• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Rize 3 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • Trabzon 5 °C
  • Samsun 3 °C

Ekolojik denge ve insan dejenerasyonu

Seyfullah FIRAT

 


                      Ekolojik dengenin bozulması insanların karakter ve şahsiyet ayması yaşamasına da olumsuz etki eder. İnsan denilen canlının yakın ve uzak çevresini oluşturan toprak, hava ve su gibi nimetler olmadan insan düzenli bir ömür süremez. Çevreyi tanımlarken şöyle bir tanımlama getiririz. İnsanların etkiledikleri ve aynı ölçülerde etkilendikleri doğal veya fiziki ortama çevre diyoruz. İnsanoğlu içinde yaşadığı çevreye ne verirse çevrede ona aynısını ikram eder. Çevre ve insanlar arası ilişkiler de adaletin terazisi hiç şaşmaz. Çevre insanı asla kirletmez, insan çevreyi kirletir. Çevre kirlenince de elbette insan kirlenecek.

                     Sanayinin gelişmesi, lüks tüketimin artması insanlığı her alanda tembelliğe veya bir nevi kolaycılığa taşımıştır. Kolaycılığa alışan insanın düşünce ve algı dünyası da daralmaya veya rehavet isteği üzerine şekillenmeye meyleder. Çevremizde ki her olay bize olumlu veya olumsuz şekilde etki eder. İşte bu noktada insanoğlunun esareti başlar. Bazı düşünürlere göre ilkel dönemlerde ki insan makine çağının insanından çok daha fazla mutluydu. Onun yaşamı tamamen doğal atmosferde seyrederdi. Günümüz insanı gibi mekanik ortamın tutsağı değildi.

                   Çağımız insanının en büyük marazı kanaat hissinden uzak düşmesidir. Bunun sonunda da insan bir melek olmaktan çıkmış ve resmen acımasız bir canavara dönüşmüştür. Daha çok kazanma hırsı, sömürüyü ve haramı peyda etmiştir. Başka insanların sefaleti üzerinde mutluluk kuleleri diken çağımız insanına medeni ve uygar insan demeyi hiçbir akliselimin kabullenmesi mümkün değildir. Teknolojik gelişmeler göz kamaştırıcı boyutlar da seyrederken, ne yazık ki insanlık ciddi manada kayıplar yaşamaktadır. Maddi alanda kazanan insan sosyal ve psikolojik alan da çok şeyler kaybetmesi bir yana maalesef kendisini, yanı insanlığını kaybetmiştir.

                   Bozulan çevre şartların da bozulama yaşayan insanoğlunun mutluluk arayışı konuların da geliştirdiği yöntemlerde kirlenmiş ve hastalıklara şifa olması gereken sosyal veya siyası reçeteler zalimlerin silahı haline gelmiştir. Hukuk denilen değerden alın da, siyası güç ve kudrete varana kadar birçok kıymet insanlığın lehine ve yararına çalışması gerekirken bir avuç mutlu azınlığın diğer insanları sömürme mekanizmasına dönüşmüş bulunuyor. Yeryüzünde yaşamakta olan yedi milyara yakın insan sayıları birkaç yüz bini geçmeyen düzenbazlara hizmetkarlik ediyor. Bu öyle bir esarettir ki, insanoğlu köle olduğu hale özgürlük şarkıları söyleyebiliyor.


                    Aydın ve entelektüeller yalancılar dünyasının başını çekiyorlar. Siyasetçilerin çevirmedikleri dümen kalmadı. Dindar diye çalım satanlar kendilerince haşa yeni bir dini anlayış getirmenin peşindeler. Şişenin dibinde uyuyanlar çağdaş olduklarını zannediyorlar. Gençler kendi psikolojileri gereği dünyanın ana ekseni olduklarını söylüyorlar. Bu karmaşa içerisin de gerçek mütedeyyin insanlar seslerini duyuramayacak kadar cılız düştüler. İşin kısacası dünyanın ekseni kopmuş bilinmez bir meçhule doğru yuvarlanıyoruz. Kendilerini uyanık zannedenler ise uykuların en öldürücü olanını yaşıyorlar. Bu girdaptan çıkışın yolunu gösterecek kimseleri halen bu alemde arayanlar beyhude arayışlar içerisindedirler. İnsanlığın rehberi bellidir ve gidilecek istikameti de o çizmiştir. Kendince yeni raylar döşemenin peşinde olanlar hangi kirli kimliği veya etiketi taşırsa taşısınlar hepsi de şeytan değirmenine su taşıyorlar maalesef.
 

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40