1. YAZARLAR

  2. Sefer YAZICI

  3. DAVA DEDİN DE, SAHİ HANGİ DAVA?
Sefer YAZICI

Sefer YAZICI

Yazarın Tüm Yazıları >

DAVA DEDİN DE, SAHİ HANGİ DAVA?

A+A-

Kendi yetişmiş, çile çekmiş insanını değersizleştirip yalnızca döneme göre renk değiştiren takiyecilere makam dağıtan bir hareketin iki yakası asla bir araya gelmez. Bu dava; 28 Şubat’ın ayazında, ikna odalarında ve copların gölgesinde yoğruldu. En büyük ideali devlet kademesinde inancını özgürce yaşamak ve bu nesle bir kapı aralamak olanların bugün gördüğü manzara içler acısıdır. Dinle, diyanetle ve başörtüsüyle kavgalı bir zihniyetin liyakatsizce idari kadrolara doldurulması vicdanı olan herkesi kahretmektedir. Kendimize gelmek ve fabrika ayarlarımıza dönmek için yeniden bir 28 Şubat zulmü mü yaşamamız gerekiyor? Neden tarihten ders çıkarmıyoruz?

Sahi, biz hangi ara bu hale geldik?

Hangi ara bu kadar dünyevileştik, paraya kul köle olduk?

Biz masa, nisa ve kasa imtihanını hangi ara kaybettik?

Bizi biz yapan ahlaki ve manevi değerlerden hangi ara bu denli savrulup uzaklaştık?

İktidarın çeyrek asra yaklaşan yürüyüşünde "Bizim camiada yetişmiş kalifiye adam yok" demek; hem bu hareketin kurucu iradesine hem de emeği geçen samimi kadrolarına açık bir hakarettir. Ortada bir kadro yokluğu değil; ehliyetli ve liyakatli insanları fark edip onları hak ettikleri yere getirecek feraset yokluğu vardır. Eğriyi düzeltecek, yanlışı yüzünüze haykıracak Ömerler çok da; ne yazık ki onları görecek basiretli gözler kalmadı.

"Benim ilçemden, benim köyümden, benim meşrebimden olsun" mantığı ilkel bir kabilecilikten ibarettir. Bu kabileci anlayış; kendi liyakatli insanını paçavra gibi kenara iterken, "baba-dede kontenjanından" devlete yerleştirilen ve ilk rüzgârda sırtını dönecek olanlara pervasızca alan açmaktadır.

Bugün kendini siyasetin veya bürokrasinin şahdamarı zannedenler bilsinler ki; dert taşımayan, değer üretmeyen, liyakatli insanına alan açmayan hiç kimse aslında hiçbir yerde değildir! Koltuk işgal etmeyi devlet yönetmek sananlar; üç evrakın yerini değiştirip havanda su dövmeyi "büyük icraat" diye pazarlayarak sadece kendilerini kandırırlar. Devleti pansuman tedbirlere, idareyi körler sağırlar ağırlamasına çeviren bu vizyonsuzlukla ne bir ilke ayakta kalır ne de ortada bir dava iddiası. Eğer hak eden kendi evlatlarımız çiğnenip, yarın ilk fırsatta davaya ihanet edecek olanlar taltif ediliyorsa, bu hesap baştan yanlıştır.

Şimdi birilerinin her zamanki sığ ezberle ortaya çıkıp, "Ne oldu, sana koltuk mu vermediler?" diyeceğini çok iyi biliyorum. Umurumda bile değil! Ne makam derdim var ne de koltuk sevdam. Bizim kavgamız şahsi ikbal kavgası değil; heba edilen emeklerin, çiğnenen hakkın davasıdır.

Bugün kenarda küstürülmüş, boşta bekletilen nice dava eri var. "Aldığım maaşı son kuruşuna kadar nasıl hak ederim?" diye dertlenen, uykusu kaçan yiğitler var. Fakat makam sahiplerinin o yiğitleri görecek gözleri, taktıkları kibir gözlüklerinin ardında kaybolup gitti.

İşte bu yüzden, inandığım doğruları haykırmaktan dün geri durmadım, bugün de durmayacağım. Tek dikkat edeceğim husus; haddimi aşmamak ve nezaketsizlik yapmamaktır; ancak eleştirinin en keskin uçlarında gezeceğimden de kimsenin şüphesi olmasın. Ucu kime dokunursa dokunsun, isterse dönüp bana dokunsun, zerrece umurumda değil. Nihayetinde ne gidecek o ebedi âleme? Bir bez parçası... Her şey o bez parçasının aklığında gizli. Ne olur, o ak kefeni dünyalık hırslarla kirletmeyin!

Şimdi "Dava dedin de, sahi hangi dava?" dediğinizi duyar gibiyim.

Bizim davamız; makam kapma, akraba doyurma ya da kabile dayanışması davası değildir. Bizim davamız; emaneti ehline verme, adaleti ayakta tutma ve inancın izzetini devlette hakkıyla temsil etme davasıdır. Eğer bu ahlaki omurgayı ve adalet mefkûresini kaybettiyseniz, ortada savunulacak bir dava da kalmamış demektir.

Çok net ve sarih bir gerçeği haykırıyorum: Yanlış yapıyorsunuz!

Usulünüz yanlış, kadro tercihiniz yanlış, emanete yaklaşımınız yanlış. İşte bu yüzden, o asıl davaya ve fabrika ayarlarına dönülmediği müddetçe, bu yanlış hesabın bedeli hepimize çok ağır olacaktır.

Biliyorum; vakti geldiğinde bu feryat hatırlanacak ve "Meğer ne kadar haklıymış" denilecek. Ne var ki o gün haklı çıkmanın bana vereceği hiçbir teselli yok.

Hayattaysam hicabımdan kahrolacağım; ömrüm vefa etmemişse, Rabbimin rahmetine sığınıp hesabınızı O'na bırakacağım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yeni dezenformasyon yasası ve kişisel verilerin korunması kanununa göre; kişilik haklarına yönelik her türlü yayın suç teşkil ettiğinden, kurallara aykırı yorumlar onaylanmamaktadır. Lütfen bir aşağıdaki facebook yorumları bölümünü kullanınız
2 Yorum