar acaba?

Şimdi sıra ordumuza gelmiştir. Dün silahları elinden alınmak istenmişti, bugün ise etki ve tasarruf alanı daraltılarak ve teknolojik operasyonlarla tamamen devre dışı bırakılmaya çalışılmaktadır.

Savaş yöntem ve teknikleri değişmiş, düşmanların ülkemizi işgal stratejileri zamana ve şartlara göre yeniden uyarlanmış ve sözde dostane ilişkiler ve politik paketlerle milim milim işgal edilmekteyiz.

Savaşın bittiğini zanneden gafiller yanılmakta ve savaş son hızıyla değişik bir şekilde ne yazık ki sürmektedir. Bu şartlarda Cumhuriyet Bayramını kutlamak belki psikolojik boyutuyla yerinde ve anlamlıdır ama hiçbir zaman gerçek anlamda bağımsız olduğumuzun işareti maalesef değildir.

Bir Türk olarak, bu bayramı kutlamaya ne kadar hakkımın olduğunu düşündüğümde gözlerimden akan yaşlarım içinde bulunduğum ruh halimi en iyi şekilde ifade etmekte ve ortaya koymaktadır.

Düşe kalka da olsa, 85 yıldır Cumhuriyeti ayakta tutan iradeyi yaşatabildiğimiz ve bu iradeyi ikinci Cumhuriyetçilerden, akıl ve ruh kırılması yaşayan teslimiyetçilerden koruyabildiğimiz müddetçe bu Cumhuriyeti yaşatma şansına sahip olabileceğimizi bir saniye dahi aklımızdan çıkarmamalıyız.

85 yıl sonra Cumhuriyet şimdi ne kadar bizimdir veya biz bu süre içerisinde ne kadar biz olarak kalabildik sorularını vicdan ve akıl aynasının önüne geçerek yeniden tespit etmek ve yeni bir duruş belirlemek zorundayız sanırım.

Her işiniz “Türk” için ve “Türkçe” olsun dileklerimle...
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40